10 Eylül 2020

Çocuğunuz süt sevmiyor mu? Sütü Sevdirecek harika bir tarifim var!


Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği lezzetli bir şeyler almak istedim. Ufak tefek atıştırmalık yiyeceklerin yanında marketten en sevdiğim markanın ambalajlı sütünü aldım. Süt, bizim evde çok tüketildiği için artık her alışverişlerimde sanırım hiç düşünmeden sepete ekliyorum.

Evlerine gittiğimde arkadaşım torbaları boşaltırken sütleri kendime aldığımı sanınca biraz şaşırdım. Meğer çocukları süt “sevmezmiş”. Benim düşünceme göre, çocuklar bir gıdayı, bir yiyeceği sevmediğinde bu gerçek fikir değil, bir etkilenme veya zorlanma sonucu oluyor. Yani çocuğu yemesi veya içmesi için zorlarsan o çocuk o gıdayı bir daha tüketmeyebiliyor. O yüzden çocukları serbest bırakmak, sıkmamak, o gıdayı farklı tarif ve formlarda denemelerini sağlayarak onlara sevdirmek lazım. Hele ki konu beslenme için olmazsa olmazlardan süt ise….

Arkadaşımla sohbet ettiğimizde  çekinerek ambalajlı sütleri pek kullanmak istemediğini söyledi. Nedenini sorduğumda ise besin değerinindüşük olduğunu duyduğunu ama bunu da araştırmadığını, tamamen kendi fikri olduğunu söyledi. Hızlıca bir google’layarak onunla birkaç araştırmayı paylaştım.  Çıkan sonuçlar,onu şaşırttığı kadar beni de şaşırttı. Zira bilmediğim bir sürü şey öğrendim. Bu vesileyle arkadaşıma da teşekkür ederim yeni şeyler öğrenmemi sağladığı için. 

Araştırmam sonucunda edindiğim bilgileri kısaca sizinle de paylaşmak istedim. Süt özelikle 1-4 yaş döneminde zihinsel gelişime katkı sağlıyor. Çocukluk ve ergenlik döneminde güçlü kemik ve diş oluşumunu sağlıyor.  Sonraki dönemlerde yani gebelik ve emzirme dönemlerinde bebeğin sağlıklı gelişimi için gerekli vitamin ve minerallerin vücuda alınmasına ve bebeğin kemik gelişimine yardımcı oluyor. 

Hamilelik dönemlerinde annelerin çoğunda yaşanan kemik ve diş problemlerinin oluşumunu önlüyor. Yetişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde ise yaşanması olası olan kemik problemlerinin önüne geçilmesinde etkili rol oynuyor. Vücudun ihtiyaç duyduğu protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini gibi birçok besin öğesini de içinde barındıran süt sağlıklı ve kaliteli yaşamın anahtarı diyebiliriz. Eğer siz de yaşamınızı daha kaliteli sürdürmek, olası sağlık problemlerinin önüne geçmek istiyorsanız her gün az 2 bardak süt ve 1 porsiyon süt ürünü tüketmenizi öneririm. Uzmanlar yetişkin ve yaşlıların da ortalama 2 bardak süt içmelerini öneriyorlar. Hal böyle olunca aslında sütün günlük beslenmemizde ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görmüş oluyoruz.



Ambalajlı Sütler Nasıl üretiliyor?

Ambalajlı sütler, ısıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği’ne uygun ısıl işlem geçirerek ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanan tesislerde üretiliyor. 

Isıl işlem, dünya çapında tüm sütlere uygulanan bir yöntemmiş meğer. Bu işlemin  amacı, sütün besleyiciliğinden ve içeriğindeki vitaminlerinden de herhangi bir kayba uğramadan, insanlarda ciddi hastalık riski oluşturabilecek etkenlerin tamamen uzaklaştırılmasıymış. mış.
Bu arada aranızda çiğ süt kullanan varsa diye çok ama çok önemli bir bilgi eklemek istiyorum. Çiğ olarak tüketime sunulan açıkta satılan sütler biliyorsunuz sokakta, dükkan önlerinde, mağaza kapılarında filan satılıyor. E tabii soğuk zincir de hak getire! Bu sütlerde soğuk zincir sağlanamadığından, tüketiciye ulaşana kadar geçen taşıma sürecinde toplam bakteri yükü artıyor. Bu zararlı mikroorganizmaların uzaklaştırılması amacıyla evlerde kontrolsüz bir şekilde uzun süre kaynatılıyor ve bu yüzden vitamin-mineral kayıpları ambalajlı sütlere göre daha fazla oluyor.

Özetlemek gerekirse; kendi sağlığınız ve çocuğunuzun sağlığı için her yerden süt almayın, çiğ süt almayın, denetimden geçmeyen sütü doğal sözüne kanıp eve sokmayın. Çocuklarınızı da onu sevmiyor, bunu sevmiyor diye şartlandırmayın. Sadece neyi nasıl sunacağınızı bilin ve çocuğunuza, yeni şeyler denemesi ve sevmesi için her zaman şans verin.  Çocuğunuza sütü sevdirecek bir tarifle bu yazımı sonlandırıyorum 
Şimdiden hepinize afiyet olsun.

Çilekli& muzlu Smootie Tarifi:
• 10 adet çilek,
• Yarım olgunlaşmış muz
• 1/2 bardak kutu süt, 
• 2 küp buz.
• Çocuklar için hazırlıyorsanız 1 tatlı kaşığı bal
Yukarıdaki karışımı 1 dakika blender’dan geçirin ve şahane bir yaz içeceğiniz hazır! 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Haziran 2020

Evleneceklere Tavsiyeler (kızlara)

Evliliği mi düşünüyorsunuz, evlilik nasıl bir kurum diye aklınızdan geçip duruyor mu, nasıl biriyle evlensem planları mı yapıyorsunuz, yoksa bu insanla bir ömür geçer mi diye mi düşünüyorsunuz? işte bu yazı tam size göre. (erkek versiyonu bir sonraki yazıda gelecek)

Öncelikle çok değerli bir ablamın tavsiyesi ile başlayacağım söze;

Çocuğuna baba olacak biriyle evlen!

Bunu ilk duyduğumda, yahu ne alaka dedim. benim çocuğum yok ki! bunu birine söyleyebilmen için 2. evliliği falan yapıyor olması lazım. çocuğum olmalı ki, ona baba bulayım. ama hayır, aslında tam da verilecek ilk tavsiyeyi vermişti bana. babalık yalnızca çocuğa yapılan babalık değil, ev hayvanına, sokaktaki hayvana, sana, etrafına, arkadaşlarına, herhangi bir canlıya babalık yapabilen, en geniş kapsamıyla merhametli bir adamla evlen demekti. evet merhametli bir adamla evlenin kızlar. size yeri geldiğinde acısın, merhamet duysun, baba gibi sarmalasın. yanlış yaptığınızda elinizden tutup kaldırsın, daha çok üstünüze gelmesin. her seferinde tek tek anlatsın hatalarınızı, düzeltmeye çalışsın. Baba gibi baba olsun kısaca..

Allah seni değerini bilen biriyle karşılaştırsın yavrum.

Yaşlı teyzelerden sıkça duyulurdu bu söz. Evlenmeden insan bir anlam veremiyor. Fakat değer görmek çok önemliymiş, anlıyorsun. 1 olan sorumlulukların aniden 10 a çıkıyor. bocalıyorsun, ne yapacağını bilemiyorsun. işte burada değer görmek istiyorsun. yaptıklarının değer görmesi, senin değerli olduğunun hissedilmesi. o evdeki değerinin ne olduğunu bilmek.. değerli hissetmek o kadar önemli ki bu hayatta, hele ki en sevdiğin, hayatını paylaştığın insan tarafından değerli olmak.. Gereksiz bir yer kaplıyor insan hayatında ama kaplıyor maalesef. size değer veren biriyle beraber olun. sizi çamur gibi hissettiren, en ufak şeyde üstünüze basan, fiziksel özelliklerinize kötü yorumlar yapan, sizi aşağılayan, küfür eden (itiraflar da okudum az önce) böyle adamlardan uzaklaşın. kendi bataklıklarında batıp kaybolsunlar. çünkü insan dünyaya sadece bir kez geliyor.

Sizi seven biriyle evlenin..

Hep lisede sorulurdu bu soru, sevdiğin biriyle mi yoksa sevildiğin biriyle mi evlenmek istersin. sevdiğin birinin olumsuz yanlarını göremezsin. gözün kör olur, fakat sevildiğin insan seni öyle bir sever ki, ayaklarını gerçek anlamda aslında o yerden keser. kadınlar da bu tip durumlarda mutlaka etkilenir. bu yüzden sevildiğinizle evlenin. sizi gerçekten seven bir insanla.

Denklik şart..

Önceki hayatınızdaki denklik şart. Geçirdiğiniz sevgililikler, okuduğunuz okullar, genel kültürünüz artık her ne ise sizin için önemli, işte bunda denklik şart. Ama en önemlisi, dine bakış açınız ve siyasi görüşleriniz denk olmalı. bunlar ilerde sıkıntı çıkarabilir. Bu yüzden ya yumuşak başlı biriyle, eğer radikal düşünceleri varsa, sizinle aynı görüşte biriyle evlenmelisiniz. bunun yanı sıra, genel kültüre önem gösteriyorsanız, karşınızdaki hiç bir halt anlamıyorsa, öğrenmemeye de meyilliyse, o çok sıkıcı bir ilişki olur. ha yürür mü, yürür. ama işte daha iyisi neden olmasın?

Geçmişinizi unutun..

Durmadan geçmişe atıflar yaparsanız asla mutlu olamazsınız. insan hep geçmişi düşünüp iyi yanları hatırlayabildiğinden, her zaman eskiyi mutlulukla hatırlar. bugün de yarının eskisi olacağı için anın değerini bilin. karşınızdakinin de geçmişini sildiğinden emin olun. unutamadığı eski aşkı, yaşayamadığı bir hayatı varsa eğer, o ilişki çok sıkıntı çıkarır. her şeyi aklından çıkardığına ve evlenmeye hazır olduğuna emin olun. Karşılaştırmayın. her insan kendine özel

Beraberlik..

Birlikte gülebileceğiniz bir insanla evlenin. aynı şeylerden zevk alabilin. televizyon izlemeyi mi seviyosunuz, o da sevmeli.. oyun oynamayı mı seviyosunuz, o da sevmeli. kitap mı, gezmek mi, yeni yerler keşfetmek mi, artık ne seviyosanız o da sevmeli veya gelişmeye açık olmalı. birlikte bir şeyler yapabilmelisiniz. mutfağa girip yemek yapmalısınız mesela, çamaşırları birlikte toplamalısınız, yer süpürülücekse birlikte olmalı bu. hayatın artık tek başınalıktan çıkıp, birlikteliğe evrildiğini algılayabilecek bir kapasiteye sahip olmalı karşınızdaki. tüm yükleri omzunuza yükleyip, sonra yapamadıklarınızdan dem vuracak biriyle evlenmeyin. ev işlerini konuşun mesela. yapabileceklerinizi, yapamayacaklarınızı. bu hayatı artık birlikte yaşamak istediğinizi bilen biri olmalı.

İyi bir adam..

Yoldan geçen insanlara karşı nasıl bir bakış açısı var? yemeğe çıktığınızda garsona köpek muamelesi mi gösteriyor mesela? bu insanlar parayı buldukça başka yönlere sapacaktır, kaçabildiğiniz kadar kaçın. para ile mevkii sahibi olunacağına inanan biriyle asla yola çıkmayın..

Maddiyat..

Değinmeden olmaz. eğer çok zenginseniz, çok fakir bir insanla yapamazsınız fakat eğer orta halli bir insansanız, herkesle yapabilirsiniz. fakirseniz de sizin için değişen bişey olmaz. maddiyat önemli değil deseler de, elbette önemli.. marka düşkünü bir insansanız ve karşınızdakinin bunu karşılayacak durumu yoksa, zamanla bu ufak tefek kavgalardan büyük kavgalara evrilir. gerek yok. ya çalışıp kendi işinizi kendiniz görebileceksiniz, hem eve katkı sağlayıp hem de istediğinizi alacaksınız, ya da evlenmeyecekseniz. ha evlendiniz, o zaman susacaksınız. :) sory kızlar.

Sadakat..

sizi aldatan biriyle zaten asla evlenmeyin. fakat hiç aldatmamışsa, eskiden başkalarını aldatmış mı? yalan söyleme alışkanlığı var mı? bunları bilmeniz gerekir. evlilikte en önemli temel yapı taşlarından biridir sadakat ve güven. sizin ona, onun da size güvenmesi oldukça önemlidir. birinizden birinde güven oturmamışsa, oturtmak için karşılıklı oturup ne yapılması gerekiyorsa yapın. güven inşaa etmeden evlenmeyin.

Karşılıklı Konuşabilmek..

Sanırım en önemli şey. İletişim. karşılıklı iletişim kurabiliyorsanız, sizden iyisi olamaz. ama karşınızdaki sizi dinlemiyorsa, isteklerinize yanıt vermiyorsa, ben böyleyim, beni böyle kabul et veya git diyorsa kalkın gidin. bir sıkıntınız var ki, karşınızdakine bunu tek tek anlatıyorsunuz ve bunun bir nebze değişmesini istiyorsunuzdur. Ama inatla değişmiyor, artık sizi dinlemiyorsa, evlenip kendinize yazık etmeyin. birinizden birinin bu konuda taviz vermesi gerekiyor ki, taviz vermek kadar yoran bişey yok.

Değişmek..

bir insan 7sinde neyse 70inde de odur lafı evlilik harici kurulmuş. zira evlendikten sonra eşinize karşı evriliyorsunuz. ayak uydurma adına değişiyorsunuz. tamamen kişilik değişimi olmasa da, yumuşuyorsunuz bazı konularda. bu yüzden değişebilmeye açık biriyle evlenin. tek taraflı değişim olmaz.

Özel Hissetmek

Değerli hissetmek gibi fakat bu bir tık üstü. sizi özel hissettiren birisi varsa karşınızda, düşünmeden evlenin. bunu hissedince anlarsınız.

Mutlaka ekleyebileceğimiz bir şeyler vardır bu yazıya kızlar. Fakat az çok ne demek istediğimi anladınız. Merhametli, sizi seven, değerinizi bilen, sizinle eğlenebilen, sizi güldüren, size özel hissettiren, beraberliği tam olarak sağlayabildiğiniz bir insanla evlenin. 

Ne demiş sokrates, eğer iyi biriyle evlenirseniz mutlu olursunuz, kötü biriyle evlenirseniz filozof. Umarım hepiniz mutlu tarafta kalırsınız :)

7 Mayıs 2020

Evde Hamburger Yapımı

Yoğun istek üzerine (1 kişi) tarifi vermeyi borç bildim.. Öncelikle söylemeliyim ki, hamburger de kıymadan önemli olan şey varsa o da ekmektir. ekmeği mutlaka yapın, marketten alınanlarla aynı tadı kesinikle elde edemezsiniz. Çünkü yapmaya üşenip marketten aldım, hiç alakası yoktu. Bu yüzden önce ekmeğin tarifini veriyorum..

Hamburger ekmeği: (instagram hatibon hesabından alınmıştır)

-1 su bard. su (200ml)
-1/2 su bard. su ve süt karışımı (su+süt toplamı 100 ml)
-2,5 tatlı kaş. instant veya aktif kuru maya ▪️2,5 çorba kaş.şeker
-1 iri yumurta
-4,5 su bard. un (yaklaşık 500 gr)
-1,5 tatlı kaş.tuz
-40 gr tereyağı (hafif yumuşamış)

Üstüne sürmek için: 

-1 iri yumurtanın sarısı
-1 tatlı kaş.süt 
-1 tatlı kaş.sıvıyağ 
-1 çay kaş.pekmez
-Susam 

Yapılışı:

✔️Hamur yoğuracağınız kabın içine (parmağınızı yakmayacak kadar) ılık olan su ve sütü koyup, şeker ve mayayı ekleyip karıştırın. 
✔️Unu tartarak kullanıyorsanız, yarım bardağı bir kenara ayırın ve kalan unun içine tuzu ekleyip tel çırpıcıyla karıştırın. Tereyağını unun içine doğrayıp parmak uçlarınızla ovalayarak ufalayın.
✔️Yumurtayı mayalı karışıma ekleyip karıştırın. Unu da ekleyerek hamurunuzu oluşturun. Ayırdığınız yarım bardak unu da hamurun kıvamına göre kontrollü olarak ekleyin. Hafif ele yapışan bir hamur oluyor, yoğurdukça toparlanıyor. 
✔️Hamuru 7-8 dk yoğurup, içini hafifçe yağladığınız kapta üzeri örtülü olarak iki misli olan kadar kabarmaya bırakın. 
✔️Tezgahınızı unlamadan çalışarak, hamuru 8 eşit bezeye ayırıp yuvarlayarak şekil verin. İçine pişirme kağıdı döşenmiş tepsiye aralıklı olarak yerleştirin. Elinizle hafifçe yağ sıvadığınız streç folyoyla bezeleri örtün. 30-40 dk kadar tepsi mayasına bırakın. 
✔️Üzerine süreceğiniz malzemeleri bir kase içinde karıştırıp fırça yardımıyla nazikçe sürün.
Susam serpiştirip 200 C'ye iyice ısınmış fırında 15-18 dk pişirin. İlk sıcağı tepside çıkana kadar bekleyip varsa soğutma teline aktarın. İyice ılınmadan kesmeyin!

Hamburger Köftesi:

Tek kişi için evde tartınız varsa (ki bence almalısınız, hepsiburada da 30 tl ye aldığım tartı çok da güzel iş görüyor) 150 gr kadar kıyma. (2 kez çekilmiş olmalı) güzelce yoğurup üzerine öğütülmüş tuz ve karabiber koyuyorsunuz. Döküm tavayı iyice kızdırıp, ayçiçek yağı döküp , köftenizi üstüne atıyorsunuz. 1 tarafı yaklaşık olarak 5-8 dakika içinde pişer. sonra arkasını çevirip burger peyniri koyun. pişirdikten sonra ekmeğinizi tavaya bastırın ve köftenizi koyun..

Köftenin üzerine hardal döktükten sonra, dana jambon ve hindi jambonu julien kesip koyun.. 

Karamelize soğan da eklemek istiyorsanız, 1 soğanı julien kesip, 1 şeker kaşığı şeker, biraz tuz ve karabiberle ayçiçek yağında iyice kavurup karamelize hale getirebilirsiniz ve bunu da ekleyebilirsiniz.

Ketçap ve mayonezle imzanızı atın ve afiyetle yiyin lütfen. Bunu yedikten sonra, dışarda tanesine 40 tl verdiğim burgerlere üzüldüm şahsen. Aaa aynısını yapıyorum işte. 


5 Mayıs 2020

Ivır Zıvır 88

hemen gündemle başlayayım. üniversiteye giriş puanları 170 e indirilmiş. artık bu puandan sonra hala üniversite kazanamayan olursa, kusura bakmayın ama gerizekalıdır. Tabii olağanüstü durumları olan arkadaşları tenzih ediyorum bu konuda. mesela bizim bir komşu çocuğu vardı, deli gibi ders çalışırdı. sınava girdi. yanındaki kız epilepsi nöbeti geçirdi. bu yüzden hem zamanı gitti, hem de psikolojisi. istemediğimi bir üniversiteye gitmişti.

bizim zamanımızda üniversite kazanmak çok zordu be azizim.

yer sofralarında nasıl yemek yeniyor anlamıyorum. dün puding pişirdim. oruçlu olduğumdan dibini sıyırma işini bizim ufaklığa vereyim dedim. sıcak olduğundan tencereyi yere koydum, eline verdim kaşığı. o yerken birden içim gıcıklandı. yemeğin yanından yürüyerek geçiyordum. yemeğe ne büyük bir saygısızlık bu böyle. dizin altında olan her şey, saygısızlık bence. bu yüzden hemen alıp masaya çıkardım. e insanlar yerde oturup yemek yiyor, yer sofraları falan kuruyorlar. nasıl ya? yemeğe saygı nerde? nimet o nimet. ayaklarının altına alıyormuşcasına.. ay ne biliyim içim gıcıklanıyor.

a kişisinin ailesinin evine gittiğimde dayıları falan aile büyükleri hep beraber çiğ köfte partisi düzenlediler. yere oturdular hep birlikte. tabaklarına alıp yiyorlar. bilen bilir, çiğ köfte hiç sevmem. ısrar kıyamet, aldım 2 tane tabağıma, hemen kalktım oturdum koltuğa. dayılar yengeler, anneler babalar falan hep yerde, ben koltukta. soğuk bir hava esti hemen. aman napıyım yere oturamam ben dedim güldüm. kimse gülmedi. sonra bir daha görüşmedik zaten.

hayat eve sığıyor gerçekten. çok mutluyum demek isterdim ama artık ev benim için hapishane özelliğine büründü. boğazım da ağrıyor. ay nerden çıktı bu hastalık ya? annemi görmeyeli 2 ay oldu. yalnızlık çok acı, tam da sen ben olmuşken..

geçen gün beni sabahın 7sinde bir numara aradı. tabii ben uyku halindeyim. uykudayken de ne dediğimi bilmem genelde. alo dedim sessizce. karşı tarafta normal alo dedi. sonra ben yine sessizce deyince, o da sessizce alo dedi. böyle sessiz sessiz alolaştık. ay baktım işim sonu yok, suratına kapattım. akşama doğru olay aklıma geldi. amaan bu saatten sonra aramayım bari deyip vazgeçtim. aynı numarayı 17 yıldır kullanıyorum, hiç böyle ilginç olay gelmemişti başıma. 

heh, bir de hazır evdeyken sizlere bir burger tarifi vermek istiyorum. tabii isterseniz. yaptığım en iyi burger kendisi. artık dışarda yemeyeceğim sanırım. yahu harika bir şey. isterseniz yorum atın, bir sonraki yazım o konuda olsun..

ha bir de kilo aldım ben ya. nasıl vereceğiz bu kiloları? neden hep yemek düşünüyorum? obez mi oldum acaba ya?

ay son olarak, şu hamile kalan kadınlar çişli testleri kocalarının ellerine tutuşturuyorlar ya, illet oluyorum. yok kutulara koymalar, yok saçma sapan bir şeyler yapmalar. sonra bunu videoya çekip sosyal medya mecralarında paylaşmalar. ben hamile kaldığımda anneme bile söylememiştim, kolumdaki iğne izinden neyin var falan deyip zorla lafı ağzımdan almıştı. doğum yaptığımda, evli olduğumu bile bilmeyen arkadaşlarım vardı. her bir hareketi göze sokmak nedir ya? keşke bu tip olayları filtreleyebilen bir yazılım olsa. durun bir uğraşayım bunla ben.


22 Şubat 2020

Ahlaksız Gazetecilik

Bir bloğa yazılacak yazı belli bir uzunlukta olmalı, twitter ise çok kısa. Ben hep arada kaldığım için pek yazı yazmıyorum. Fakat bu sefer değinmeden edemeyeceğim. Herkese malum edilen 10 yaşında bir  çocuk var. Bu çocukla ilgili en son bilmem kaç yıl önce (artık 7 yaşına mı denk geliyor bilmiyorum) attığı tweetlerden toplumun belli kesimlerine nefret yada sevgi aşılamaya çalışan bir habere denk geldim. Çocuğun ne olduğu, ne okuduğu veya ne olacağı önemsiz benim için.  Fakat kendisi anlayabilecek insanların anlayacağı oldukça basit bir şeyi bize kanıtlamış oldu. Oda gazeteciliğin ekseriyetle güvensiz ve ahlaksız olduğu.



Bu gazetecilik, 10 yaşında bir çocuk hakkında günlerdir toplumda ayrıştırıcılık yaratacak haberleri insanların gözüne sokmakta bir sakınca görmüyor. Bir çocuk hakkında insanlara nefret duygusu aşındırmaktan da geri kalmıyor. Bir çocuğun psikolojisini, insani ilişkileri, ailesi ile ilişkileri kendine ekmek ediyor.

Birde bu arkadaşların bir tanesine laf etseniz, "basında özgürlük", "Türkiye'de basına kara leke" gibi uyduruk mottolarla sizi yaşayanlar mezarlığına göndermeye çalışıyor.

Mümkünse ne gazate okuyun, ne tvde haber izleyin ne de internette ki haber sitelerinde dolaşın. Bunlar tamamen sizin psikolojinizi manipüle etmek, hedef aldığı insanların hayatını mahfetmek uğruna kar etmek üzerine kurulu bir sistem. Hiç bir birşey bilmemekten daha kötü olan şey, birazı için insanların hayatına tecavüz etmektir. Zaten hiç birşey üzerinde de bir kontrolünüz yok. Bunuda aklı başındaysanız öğrenmişsinizdir zaten.

Artık kurunun yanında yaşta yanmalı, kimse çıkıp ben işimi düzgün yapıyorum demesin. Artık bir önemi yok çünkü.

17 Şubat 2020

Ivır Zıvır 87


Yine geldik bir ıvır zıvıra. Buraya içimi dökmesem, kesinlikle rahat edemiyorum.
Evimin duvarları kırmızı diye her gelen burada nasıl yaşıyorsunuz tepkisi veriyor. Ben kimsenin evine gittiğimde beyaz duvarları görüp, aynısını söylemiyorum. Çünkü bence beyaz duvar hastane ve tuvalet belirtisi. Beyaz mobilya da öyle. Sanki tahtaya tırnağınızla cırtt sesi yapıyormuşsunuz gibi içim gıcıklanıyor.
Yaş 30’a gelene kadar herkese “arkadaş” diyorsun, 30’u geçtikten sonra sadece tanıdık oluyorlar. Arkadaş dediklerin çok daha özel bir yere konumlanıyor ve bir elin parmak sayısını geçmiyor, maalesef..

Bazı insanların kendini beğenmişliği, kibiri sinir bozucu olabiliyor. Bir insan size bir şey sorduğunda cevap vermemek kibirdir. Toplumda arada selamlaştığınız insan yanınıza gelip size bir şey sorduğunda aynı şeyi yapmıyorsanız, internette de yapmayın! Ya da yapın ya, ne mal olduğunuzu anlayalım da insan kategorisine koymayalım. Fikirlerinizi önemsemeyelim, ne dediğiniz umrumuzda olmasın.

Alerjisi olmayan insanlar gerçekten çok şanslılar. Boğaz yanması şikayeti ile dr a gittim. Penisilin alerjim olduğu için agumentin yazıp, sildi. Sonra gargara verip yolladı. 2 ilaçla geçecek boğaz yanmasının iyileşme süreci 1 hafta. Ömrümde ilk kez kanal tedavisi olacağım için iğne olmam gerekiyor. Gittiğim 4 dr da iğne yapmaktan korktu, alerji testi yapmamı istedi. 2 tüp ilaçtan iğneyle tek çizik atmak için alerji merkezi 1500tl istedi. Devlette ise alerji bölümüne randevu alamıyorum. İstanbul gibi bir metropolde bir kaç hastanede var. Bunca alerjik insan varken hemde. Yaklaşık 6 aydır aynı dişin saçma ağrısını çekiyorum. O yüzden sırf bu yüzden bile şükredebilirsiniz.

Şu hayatta yaptığım seçimlerin en kötüleri kesinlikle meslek seçimi. çocukluk hayalim olan, araba tamirciliğini gerçekleştirmek istiyorum fakat babamın "sanayi kızlara göre değil!" Lafı bana ket vuruyo 12 yaşımdan beri. Kaputu açıp, her motorun kendine özel işleyişini çözmek, ne keyiflidir oysa. Sorunu bulup, halledebilmek. Artık kafamı yoracağım bir meslek değil, fiziksel olarak yorulup, kafa olarak rahat olacağım bir mesleğim olsun istiyorum

Korona virüs yüzünden dışarı çıkamıyorum bu arada, iyice psikolojim bozuldu.



23 Ocak 2020

Bir ah.


“Oturup anlat desen, söyleyecek sözüm yok
Nerelerdeydin desen, var olduğum bir yer yok.”

Ah ne güzel söylerdi Erhan Güleryüz. Var olmadığım yerden yazıyorum size. Geçti, bak deyip yanağıma öpücük kondurmasaydı, nasıl dayanırdım bilmiyorum. İçimde her geçen gün parçalanan, kopan bir şeyler var ve her gün canımı daha da acıtıyor. Sanki bir şeyler paramparça oldu durduk yere. Ve ben, ben her kimsem, ne olduğumu, neden olduğumu, neye sebep olduğumu bilmiyorum. Ben derdimi anlatıyorum, anlatamıyorum. Dinlenmiyorum. Hiç kimse dinlemiyor beni. Bazen oturduğum yerde hissettiriyorum ama hayır, yine anlaşamıyorum. Ben anlaşamıyorum. Ben çok farklı bir frekansta konuşuyorum, çok başka..

Biz birbirimize çok iyi geldik diyorlar ya, şaşırıyorum. Nasıl? Nasıl bir insan bir insana iyi gelebilir ki? Her söylediğinizi anlayan, size her şeyi anlatan, söylediklerinizin arkasında hep bir art niyet aramayan birileriyle belki iyi gelebilirsiniz. Geçen rüyamda görmüştüm. Öyle bir şey olmuştu çünkü.