Merhaba okuyucu!
Bilmiyorum beni hala okuyor musun? çünkü eskiden her gün yazan ben, artık senede bir gün yazabiliyorum. Sorsan kafamı kaşıyacak vaktim yokken hiç bir şey yapmıyor gibiyim. En büyük ihaneti buraya yaptım sanırım. Hergün yazmaya devam et be kızım, zaten sen burayı günlük diye açmamış mıydın? Gelmişsin 38 yaşına hala nelerin peşindesin diyor diğer tarafımda. Derken bu yorum beni buraya geri döndürmeye yetti.
Unutulmamışım be ahali! Hiç kimse yoksa bile birisi beni hatırlamış. Bak döndüm. Sadece birisinin beni hatırlamış olmasının hatrına!
Geçen gün anneme "Anne ya, ne muhteşem bir gençlik yaşadım öyle. Keşke bu dünyaya tekrar gelsem, tekrar ve tekrar yaşasam herşeyi. Değiştirmek istediğim kararlarım ve dönemeçlerim var evet ama hiç değiştirme hakkım olmasa bile yine yaşamak isterdim" dedim. Gerçekten muhteşem bir gençlik yaşadık bi bu ülkede. Ülkede diyorum, çünkü şimdi ki hale bakınca gerçekten üzülüyorum. Acaba eskiden de mi böyle tehlikeliydi sokaklar, biz mi bilmiyorduk, anlamıyor muyduk bir şeyleri, yoksa gerçekten aklımızın beş karış havada olduğu dönem miydi bilmem ama biz dışarda mutluyduk. Kalabalık değildik bir kere. Sokakta kahvaltı yapmak gibi rafine zevklerimiz vardı. O zamanlar böyle kahvaltıcılar, serpmeler vs ler yoktu. Zor bela bulurduk peynir tabaklı kahvaltı veren mekanları. Herşey çok değerliydi be. Dinlediğimiz müzik, izlediğimiz videolar, filmler, kitaplar.. Şimdi herşey anlık. Müzikler zevksiz. Ben hala Bouleverd of broken dreams dinliyorum. Müzik zevkim saplanmış kalmış geçmişe, duman herşeyi yak ile devam ediyorum hayatıma.
Neyse, "ben yokum aslında" kimsin bilmiyorum ama sanırım yazma şevkimi bana geri getiren de sensin. Yazıyorum, o halde varım! Ben burayı günlük karalamaya devam ediyorum. Elimden geldiğince :)
Yorumlar
Yorum Gönder
Bi sesin çıksın..