Film Meydan Okuması

Takip ettiğim bloggerlardan Zihin böyle bir meydan okuması yapmış. Tek günlükmüş fakat mevzu sinema olunca hemen atladım. Sinemaya ilgisi olanlar atlayabilirler. Eğer sizlerin de listesi varsa paylaşın, bakayım. Çünkü bu günlerde film izlemeye bolca vakti olan bir insanım ne de olsa. Başlayalım öyleyse.

1- İzlediğim en son film: Ateş Böceklerinin Mezarı


Bu filmi izlediğinde ağlamaktan gözlerin şişecek deseler de, anime izleyince içime giren o sıkıntılı ruhiyet ağlamama izin vermedi. Bitse de kurtulsam dedim fakat meraktan da izledim. Olabildiğince akıcı, bir o kadar da etkileyici bir film. Savaşta olan çocuklara oluyor temasına sahip olan film anime severler için harika olmalı. 

------------------------------------------------------------------------------------------------
2- Sevdiğim bir fantastik film: Charlie'nin Çikolata Fabrikası


Her çocuğun izlemesi gereken bir film. Her zaman severek izliyorum kendisini. Candır, canandır.
----------------------------------------------------------------------------------------------
3- Sevdiğim bir aksiyon/macera filmi: Kelebek Etkisi


Tek kelimeyle muhteşem. Bu filmi izlemediyseniz, itinayla izleyin.

------------------------------------------------------------------------------------------------

4- Sevdiğim bir korku/gerilim filmi: Davetsiz (The Uninvited)


Söyleyecek bir şey yok, güzel film.

------------------------------------------------------------------------------------------------

5- Sevdiğim bir dram filmi: Zenne


İzlediğim ve beğendiğim tek lgbt filmi diyebilirim sanırım. 

------------------------------------------------------------------------------------------------

6- Sevdiğim bir komedi filmi: Naked Gone (Çıplak Silah)


Bu filmde cidden gülmekten ölmüştüm. Gülmek istiyorsanız ve henüz izlemediyseniz,izleyin.

------------------------------------------------------------------------------------------------

7- Beni mutlu eden bir film: Beastly (Sevimsiz)


Yaaa bir aşk ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi, kalpligöz.

------------------------------------------------------------------------------------------------

8- Beni üzen bir film: Kız Kardeşimin Hikayesi


Bu filmde ağladım ben, böyle ağladığım bir film daha vardı ama ismini hatırlayamadım, bununla idare edin.

------------------------------------------------------------------------------------------------

9- Sahne sahne ezbere bildiğim bir film: Forrest Gump 


Upuzun film, nasıl ezberledin dediğinizi duyar gibiyim. Efenim bir filmi peş peşe 10 kez izledikten sonra toplamda 45 kez izlediğinizde, elbette ezberliyorsunuz.

------------------------------------------------------------------------------------------------

10- Sevdiğim bir yönetmen: Tim Burton


Yönetmen gibi yönetmen, sen çek biz izleyelim abi.

------------------------------------------------------------------------------------------------

11- Çocukluğumdan kalma sevdiğim bir film: Jumanji


Ya sen ne güzel bir filmdin öyle. Çoluk çocuk izleyin bunu, harika atraksiyonlu bişi.

------------------------------------------------------------------------------------------------

12- Sevdiğim bir animasyon filmi: Chicken Run (Tavuklar Firarda)


Bu filmi pek kimseleri bilmez ama bizim zamanımızın en iyi animasyonuydu. O zamanlar 11-12 yaşlarındaydım ve dvd sini aldığımda mutluluktan ölüyodum

------------------------------------------------------------------------------------------------

13- Sevdiğim bir aşk hikayesi: Pers Prensi Zamanın Kumları


Efenim kadere inanmak istiyorsanız, izleyin filmi. Varsa alnınızda bir aşk, kaçarı yok.

------------------------------------------------------------------------------------------------

14- Herhangi bir filmden sevdiğim bir replik: Pers Prensi Zamanın Kumları


"Derler ki bazı hayatlar zaman için bağlıdır birbirine,çağlar içinde yankı bulan eski bir çağrı ile zincirlidir ötekine"

------------------------------------------------------------------------------------------------

15- Kitap uyarlaması olan sevdiğim bir film: Dövüş Kulübü


Kapitalizm karşıtı demiştik di mi? Ha bir de kitabı da benim için başka özeldi, anlatmıştım size daha önce, nedenini biliyorsunuz zaten :)

------------------------------------------------------------------------------------------------

16- Sinemada izlediğim son film: Star Trek Beyond


Beklediğim gişeyi yapmadı ama güzeldi bu film. Severek de izlemiştim.

------------------------------------------------------------------------------------------------

17- Geçen yıl izlediğim en iyi film: Mad Max


Heyecandan tir tir titretmese de geçen yılın en iyi filmi buydu bence. 

------------------------------------------------------------------------------------------------

18- Beni en çok hayal kırıklığına uğratan film: Ex Machina


İzlerken uyudum, o yüzden pek bir katkım olmayacak bu filme. Sevmedim seni Ex machine, tam bir hayal kırıklığısın benim için.

------------------------------------------------------------------------------------------------

19- Sevdiğim bir erkek oyuncu: Tobey Maguire


Ne çekse izlerim arkadaş dediğim ender oyunculardan Ha bir de Tom Hanks var. O da ayrı

------------------------------------------------------------------------------------------------

20- En hakettiğinden fazla değer biçilmiş film: Spotlight


Abartılacak bir film değildi, kimse aksini iddia etmesin lütfen. Bir ara çok sıkıldım, kapatıp çıkasım geldi, o derece.

------------------------------------------------------------------------------------------------

22- En önemsenmemiş film: Muhteşem Gatsby


Ya siz bu filmi nasıl önemsemezsiniz arkadaş? Adam aşkı için neler yapmış? Peki ya anlatıcının güzelliği. ? Yok yok değerinin çok altına gitti bu film.

------------------------------------------------------------------------------------------------

23- Herhangi bir filmden sevdiğim bir karakter: Fight Club-Jack


Bir kapitalist düşmanı filmin baş kahramanı sevilmez de ne olur ha?

------------------------------------------------------------------------------------------------

24- Sevdiğim kötü bir karakter: Swenney Todd


Mutlaka sevdiğim başka kahramanlar da vardır ama gelmedi aklıma, bende a kişisine benzettiğimi seçtim :)

------------------------------------------------------------------------------------------------

25- Sevdiğim bir kahraman: Spider Man


Kası olmadığından mı, iyi kalpliliğinden mi nedir bilmem ama severim Spider Man'i. Hatta bir ara düşündüm, başka kahramanım yok.

------------------------------------------------------------------------------------------------

26- Kirli zevklerimden saydığım bir film: Recep İvedik


Bu tiplemeyi "dikkat şahan çıkabilir" den beri sevdiğimden olacak, severek ve gülerek izliyorum. Kimse kusura bakmasın aaa.

------------------------------------------------------------------------------------------------

27- Sevdiğim bir klasik: Charlie Chaplin- Modern Zamanlar


O zamanda çekilen bu kadar anlamlı bir film daha yok bence. Varsa söyleyin, izleyelim.

------------------------------------------------------------------------------------------------

28- Sevdiğim bir arkadaşlık portresi: Şimdi Ya Da Asla


Dostluk gibi dostluk filmi. Geç bulunup erken kaybedilen cinsten

------------------------------------------------------------------------------------------------

29- Sevdiğim bir yeniden çevrim: Maymunlar Cehennemi


------------------------------------------------------------------------------------------------

30- Hiç sevmediğim bir film: Ye Sev Dua Et


Ben bu film hakkında hiç bir şey söylemek istemiyorum. Sıkıldım, ağladım, üzüldüm, depresyona falan girdim filmden çıkınca. Arkadaş bir film bu kadar mı zaman kaybı olur?


Evettt, bir film dinletisinin daha sonuna geldiniz. Dediğim gibi varsa eklemek istediğiniz filmler, itinayla izlerim. Ha bir de, muhtemelen hatırlayamadığım harika filmler vardır fakat ilk aklıma gelenleri paylaştım sizlerle :) Kendinize iyi bakın, esen kalın.

Toplu Taşımadaki Gerilimi Düşürmek İçin Kafes Dövüşü Turnuvası

Zaytung'da okuduğum bu haberi paylaşmadan geçemedim dostlar. Bence mantıklı.


Art arda yaşanan toplu taşımadaki şiddet olaylarını değerlendirmek üzere bu akşam saatlerinde bir araya gelen İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nin toplantısı az önce sona erdi. Şehirdeki gerilimi azaltmak üzere alınacak önlemlerin masaya yatırıldığı toplantıdan çıkan en çarpıcı karar ise, İstanbul'un kilit noktalarında ve toplu taşıma duraklarında kafes dövüşleri düzenlenerek vatandaşların deşarj olmasını sağlama yönünde...
Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından kameraların karşısına geçen İBB Başkanı Kadir Topbaş, özellikle bugün yaşanan ve metrobüs vakasınının önemli bir alarm işareti olduğuna dikkat çekti. Yaşanan gerilimin, en fazla 5-6 milyon kişinin yaşaması gereken bir alana yaklaşık 20 milyon kişinin doluşması nedeniyle ortaya çıktığını belirten Topbaş, "Tabii böyle olunca herkesin varlığı diğerine batıyor. Oksijenin de yetersiz gelmesi yüzünden yavaş yavaş akıl sağlığını yitiren vatandaşlarımız olmadık sebeplerle birbirlerine dalıyorlar. Yolcular diğer yolculara, yolcular şoföre, şoför yolculara her an girişebilir, girişiyor da zaten. Bugün ucuz atlattık ama Allah muhafaza çok daha feci olaylar da her an yaşanabilir" derken, yoğunluğun en fazla yaşandığı yer olan toplu taşımada tehlikenin daha da belirgin bir hale geldiğini ifade etti.
"Nasılsa dalacaklar"
İBB Başkanı Topbaş, yakın bir zamanda büyük bir deprem ya da veba salgını benzeri bir hastalık olmadıkça şehirde bir nüfus azalması beklenmediğini de sözlerine ekleyerek şöyle devam etti: 
"Bu durumda bizim üzerimize düşen, vatandaşlarımızı bir nebze rahatlatmak, deşarj olmalarını sağlamak. Toplantıda arkadaşlarımızla bunları konuştuk. Ne yaparız da en azından zaiyatı azaltabiliriz diye kafa yorduk. İlk aklımıza gelen şey, 'bunlar nasılsa birbirine dalacak, bari güvenli bir yerde kontrollü olarak dalsınlar' oldu. Bu amaçla başta Avcılar, Zincirlikuyu gibi yoğun duraklar olmak üzere kademeli olarak tüm metrobüs duraklarımıza vatandaşlarımızın rahat rahat kozlarını paylaşabilecekleri kafesler yaptıracağız. Yolculuk esnasında ya da öncesinde birbirine bilenenler girsin bunlara, kazananlar, ayakta kalanlar sinirlerini atmış bir şekilde pırıl pırıl çıksın kafesten. Ha keza şoförlerimiz de aynı şekilde bu turnuvalara diledikleri zaman dahil olabilirler. Onlara da bu konuda yetki ve izin verdik..."
Toplu taşımada "doğal seleksiyon" dönemi
Uygulama sayesinde yolculardan zayıf olanların kafeste elenerek toplu taşımadaki yoğunluğun da azaltılacağına dikkat çeken Topbaş, son olarak "Sistem bir yandan da doğal seleksiyon gibi işleyecek. Biz istiyoruz metromuza, metrobüsümüze de öyle her isteyen değil hak edenler, bileği kuvvetli olanlar binsin. Mert dayansın, namert kaçsın. Yazık günah bak kaç milyarlık araç pert oldu bugün..." ifadelerine yer verdi.

İletişim Fakülteleri Kapansın!

Şimdilerde her forumda karşıma çıkıyor bu cümle. Hak veriyorum istemsizce. Hem de bir iletişim fakültesi mezunu olarak. En çok da bu yüzden hak veriyorum gerçi. 

Gelin bir alıntı yapayım önce:

"Sayıları 80’i bulan İletişim fakülteleri her yıl 10 bin civarında mezun veriyor. Türkiye’nin önde gelen üniversitelerinden aldıkları nitelikli eğitimlerle mezun olan iletişim mezunları işsizlik sorunuyla karşı karşıya.. İletişim ve medya sektörünün 2 büyük il (İstanbul, Ankara) dışında hemen hemen hiç gelişmemiş olması mezunların kendi mesleklerini yapmalarında en büyük engel. Yerel radyo ve televizyonların büyük kısmı adeta maaş vermemek için iletişim mezunu dışında gönüllülüğe dayalı çalışmaya yönlendiriyor. İletişim mezunları özel sektör ve devletin olumsuz yaklaşımları nedenleriyle kendi mesleklerini iletişimciler dışında herkesin yaptığının altını çiziyor.
İletişim mezunlarının çalışabileceği alanlar geniş aslında. Hükümet’in gerekli yasal düzenlemeleri yapması durumunda işsiz iletişimci sorununun çözülmemesi için bir neden yok. Örneğin iletişimcileri ilgilendiren alanları bir bir sıralıyoruz ve soruyoruz: BU KURUMLARDA ÇALIŞANLARIN YÜZDE KAÇI İLETİŞİ MEZUNU? HER SENE BU KURUM VE KURULUŞLARDA KAÇ İLETİŞİM MEZUNU ALINIYOR?
Basın Yayın ve Enformasyon: ÇALIŞANLARIN YÜZDE KAÇI İLETİŞİM MEZUNU? HER SENE KAÇ İLETİŞİM MEZUNU ALIMI OLUYOR?
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu: ÇALIŞANLARIN YÜZDE KAÇI İLETİŞİM MEZUNU? HER SENE KAÇ İLETİŞİM MEZUNU ALIMI OLUYOR?
Anadolu Ajansı: ÇALIŞANLARIN YÜZDE KAÇI İLETİŞİM MEZUNU? HER SENE KAÇ İLETİŞİM MEZUNU ALIMI OLUYOR?
BASIN İLAN KURUMU: ÇALIŞANLARIN YÜZDE KAÇI İLETİŞİM MEZUNU? HER SENE KAÇ İLETİŞİM MEZUNU ALIMI OLUYOR? YA DA BASIN İLAN KURUMU İLETİŞİMCİLERİN DAHA FAZLA İSTİHDAMI İÇİN SON 3 YIL HARİCİNDE NE YAPTI VE SON 3 YILDA NE YAPTI?
TÜM DEVLET HASTANELERİNDE: İLETİŞİM UZMANI VE HALKLA İLİŞKİLER DEPARTMANLARINDA KAÇ İLETİŞİM MEZUNU ÇALIŞMAKTA?
MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI: Formasyonlu binlerce iletişim mezunu var. MEB’in 2015-16 tüm formasyon almış iletişim mezunları için ayırdığı toplam 5 kadro… SORUYORUZ: MEDYA OKURYAZARLIĞI NE OLDU?İLETİŞİM DERSİNİN OKULLARIMIZDA OKUTULMAMASI NEDENDİR? İLETİŞİM VE SUNUM BECERİLERİ VEMEDYA OKURYAZARLIĞI DERSİNİ VEREBİLECEK DONANIMDA OLAN FORMASYONLU İLETİŞİM MEZUNLARINDAN KAÇ KİŞİYİ İSTİHDAM ETTİNİZ? MEB, DİKSİYON VE GÜZEL KONUŞMA DERSİNİ VEREBİLECEK ÜNİVERSİTE MEZUNLARI İLETİŞİMCİLER DEĞİL MİDİR?
ADALET SARAYLARI: İLETİŞİM UZMANI SIFATIYLA KAÇ İLETİŞİMCİ ÇALIŞTIRILMAKTA?
2009’dan bu yana hemen hemen her yıl Meclis’e kanun teklifi, çeşitli soru önergeleri verilmekte. Ancak İletişim mezunları lehine henüz olumlu bir gelişme yaşanmış değil.
İLETİŞİMCİLER İŞSİZLİKTE 1. SIRADA
Fakülte mezunları arasında işsizliğin en çok yaşandığı alan mezunlarını maalesef iletişim fakülteleri veriyor."

Evet sayın okuyucu, iletişim fakültesi mezunlarının durumu tam olarak bu. Bizler açıkta aylak aylak dolaşıyoruz, deli gibi iş arıyoruz. Bizim işlerimizde ise ilkokul mezunları çalışıyor. Onun bunun kızı, karısı, arkadaşı olması yetiyor medya sektöründe çalışmak için. Okumasanız da olur. Çoğunluğu ilk ve ortaokul derece okullardan mezun, iki kelimeyi yan yana getirip bir cümle kuramayan metin yazarları ile dolu ortalık. Çekilen reklamlardan, izlediğimiz dizilerden, fotoğraflardan, haberlerden ve diğer her ne varsa maruz kaldığınız hepsinden anlayabilirsiniz bunu. Sonra karşımıza çıkıp "Ne olacak bu gençliğin hali, nedir bu genç nesil, sonumuz ne olacak?" diye ağlayan insanlar da bunlar. 
Sen ne anlarsın bizim ne olacağımızdan? Gitmişsin en alakasız yerlerde okumuşsun, yerimizi işgal etmişsin; sonra saçma sapan işler yapıp insanları en çok etkileyen yerlerde sırf daha çok para kazanabilmek için takılmışsın, bir de gelip kendi şekillendirdiğin toplum hakkında aptalca atıp tutuyorsun!
Bu, kendi ellerinizle yaptığınızdır. Bu kendi elimizle yaptığımızdır. Bu medya, bu internet, bu iletişim araçları kimsenin oyun alanı değil! Şimdi def'olun gidin, kendi çöplüğünüzde oturun. Daha fazla para kazanacağım diye insanların beyninin içine etmekten, toplumu yozlaştırmaktan, sırf daha çok gidiyor diye saçma sapan programlar yapmaktan elinizi ayağınızı çekin.
Ha diyeceksiniz ki, kim istediği işi yapıyor ki? En çok da iletişimciler kendi işini yapamıyor maalesef. İletişim gibi en çok eğitime muhtaç olan bir sektörde, eğitimsiz bilgisiz ve seviyesiz insanlara maruz kalıp; topyekün geriye gidiyoruz;bilginize..

Mekan Keşfi: Kahve Diyarı Exclusive

Bir mekan keşfi ile daha karşınızdayım sayın okuyucu. 

Gitmenin çok kolay olduğu, dönmenin ise bir o kadar zor olduğu bir yerden bahsedeceğim sizlere. Kahve Diyarı Exclusive. Üsküdar da bulunan mekana ulaşım oldukça kolay. Üsküdar iskelelerinden Fethi Paşa Korusu'na doğru giderken Sözbir Oteli geçtikten hemen sonra sağda bulunan bir mekan kendisi. Üç katlı ve boğaz manzaralı olan mekanda nargile içebilir, kahvenizi yudumlayabilir, ya da bizim yaptığımız gibi harika bir kahvaltı yapabilirsiniz.


Ben grupanya fırsat kuponu sayesinde tanıdım mekanı. Oldukça beğendim ve bir kaç kez daha gitmeyi planlıyorum. Ulaşımın kolay olması, araba park yerinin bulunması, elemanların size misafirliğe gelmişsiniz tarzında davranışları ve tabi ki özenle seçilmiş kahvaltılıkları beni benden aldı. Daha manzaradan ve mekanın tasarımından bahsetmedim bile. Onlar ayrıca bir güzeldi. 


Nargile sever bir insan olarak akşam mutlaka uğramayı planlıyorum fakat nargilesini denemeden hakkında bir şey söylemeyeceğim. Kahvaltı bir harikaydı. Bir kahvaltının harikalığının göstergesi tam  yağlı beyaz peynir, karper peynir, hellim peynir, krem peynirin yanı sıra sucuklu yumurtadır. Bir de buna harika sıcak simitler eklenince , ohhh değmeyin keyfime. Ha bir de poğaçalar vardı di mi? Çayın tazeliğine ne demeli? Valla ben Allah dedim. 


Gemileri seyrederken yaptığım muhteşem kahvaltıda 80-90'lar karışımı müzikler dinledik, hemde ideal ses tonunda. Beni şahsen çok yüksek veya alçak ses rahatsız eder ve bu kıvamı yakalamak çok zordur. Bir mekanın temizliğini tuvaleti gösterir: kesinlikle temiz. 

Mekan içi fazla fotoğraf çekmedim, gidip görün istiyorum. Sanırım henüz tanınmamış bir yer, kimsecikler yok. Fakat tanıyın burayı, seviceksiniz. Yolunuz ne zaman Üsküdar'a düşse en azından boğaza nazır bir kahve içeceksiniz. Ben öyle yapacağım. 

Cam Kenarı Benim!

Ortak derdimiz midir başka bir şey midir bilmem? Fakat rakamlı koltuklar her zaman başımızı ağrıtır. Sebebi ise, yerine oturmayan çok bilmiş kişilerdir..

Bu tiplere en çok uçakta rastlarsınız. Uçağın en havadar yeri olan koridor kısmıdır oysa. Fakat inatla bir cam kenarı merakı vardır. Sonuçta uçarken hava açıksa, yeri seyretme gibi tatlı bir şey yoktur. Benim gibi uçak korkunuz varsa hele, dışarıya bakmadan edemezsiniz.

Çok anlatmışımdır, durmadan anlatırım efenim. Bindiğim bir uçak düşme tehlikesi atlattı. Ama öyle böyle değil. O gün bugündür, cam kenarı haricinde bir yere oturamaz oldum. Bazen de koridor tercih ediyorum. Fakat özellikle cam kenarı.. Hani utanmasam, uçağın kuyruğunda gidicem, ama yine de cam kenarını tercih edicem o derece.. Beynimden vurulma anını yaşamam ise koltuğumda başkasını kurulmuşken gördüğümde oluyor. Ben özellikle cam kenarı almışım arkadaş, ne bu rahatlık demek istesem de diyemiyorum. Pardon, orası benim yerim desem; sebepsiz bir gerginlik çıkıyor. O kişiyi yerinden etmenin verdiği rahatsızlığın yanı sıra, o kişinin nefretini kazanma hissi de vuku buluyor. O kişi ve diğer yolcular "Aman nolcak sanki 2 saatlik yol" diyorlar belki diye de düşünüyorsun o an. Sanki uçakta değilsin de yerin binbir kat dibine geçmişsin gibi oluyor. Yok susup hemen yanındaki koltuğa otursan, hakkının yenildiğine bile bile göz yummuş oluyorsun. Bu da karşındaki kişiye doğru yaptığı ve o hakkı inatla yemeye devam edeceği biletini de kesmiş oluyorsun. Çok kötü.

Bugün ise feribotta başıma geldi bu olay. Modern zamanda feribotlara da numaralar koymuşlar ve biletleri numaralandırmışlar. İsminle özel olarak yer satın alıyorsun. Ben de her zaman üst salonda en önde ve cam kenarında yer satın alıyorum. Çünkü en ön bacak uzatma açısından daha geniş ve ferah oluyor. Cam kenarını da her zaman çok severim. Arabada, otobuste, metrobüste hatta metro da bile cam kenarı tercih ederim ki bu benim kişisel tercihimdir. 

Feribota bindim, koltuğuma ilerledim A kişisi ile birlikte. Bir baktım, yerimde başkası oturuyor. Biletime baktım, koltuk kenarındaki dizilime baktım; cam kenarı benim biletimdi. Oturan kıza dönüp "Pardon, sizin numaranız kaç" dedim. "489" dedi sinirle ve ekledi "Burası benim, bi yanlışlık yok". Ben de "tamam ama benim numaram 487 ve cam kenarı 487"dedim. Tüm dünyanın hakimiyeti bir şekilde elindeymiş gibi ayağa kalkma hamlesi yaparak "Hiç sanmıyorum ama sizin için bir kontrol edeyim" dedi. Koltuğun yanındaki numaraları göstererek bakın "487-488-489"dedi. Kafasına göre içten dışa doğru bir sıralama yapmış. Tekrar numaraları göstererek "Bakın PENCERE 487,KORİDOR 489" dedim. büyük harflerle yazdıklarımı bastırdım, hemde parmağımla üzerinden geçtim. Kızcağız tribe girdi, koridora çıktı, arkadaşlarına kısaca olayı özetledi. Kendi aralarında kalkıp beni bir güzel çekiştirip "ne gerek vardı" triplerine girdiler. 

Ne gerek vardı?
Gerek vardı efendim. Eğer elimizi kolumuzu sallayarak istediğimiz yerde oturmamız gerekseydi, biletlerimizde numaralarımız olmazdı. Bize böyle bir HAK verilmişse, ben orayı SATIN ALMIŞSAM, o koltuk benim HAKkımdır. Kimse kusura bakmasın, hakkımı kimseye gasp ettirmem göz göre göre. Böyle olaylara göz yuma yuma tepemize çıkartıyoruz kötü insanları. Yapmayalım. Ha, gelir dersin benim şöyle şöyle bir rahatsızlığım var, o yüzden geldim oturdum, izniniz olursa burada oturmak istiyorum; veririz izin. İzin istemek bu kadar zor olmamalı. Yanlış yere oturup bir de karşındakini aşağılar gibi konuşursan; sanmıyorum kimse buna göz yumacak. Herkes önce kendi numarasına otursa, hiç sıkıntı çıkmayacak aslında. Madem 2 saatlik yol, ne gerek vardı, sen başta otursana kendi koltuğuna. Hayır yani, benim koltuğumda işin ne?

Yok arkadaş hiçte suçlu hissetmiyorum kendimi. O agresif ve huzursuz havanın oluşumundan da rahatsız olmuyorum. Evli evine, köylü köyüne.