19 Haziran 2012

Çok Democratus!



Demokratik bir açılım yapıyorum ve anlatıyorum gençler! Siyasi bir yazı yazmayacağım şu an. Aksine  hepinizin hoşuna gidecek, Oha harbi mi? diyebileceğiniz, Türk yapımı bir sosyal medya mecrasından bahsedeceğim.

Yeniler pek sevilmez fakat eğer o yenilere dahil olursanız, her zaman iyi yerlerde olursunuz. Nasıl bi cümleydi bu?! İlkler özeldir gibi bi'şeydi. Yani bir yere dahil olacak ilklerden olursanız, işte o zaman işin mutfağında olursunuz ve her konusunda bilgi sahibi olabileceğiniz gibi, müdahale edebilme hakkınız da doğar. Neyse bırakalım bu işleri ve bahsedelim.

3 gencin kurduğu bir siteden bahsediyoruz. Ana kademe ekibinden Ümit Samimi ile bugün tanıştım. Kendisi sitelerini bana tanıtırken "takım çalışması" vurgusunu öyle bir yapıştırıyordu ki her cümlesine, "zaten takımın olduğu bir işten korkmayacaksın arkadaş" dedim kendi kendime. Mantıkları Twitter gibi.Fakat onların tabi ki ayırt edici özellikleri var. Anlatıyorum o halde:

Entry veya twit girmiyorsunuz burada. "Ses" giriyorsunuz. Onlar her cümlenize ses diyor çünkü fikrinizin oylama sistemi ile çok ses getirmesini bekliyorlar. Oylama sistemi dediğimiz olay ise üyeler kendi aralarında oylama şekliyle vekil seçiyorlar. Seçilen vekillerin girdiği "ses" lerden 7 tanesi ise gündemi oluşturuyor. Sonra hep beraber o 7 gündem maddesi hakkında "katılıyorum, katılmıyorum veya kararsızım" şeklinde düşüncelerimizi belirterek mevzu hakkındaki kamu oyu yoklamasına katkı sağlıyorlar. Takip ettiklerinizin yaptığı paylaşımı beğeniyorsanız "takdir et" ya da "paylaş", beğenmiyorsanız "saygı duy" diyorsunuz. Yani bi takip etme ve edilme mekanizması da mevcut elbet. "Ses"leriniz 200 karakter ile sınırlı. Bence fazla bile :) Sus, yetmez deme! 


Bu veritabanının halkın nabzını tutmak açısından çok önemli bir yerde olacağına inanıyorum. Bu yüzdendir ki "Sesiniz çıksın millet" diyorum. Hatta ben kurucu üyesi falan olsam sloganım kesinlikle "Yasal uyarı: Hastalık olabilir" falan yapabilirim. Zira insanın fikirlerinin demokratik bir ortamda paylaşması ve karşıt düşüncelerle yine belli bir çerçeve içinde karşılaşması süper bir duygudur. Kendimden biliyorum. Zaten onlar için önemli olan "Görüşleri ön plana çıkarmak"

İçerik açısından ismi sizi korkutmasın. Her konu hakkında, her şeyi rahatlıkla yazabileceğiniz bir platform. Bir gün gündem konusu "kürtaj" olabiliyorken, başka bir gün "Can Yücel'in bir şiiri" olabiliyor. Zaten gündemi siz,biz belirliyoruz. O yüzden sıkıntı da yok. Hadi gençler gündeme!

Reklam almadıklarını, uzunca bir süre de almayı düşünmediklerini belirtti Ümit. Bu bende açıkcası havalı bir görüntü oluşturdu. Tabi başka bi nokta ise uluslararası çalışıyor olmaları. Tüm dünya üzerinde bir Facebook,Twitter'ın yanı sıra neden Democratus olmasın ki? Olacak! Kimin sayesinde? Tabi ki bizlerin!

Son olarak eklemeliyim ki "Yerli malı, yurdun malı. Herkes onu kullanmalı!" Siz mesajı aldınız, e durmayın o zaman! http://democratus.com/  İşte bu da linki :)

5 Haziran 2012

Baba? Ye(t)tim!


4:10 -Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar.
89:17 -Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.

Kur'an da yetimlerle alakalı 23 Ayet geçiyormuş. Hadislerden ise şunları paylaşmak isterim: 




Yetimi kendine yakin tut Basini elinle oksa ve onu sofrana oturt Boyle yaparsan, kalbin yumusar ve hacetin gorulur 
Ravi: Hz Ebu Imran (ra)

Kalbinin yumusamasini istersen yetimin basini oksa ve miskini doyur 
Ravi: Hz Ebu Hureyre (ra)

Kim bir veya iki yetimi barindirirsa, sabir etse ve sevabini da umid etse, Ben onunla Cennette su iki parmak gibi olurum (Sehadet parmagi ve orta parmagini hareket ettirdi) 
Ravi: Hz Ibni Abbas (ranhuma)

Yetimlerle alakalı her şey biz yetim olmayanlara müjde! Başını okşarsan, sen! diğer tarafta mukafatını alacaksın. Mutlu edersen, yine sen! Ve iki parmak kadar yakın olmak..

Aslında söyleyecek o kadar çok şey var ki.. Ben yetimlerden o kadar çok şey öğrendim ki.. Şimdi konumuz baba. Evet baba. Ben göz bebeklerinde gördüğüm o babasızlıktan bahsedeceğim size. Ah o gözler..

12 ülkenin yetim çocuğuyla tanıştım. Ayrılırken ağlaştık. Değişik bir bağımlılık oluşuyor aranızda. Zira onlara bir adım atarsanız, onlar size koşarak geliyor. Ben çocuk meraklısı olduğumdan olacak ki, bana sarılmaya doyamayan bir sürü dünya çocuğum vardı. Ben yalnızca fotoğrafçıydım oysa ki..

Geçenlerde bir arkadaşımın yiğeni babasından nefretini dile getirdi. Beynimden vurulmuşa döndüm. O çocuklar ki, sponsor ailelerine baba diyen insanlardı. Babaya o kadar muhtaçtılar. Ama? Ama biz? 

İnsanoğlu o kadar enteresan ki, elindekinin değerini kaybetmeden anlayamıyor. Allah göstermesin. Endonezya'da yaşlı bir teyze (85 yaşında) hala yetimliğinin canının içine battığını söyledi. Baba sevgisi öyleydi işte. Hele bir kız çocuğu için asla vazgeçilmeyecek bir sevgiydi. 

Bazen tıkanıyor kelimelerim. Aslında eminim siz neler söylemek istediğimi anladınız. 2 ay önce babasını kaybetmiş bir kızın cümleleriyle söylemek gerekirse (Suriye'li kızımız) "Baba seni çok özledim, artık güne uyanamıyorum" Babalarımızın değerini kaybetmeden bilelim ve Allah başımızdan eksik etmesin, amin.

Yetimlerimize ise ebeveyni başında olan şahıslardan çok daha özverili yaklaşalım. Çünkü inanıyorum ki, onların beyni çok başka çalışıyor. Onlar çok farklı bir dünyadalar. En önemlisi; yardımımıza ihtiyaçları var. Ve bir yetimin aylık gideri yalnızca 90 TL. Hadi ama 90 TL'yi neye vermiyoruz?

Görevli olan diğer arkadaşla konuştuk bu konuyu. Yeri geliyor bir yemeğe, bir öğüne veriyorduk bu parayı. Ya da ne saçma işlere, neler uğruna harcanan 90 TL'ler. Ne insanlar tanıyorum Allah'ım. Ne insanlar tanıdım? 

O kadar boş ve saçma insanlar tanıdım ki.. Karşılığında tanıdığım o mükemmel insanların değerini anlamamı sağladı. Somali'ye giden ekipten birisiyle tanıştım. Tıp ekibindeydi kendisi. Su içmek orada lüksmüş. O kadar çekinerek içiyorlarmış ki suyu.. O anlattıkça "Biz dünyadaki cennetindeyiz Ya'Rabbim, şükürler olsun dedim. Hala şükretmeyen, hala halinden haz almayan boş insanlar..

Ah o boş insanlar.. Gezin, tozun, eğlenin. Sizin içkinize verdiğiniz paralarla o yetim çocuklar 2 ay geçiniyor. Ve size baba diyor. Ah nasıl sarılıyorlar.. O tadı bir alsanız, hayatınızın boşluğunun farkına varırdınız. Belki de anlattıklarım boş geliyordur. Siz ne anlarsınız ki? Sizin anladığınız şehvet ve o boş hayalleriniz.. Anlık zevkleriniz.. Anlık duygularınız.. 

Sevgi ve özveriden ne anlarsınız ki siz? İnsanlıktan anlar mısınız ki? İnsan mısınız ki siz? Ya da yanlış sordum, insan mıyız biz? Biz insan gibi yaşarken, onlar oralarda sıkıntılar içinde, temiz bir yudum su bulamazken rahatımız yerinde ha? Çok rahatız evet! Çünkü bize unutturdular.! İnsanlığı unutturdular.. Yardım etmeyi unutturdular.. Buraya neden geldiğimizi unutturdular.. Aferin bize ey insanlar! Aferin.. Çok güzel yedik onların şehvet dolu yalanlarını. Saçmalıklarını.. Herkesi unuttuk.. Her şeyi unuttuk.