9 Mart 2017

Ben O kadınlardan değilim!


bizim milletin genel özelliği  her şeyi genellemek! ( burada ben de yapıyorum eleştirdiğim şeyi) yok efendim kadınlar öyle kadınlar böyle. geçenlerde evlilik kurumuna adım atacak bir arkadaş sormuştu evlilik dönemimi, nasıl geçtiğini falan. çok yıpranmışlar.. dert yanıyordu. yıpranma sebeplerini sordum da, şok oldum. kimse kimsenin anasına-babasına küfretmemişti çünkü. mevzular o kadar saçma, o kadar gereksiz ve o kadar maddi şeylerdi ki..

neymiş efendim, erkek tarafı hayallerindeki evlilik teklifini yapmamış. evlilik teklifi yaptı mı diye sorunca şaşırdı. hemen sordu a kişisi yapmadı mı diye.. evlenme düşüncemiz olmasaydı görüşmezdik zaten dedim. ciddi bir adım atmak için tanışma süreciydi bizimkisi. aaa olur muymuş öyle bir şey, o flörtmüş. yahu biz ne zaman bu kadar bayağılaştık?dedim. alakası yok dedi. yatta yaptığı teklifi beğenmiyor haspam. hayır bunu da okuyacak bir de :) haspamsın tabi.

neymiş efendim, istediği tek taşı almamış dedi bir başkası. istediğin tek taş mı vardı? diye şaşırdım. aa harbi sen neden takmıyorsun tek taş? diye şaşırarak sordu. çünkü istemedim. hiç bir özelliği olmayan, türlü zorluklarla çıkarılıp bir sürü insanın kanını taşıyan bir elmas parçasını millete hava atma veya statü gösterme sembolü gibi parmağımda taşımayacağımı söyledim. bunu a kişisine söylediğimde ağzı açık dinleyip, inan tek taş istiyorum ağlaklığına girseydin almayacaktım, çünkü aynısını düşünüyorum demişti. şimdi ellerde beş taşlar, tek taşlar, üçlü taşlar görünce cidden içsel olarak gülüyor, saçma ego tatminini üst üste taktığı elmas yüzüklerle tatmin eden insanlara biraz da acıyorum. sonra yaşayamadıklarını yaşıyor garipler diyerek gülerek geçiyorum. hele o arkadaşa yuh diyorum. adam gitmiş, beğenmiş almış. özel bir yüzük değil ama en azından sizin için özel olmalı. neymiş efendim beğendiği başka bir taşmış. yok kenarlarında altın kaplaması mı varmış neymiş. neyse, anlamam o mevzulardan, anlamakta istemem açıkçası. ama verdiğim hediye karşısında o tepkiyle karşılaşan bir erkek olsaydım, eminim yüzüğü geri alır, değerini (aldığım hediyeye verilen değer-maddi değil) bilecek bir kıza verirdim.

neymiş efendim, düğünde beline bağlanacak kırmızı kuşak öylesine bir kuşakmış. arkadaş nedir o kırmızı kuşak takıntısı. alın kızımı hediye paketi yaptım, bugüne kadar büyüttüm, hiç kimseyle de bir şey yaşamadı paketleyip veriyorum size gibi bir anlamı yok mu yani? beyaz bir gelinlik, kırmızı bir kurdele tam bir hediye paketi! bir de ağlamalar sızlamalar. yok efendim o an çok duyguluymuş. hadi be kızım, biz senin ne hikayelerini biliyoruz. bırak bu ayakları demek istiyor insan da, diyemiyor. o yüzden bir anlamı yok o kırmızı kurdelenin. takmayın şunu. hatta iğrenç bir şey bana sorarsanız.

neymiş efendim düğün bilmem ne mekanında değilmiş. yatıp kalktığım en önemli konu da bu olsa gerek. düğün istemeyen iki kişiydik.. başkalarının düğünlerine bile katlanamazken, başkalarını bu katlanılmazlık sorunsalına itmek istemediğimden asla istemedim düğün. neyse ki a kişisi de ben gibi çıktı. zaten bu düğün olayını ayı gibi abartmanın anlamını da çözemedim. yılbaşlarına, sevgililer gününe, anneler gününe falan kapitalist sistem diyen insanların hepsi çılgınlar gibi düğün organizasyon şirketleri arıyorlar. bizim düğün kültüründen uzak, saçma sapan düğünlerde buluyoruz biz de kendimizi ayıp olmasın diye. ya pasta limonata, ya da ayaküstü yenilen saçma sapan yiyeceklerle karşılaşıyoruz. mutlaka içkiden kafayı sıyırmış bir dayıyı sahnenin tozunu attırırken izleyip, bir insanın daha ne kadar alçalabileceğini falan düşünüyoruz. ah şu kadınlar..

kadınların istekleri bunlarla da sınırlı kalmıyor efendim. gelinlik mevzusu var ki, bunun bile modası çıkmış. gelinlik dediğin özel bir elbisedir -ki bana göre onun da bir anlamı yok. ama modaya uyuyor kızlarımız. bir yaz boyunca herkesin üzerinde aynı tip gelinliği görebiliyorsunuz. hele bir model vardı ki, artık görünce kusma isteğiniz mide de değil, direkt ağızdan başlıyordu. şöyle gelinin üzerine kussam da rahatlasam diyordunuz. neyse, gelinliktir her genç kızın hayalidir. fakat neymiş, markalı olacakmış. 15 bin tl ye beğendiği gelinliği almazlarsa, evlenmeyecekmiş. ulan sanki gavurdan mal kaçırıyor. iki saat giyeceğin bir elbise için 15 bin tl annenin evinde veriyor muydun diye sorarlar adama? tabii bir daha asla giyemeyeceğin, satsan satılmayacak, atsan atılmayacak bir elbise bu.

gel gelelim ayakkabısından, gelin makyajı, gelin kuaförü ve fotoğraf çekimine kadar bir sürü saçma şey. ay düşündükçe çıldırıyorum. bu kadınların dilini çözmek gerçekten çok zor bir kadın olarak. 

bugün emekçi kadınlar günü mesela. ama kadınlarımız işçi kadınların çektiği dertleri anlatmak adına sokaklarda çılgınlar gibi şarkı söyleyip dans ediyorlar. ilginç bir dışavurum tabi. ölen kadınlar, şiddet görenler, psikolojik şiddete maruz kalanlar, mobbing yaşayanlar, taciz-tecavüz görenler falan hep yarın aynı şeylere devam edecekler. 8 mart dünya kadınlar günü ile 9 mart günü arasında hiç bir fark yaşamayacaklar. 

çünkü bizim kadınlarımızın kafasındaki düşünceler çok başka. çünkü bizim kadınlarımız sırf komşu kadından daha zengin görünebilmek için, arkadaşlarına hava atabilmek için, başkalarına üstünlük taslayabilmek için yaşıyorlar. az önce okuduklarınız ufak bir düğün hazırlığında yaşattırdıkları ufak tefek şımarıklıklar. ben de yaşatıyorum saçma sapan şımarıklıklar. gereksiz isteklerle donaltılmış beyinlerimizde, yapmamız gereken en önemli şeyi unutuyoruz. "düzgün bir nesil yetiştirmek" . günümüz kadınının en önemli görevinin doğru bir nesil yetiştirmek olduğuna inanıyorum. şimdi kafanızda ne varsa durun bir düşünün. o elde etmek istediğiniz şey gerçekten sizin yararınıza mı, yoksa milletin ne diyeceğinin korkusuna mı? gerçek amacınız ne bu hayatta? elinize kat kat taşlı yüzükler takmak, çeşit çeşit elbiseler giymek, ilginç mekanlarda yemek yiyip arabayla seyahat etmek mi? evinizi ve aile kurumunuzu arkaya atıp, gönlünüzün istediği ya da başka türlü söyleyim, medyanın sizi yönettiği şekilde yaşamak mı? yoksa benim söylediğim gibi muhteşem nesiller üretip, gelecek kadınlara prensesler gibi davranacak, harika icatlar yapacak, üretimin önünü açacak çocuklar yetiştirmek mi?

tercih sizin. siz harika kadınlarsınız ve eminim kendiniz için en iyi olanı yaparsınız.

28 yorum:

  1. Sizi ayakta alkışlıyorum Hoca'M...:)
    Ve size dua ediyorum;

    "Yüce Mevlam, bu düşüncelerini yazıya döken, benim gibi düşünen azınlığa özellikle kendini kaybetmiş bu ümmet kalabalığının durumuna garip kalan azınlığa tercüman olan bu kulunu İslâm sadeliğinin, tevazusunun ve utangaçlığının sembol ismi, zirvesi Peygamber Efendimiz (sav)'in değerlisi Hz. Fatıma (ra)'ya komşu eyle Cennet'inde..."
    amin.

    Saygılarımla Hoca'M, Allah (cc) senden razı olsun...(:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. harika duan için Allah senden de razı olsun disturbed. Amiiin ecmain diyorum o halde :)

      Sil
  2. Büşracığım,kardeş olsak bu kadar benzer miydik acaba?Her yazdığını dudağımı bükerek,kafamı sallayarak okudum.Aynı söylemleri defalarca dile getirdim ben de.Hele o kırmızı kurdele meselesi,aynen,iğrenç bir aşağılama bence de.Ben evlenirken takmadım,tüm baskı ve zorlamalara karşın bağlatmadım.O ne öyle,dediğin gibi;fırından yeni çıktı,kimse bir ısırık almadı,al yepe tepe kullan,der gibi.Bir de baban bağlıyor beline,bu gece bu bembeyaz gelinlik,işte böyle kıpkırmızı kana bulanacak,der gibi.Bizde evlilik direk o hece yaşanacakları çağrıştırdığı için,düğün müpün işi hepten iğrençleşiyor.Bir alay insan ,başta ana babalar,bu lar bu gece yatacaklar diye halaya duruyor.Sonra erkek tarafı dan şunu iste bunu iste,tam bir rezillik,kendini satmak değil mi bu?İki kişi bir araya gelir,ellerindeki imkan ölçüsünde kılığını kıyafetini düzenler,evine bir iki bir şey alır,şahitler huzurunda yemin eder,olması gereken budur.Biz de aşkım güneşimle tam böyle evlendik işte.Ona bir mağazadan takım elbise aldık,ben de gelinliğimi komşu teyzemle birlikte diktim,oldu bitti.Davetiyemiz ikinci hamur kağıda,bilgisayarda tasarladığımız çizgi karakterlerle yapıldı.Ana babalarımızdan tek kuruş almadık,düğün de yapmadık.Hep anlattığım şey bu işte,bana ne el alemin fiydiğinden,el aleme ne benim fiydiğimden.Ben yararlı,üreten,doğru,hak yemeyen vs bir insan mıyım,karşıdaki öyle mi,ona bakarım.Aynen desiğin gibi,iyi insan yarifine uyan çocuklar yetiştirmektir aslolan.En büyük zenginlik iyi ve bilgili olmaktır.Hiç kullanmayacağın ya da kırk yılda bir misafirlerine hava atmak için kullanacağın eşyaya binleri dökene kadar,aç bir insanı doyur,üşüyen bir insanı giydir,açlıktan ve soğuktan ölmek üzere olan bir hayvanı kurtar.En büyük zenginlik budur.Allah'ıma hamdolsun ki,evlatlarıma bu zihniyeti aşılayabildik eşimle.Kızım mesela torba torba alış veriş yapmış bir arkadaşının ins fotosunu förünce özenmiyor da eleştiriyor;bir de sadece ihtiyaç diye yazmış anne,o harcadığı parayla kaç insan doyar Afrika'da,diyor.Oğlum yemeği beğenmediğinde,bugün soframızda bu var,bunu bulamayıp açlıktan acı çekenleri bir düşün dediğimde,uyançla başını eğip yemeğini bitiriyor.Hamdolsun,ben daha ne isterim ki,en büyük zenginlik yardım etmektir ve gizlice yapmaktır.Seni ve eşini de kutlarım yürekten hem de.Ama özellikle aeni çünkü kadın olarak bu düzene karşı durmak daha da zor.Ben Almanya'ya geldikten sonra iyice fark ettim ki,ortadoğu ve orta Asya bu lüx konusunu abartan bölge.Amerika'da lüx diye bir şey görmemiştim,Avrupa'da lüx anlamına bir şey neredeyse yok zaten.Normal seviyede yaşayan insanları kastediyorum,zenginler nasıl bilmiyorum tabi.Öyle şaaşalı binalar,dükkanlar,kafeler,avm ler neredeyse hiç yok.Beş yıldızlı otel bizdeki iki yıldız lüxlüğünde.Çünkü insan ön planda,kimse üstün değil,herkes eşit seviyede,paranla kral olamıyorsun,haliyle lüx ihtiyacı minumuma inmiş.Eşim hep diyor bunlar Müslüman değiller ama gerçek Müslüman'ın yaşaması gerektiği givi yaşıyorlar,diye.Kimse kimseyi kılığı kıyafeti,arabası,mal varlığıyla değerlendirmiyor,kültürüyle,insaniyetiyle değerlendiriyor.İşte o yüzden burada kadın olmak çok kolay,fiyimin kuşamın basit ve ihtiyacın kadar burada,bizdeki gibi ye kürküm ye neredeyse hiç yok.Kapitalist sistemin içinde sosyalist bir düzenle yaşıyor Avrupa.Amerika,kapitalizmin pompacısı olduğu halde,orada da günlük hayat oldukça sadeydi mesela,çok şaşırmıştım.En basitinden gittiğimiz yeme içme yerlerindeki inşaat malzemeleri o kadar basitti ki,bizim 70-80 dönemindeki gayanslar,musluklar falan gibiydiler.Yani bizdeki binaların içlerini bir düşünsene,baritler,fotoselli musluklar,türlü ışıklar vs.Anlayacağın,kültür seviyesi düştükçe lüxe olan ihtiyaç tavan yapıyor işte,aynen senin de yazdığın gibi.İslam sosyalist yapılı bir dindir,her tür lüxten,gösterişten kaçınmayı emreder,oysa ki günümüzün Müslüman kadınlarına bir bak hele,Müslüman değil süslüman oldular.Sade bizde değil,tüm ortadoğuda da böyle ne yazık ki.

    YanıtlaSil
  3. O kadar uzun yazmışım ki,kabul etmedi blogspot,bir kısmını silmek zorunda kaldım.Sonunda dediğim özetle senin dediğinin aynısıydı,tüm kadınlarımızın malvarlığıyla değil,beyin varlığıyla,bilgi varlığıyla kendini ispat etmeye çalıştığı,iyi evlatlar yetiştirdiği bir dünyamız olsun ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. okurken o kadar mutlu oldum ki anlatamam. sizin de böyle düşünüyor oluşunuz gerçekten beni inanılmaz mutlu etti. nedense yazıyı yazdıktan sonra acaba fazla mı yüklendim diye düşünüyorum fakat sizin gibi böyle olumlu yorumlar görünce yalnız olmadığımı düşünüyorum. Allah sizden de razı olsun, harika nesiller yetiştirmeniz umuduyla :)

      ve Almanya'ya gelme gibi bir planım var. Çok merak ediyorum. anneme göre o kadar geri kalmış bir ülke ki, yerin dibine sokup sokup çıkartıyor. tek olumlu yönleri her binanın altında otoparkın oluşu imiş :)) merak ediyorum bu yüzden :)

      Sil
    2. Ahahahaha,geri kalmış dediği bizdeki lüxün burada olmaması işte.Adamlar bu seneyi ,bizim bütçemiz kadar bir fazlalıkla kapattılar.Yani kasalarında fazla para var,harcayamamışlar.Bir ülkenin gelişmişliği anne -babak ölümleriyle ölçülür,Almanya en alt sıralarda yani neredeyse hiç yok ölüm.Burada hiç özel okul yok mesela çünkü eğitim tüm okullarda aynı yüksek standartta.Sağlık sistemi oyurmuş.Ama koca koca avmler yok,her yer oark,bahçe.Hiç sokak hayvanı yok,sokak hayvanları tavşanlar ve kuşlar.Evlerin neredeyse tamamı müstakil,bahçeli evler.Apartmanlar en fazla dört katlı ve çok az sayıda.Sebze ,meyve,süt ürünleri,hele de et inanılmaz ucuz.Emeklilerin geçim derdi yok.Yaşlıların harika yaşlı evleri var.Rehabilitasyona ihtiyaç varsa fizyoterapist eve geliyor,tabi ki devlet karşılıyor.Evet aşırı geri kalmışlar çünkü kapitalizm girememiş buraya,arka kapıdan firmiş ve eşikte bekliyor sadece.Anam her yer yeşillik,bir gökdelenleri bile yok.Anam o kadar gerilerki,pazar günleri her yer kapalı çünkü insan hayatı çok kıymetli butada,üç kuruşa köle givi çalıştıramıyırlar.Mesela hastaysan doktor direk şstirahat yazıyor,bizim gibi zatürreyken çalışmıyorsun burada.Herkes eşit bir de,öyle şey mi olur,zenginle fakşr aynı hizmeti mi alırmış hiç...Oo daha bir sürü geri kalmışlık örneği yazabilirim.Ben buraya geldikten sonra gelmek şsteyip fikşr soran arkadaşlara şunları söylesim;eğer kapitalizmin getşrsiği şaaşayı seviyırsan hiç gelme katdeşim.Burada lüx bulamazsın,hereken,ihtiyaç olan kadarını bulursun.En basit örneği gene inşaattan vereyim,oturduğum apartmanın merdivenleri falan bizim yetmişlerdeki mozaik taşlardan.Ben her cuma apartmanda kendi katımı siliyorum.Yönetici olan komşum tüm apartmanın çöplerini döküyor.Yani bunu bizdeki bir apartmanda düşünebiliyor musun,lüx sitedeki komşun senin çöplerini döküyor,Alaaahh,dedikodu gırla kıyamet gider.Yani burada iş iştir,insan da insan.Yani bu kadar geri kalmışlar.Haa,yolları falan mükemmel ama yani bunlar da yol yapmış bacım 😂

      Sil
    3. annem de buna benzer cümleler etti :)) hatta bizden 10 yıl falan gerilermiş. daha çok teknolojik konularda söylemleri oldu tabii. annem için en önemli şeyler kendi kendine açılan kapılar, ışıklar vs oldu. hatta apartmanın içine girince sensörü görmedi diye garip hareketler yapmış ilk bir kaç gün ve sonra anlamış ki düğmeye basması gerekiyor. :))

      ah şu lüx siteler ki onlardan bir tanesinde büyümüş biri olarak söylemeliyim ki; gerçekten insanları gruplara ayırıyor. eskiden ne kadar da güzeldi mahalle arasında yaşıyorduk. bir gün siteye girerken yanımda aynı yolda yürüdüğüm bir kadın ve çocuğun konuşmasına kulak misafiri olmuştum. "annee burada kimler yaşıyor ve ne yapıyorlar acaba?" demişti. kadın da kendi çapında ilginç şeyler anlatmıştı ve eklemişti "biz oraya giremeyiz". o kadar koymuştu ki o laf, sitenin diğer giriş kapısına kadar yürümüştüm.

      kapitalist sistem hepimizi birbimizden uzaklara itiyor maalesef :/ mesela şimdi yaşadığım yerde çok daha mutluyum. :)) en azından insanlar birbirlerine tepeden bakmıyor. ah bu konuda konuşacak o kadar çok şey var ki.. dediğim gibi belki bir gün oralara gelirim de bir kahve içeriz :)

      Sil
    4. Aa ne güzel olur ama nereye geleceğin önemli tabi.Ha burada mekan tanıtımı falan da yapamazsın,tanıtmaya korkarsın çünkü 😜

      Sil
    5. mekanlarını da merak ettim şimdi :) kötü mekanları da yazıyorum ben bir daha buraya gelmeyin diye :d artık öyle yaparım :))

      Sil
  4. Ablam mahalleden davul zurna ile gitti beni davul zurna ile aldırtacaksın. Düğün olmazsa evlenmem. Televizyon 127 ekran led olacak. Beyaz eşyanın rengi gri olacak. Araban olacak. Ahahahaa. Evde kalanlara selam olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ay bir de o davul zurna olayı varıd değil mi? bak onu da unuttum. eğer gelirse kapıdan dışarı çıkmam demiştim, neyse ki gelmedi :)) bir de kapıda kuşak bağlanır, çılgınlar gibi ağlanır, sonra sokağın ortasında oynanır falan :D

      Sil
  5. Şahane bir yazıydı; söylediklerinize ben de katılıyorum, sevgiler.

    YanıtlaSil
  6. ne desem bilemedim, o kırmızı kurdele bana da aşağılayıcı ve iğrenç geliyor, abartılı düğünler de gereksiz ama tektaş, gelinlik, sade bir düğün güzel şeyler.

    bir kadının bunların hepsini anlamsız bulacağını tahmin edemezdim, şaşırdım :) kadınız, istiyoruz ben şahsen "nişanı falan es geçelim olur mu, düğün de yapmadan bi törenle evlenelim işte" denildiğinde acayip soğuyorum. bir uğraş, çaba görmek istiyorum. mesela istemeye gelince çiçek çikolata alsın ve baştan savma seçilmiş olmasın, kravatını taksın. bunlar hayatta bir defa olan şeyler. şaşalı şeylerden hoşlanmam ama evlenme teklifi de isterim, tektaşı benden habersiz benim zevkimi tahmin etmeye zorlanarak alsın uğraşsın isterim yani.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. adamcağız gidip almışsa mutlaka üzerine düşünmüştür. bence düşünmesi bile önemli olmalı. tabii bu kişisel bir zevk fakat evliliği yıpratacak kadar olmamalı :)

      Sil
  7. Şuurlu insan, şuurlu toplum olmak ve oluşturmak bizim en kutsal mefkuremiz olmalı. Tüm bu anlatılanlar batıl inançlar ve örften kaynaklı.

    YanıtlaSil
  8. gerçekten çok güzel bir yazı yazmışsınız harika dile getirmişsiniz

    YanıtlaSil
  9. Saadet nedir?
    Gönüllerin bir tempoda ve aynı heyecanla çarpışında hissedilen, ümitsizliğin başgösterdiği zor zamanlarda, gözlerin aradığı yegane insanla beraber ortaya çıkan duygunun adıdır saadet. Mutsuzlukların üstünü bir yorgan gibi örten, hayalleri birer birer gerçeğe dönüştüren, sımsıcak ve heyecandan titreyen elleri birleştiren güçtür. Bütün herşey, dünya üzerinde olup biten ve hatta dünyanın dönüşü bile sadece teferruattır. Törenin, geleneklerin, adetlerin, alışkanlıkların yaptırımları, zorlayıcılığı saadete engel olamaz elbette, ama ona ulaşmak, elde etmek isteyenlerin önüne bazen aşılması hayli güç setler çeker.
    İki gönül bir olunca samanlık seyran olur; olur ama etraftaki diğer insanların bu seyranlığa müdahil olmaları da gerekir. Ana, baba, bacı, kardaş hep beyaz gelinliği içinde, mutu bir şekilde gördükten sonra vedalaşmak ister biricikleriyle.
    Bu yüzdendir ki hep adet olmuş bir şekilde, alışılageldik usullerle yapılır seremoniler.
    Aslolan huzuru, mutluluğu, aşkı bulmaktır, ama teferruat olanın da bambaşka değer içerdiğini unutmadan.
    Güzel bir yazı olmuş, emeğinize sağlık. Saygıyla ve duayla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim :)

      Sil
  10. Çok net bir anlatım.. toplumda bazı kadınlar bu düşüncedeyken, kimisi de temiz sıcacık ufacık yuvası olsun derdinde.. Umarım kadınlar kendi güçlerinin sadece bilmem kaç karat yüzük aldırmak, pahalı evde oturmak vs olmadığını, kendilerini bunlara peşkeş çekmemelerinin farkına varırlar.. Sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşşekkürler. aynı dilekleri ben de istiyorum :) umarım gerçekleşir.

      Sil
  11. Büşra kardeş, Sevda bacı benim son paylaşımımla ortak görmüş senin yazını bloguma gelip haber verdi. Ordan geliyorum :) Gelenekler güzeldir ama anlamsız olan bazılarını niye farzmış gibi düşünür de eziyet eder millet birbirine ben de anlamıyorum. Çok önemli bir konu gerçekten. Eskiye nazaran biraz daha hafiflediğini düşünüyorum gerçi. Çünkü eskiden eğlence anlayışı bu kadar çeşitli değildi. İnsanlar düğünleri seyranları bu tarz şeylerle süsleyip eğleniyor, vakit geçiriyorlardı. Ama diğer hususlar, düğünümde çeyizimde şunu istiyorumlar, alışveriş çılgınlığı altında malesef devam ediyor. Eline sağlık kardeş. İçini dökmüşsün, bize de iyi geldi :) Blogumda son yazımdaki videoyu beğeneceğini düşünüyorum. Bakarsan sevinirim. Öpüyorum seni ❤

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. vee böylelikle yeni bir blog da keşfetmiş olduk. çok teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için, hemen geliyorum :)

      Sil
  12. Büşra bir an yazıyı ben yazdım da haberim mi yok dedim :)

    Düğün istemedim, Can evlenme teklif etmedi, yüzük müzük hiç işim olmaz, kırmızı kurdele asla takmam dedim, evlenirken evimde bir sürü eksik vardı hiç umursamadım evlendikten sonra ölmüyoruz anacım yine yaparsın, nişan yapmadım, kına gecesi evde komşularla eğlendik yüz bin kıyafet değiştirip ikinci bir düğüne döndürmedim, oh...Yazık ya,sonra aylarca kredi borç ödeyip strese giriyorlar,ne gerek var. Hayret bir şey..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaaa, yazıda kendinizi bulmanıza çok sevindim :) benim de öyle çok şaşalı geçmedi hiç bir şey, iyi ki de geçmedi. Kimse bir şey hatırlamıyor benim nikahımla alakalı fakat herkes evlendiğimi biliyor. sanırım olması gereken de bu "evlendiğini herkese duyurmak" :)

      Sil
  13. Yazınıza baştan sona katılıyorum.Bazı kadınlar pırlantanın karatı büyükse,ünlü bir modacıdan gelinlik seçilirse ya da düğün 5 yıldızlı otelde yapılırsa kendine verilen değerin arttığını düşünüyor.Bir anlamda kendi kendini metalaştırıyor.Burdan da görüyoruz ki kadının metalaştırılmasında biraz da kendi payı var.Evlilik kurumunun hayatta sadece bir defa başımıza geldiğini farz edersek, evlilik seramonisi önem kazanıyor elbet.Hatırlanması gereken güzel anılar bırakmalı hafızalarda.En sevdiğin dost,arkadaş ve aile bireylerinin katıldığı sade bir törenle de bu pek ala mümkün.Hayatımın her alanında sadelikten,yalınlıktan yana olduğum için şatafattan,abartılı şeylerden hiç hoşlanmadım ve evliliğe adım atma seramonisinden ziyade,evlilik gemisini beraber yöneteceğin yol arkadaşının fırtınalarla,güçlü dalgalarla dolu denizde de,güneşli havalar da olduğu gibi metanetini koruyarak,dimdik ve sana destek olarak yanında yürümesi önemli olan.Bu arada yeni bir blog açtım,ziyaret ederseniz sevinirim.Sevgiler

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...