2 Nisan 2015

Babalar ve Kızları Vol1


Hayat babası olan kızlara güzel. Ya da kızı olan babalara. Babaların kızları ile inanılmaz bir bağlantısı vardır. Bir baba için kız çocuğu bir yana, diğer her şey bir yanadır. Bunu çok da güzel hissettirir size. Eğer moraliniz bozuksa, babanız gözünüzün içinden moral bozukluğunuzu anlar ve o moralinizi bozan her ne ise, onun ağzını burnunu kırar.

Benim babam, baba gibi babadır. Hem yumuşak başlı, arkadaş canlısı, hem de agresif ve otoriter. Bu kadar uç duyguları nasıl bir arada yaşar ve bize yansıtır bilmem fakat; o git gel lerini çok severim. Ne zaman neye kızacağı hiç belli olmayacağı gibi, ne zaman kızması gereken şeye kızmayacağı da belli olmaz. Saçma bir yere izin alınması gerektiğinde annemden önce onun kapısını çalarım. İzin verdikten hemen sonra "Annene de söyle mutlaka" diyerek anneme karşı olan saygısını da hissettirir. Annemin izin vermeyeceğini bildiğimden, olay sonucu "Yaa babamdan izin almıştım ben" diyerek yırtarım. Çünkü bir baba asla kızına "hayır" diyemez.

Eve bir şey alınmasını istediğinde abim ve erkek kardeşim bana söyler. Babayla iletişimi doğru kuran ben olurum hep. Eve geldiğimde başımdan gelen olayları o kadar hızlı bir biçimde anlatırım ki; "artık sussa da biraz yemek yiyebilsem" yalvarışıyla bakar gözlerime. Hemen çocukluk anılarıma dönerim:

Ufak yaşlardayken bir düğünde "Baba ben de oynayım mı?" diye sormuştum. Babam suratıma baktı, hafifçe gülümsedi ve "Kızım; prensesler oturur soytarıları oynarken seyreder. Bununla eğlenirler. Sen prenses misin, yoksa soytarı mı?" diye sordu. "Prensesim tabi ki baba." dedim gülerek, kendimden emin, oturuşumu değiştirerek. "O halde prenses gibi davran" dedi. Ve sonraları her düğünde sahneye atlayan insanlara soytarı gözüyle baktım. Nasıl bir bilinçaltı uyarısıysa; oturduğum yerde danslarıyla eğlendim. "İşte şu kolunu sağa nasıl atıyor, şunun ayağı burkuldu, şu kendinden geçti, şunun içindeki varoş dışına vurdu" tarzında cümleler kurdum. Çünkü prensesler o sahneye atlayıp, herkesin önünde dans etmez.

Babamın hep bu tip çözümleri vardı. "Asla ezilme, davanı savun" derdi hep. Lise yıllarımda; aşırı sol ve karşıt görüşlü arkadaşlarımın arasında sağ tarafı seçtim. Üniversitede başım örtülü diye dersten çıkartıldım. Çıkartılıp çıkartılmaz, babamı arayıp "Baba şimdi ben burada taşkınlık yapıp karakolluk olsam sorun olur mu?" dedim. Babam "Nasıl hissediyorsan, öyle yap; arkandayım." dedi. Hiç bir şey yapmadım. Fakat babamın güvenini iliklerime kadar hissettim.

Patronum iş yerinde bağırdığında; babam ses tonumdan bir şeylerin ters gittiğini anladı. "Adama bak bana bağırdı" dedim. Telefonda babam "O adam kimmiş" ile başlayan cümleleri o kadar şiddetle ve bağırarak söyledi ki "İlk uçağa atlayıp yanına geliyorum, bakalım benim kızıma nasıl bağırırmış" dedi. Patron babamın çılgın sesini duyunca "Büşracım " ile başlayan özür cümlelerini sıraladı.

Sanırım bir kız çocuğu için en önemli şeylerden bir tanesi de babaya duyulan güven hissi. Ve bu güven hissi o kadar güzel bir şey ki; ne yaparsanız yapın arkanızda olduğunu biliyorsunuz. Bu yüzdendir ki; asla ve asla babanızı üzecek bir hareket yapmak istemiyorsunuz. Babanızın güvenine karşı, O'nu hep gururlandırmak istiyorsunuz.

Babasına bu şekilde tutkun olan kızlar, babaları gibi bir adama aşık olurlar. Babaları gibi güven duyarlar. Bir başka severler. İşte bu yüzdendir ki; babaları olan kızlar çok şanslıdırlar. Kızları olan babalar da. Fakat babası olmayan kızlar da üzülmesinler. Çünkü Allah yetimin yanındadır. Bununla ilgili bir sürü ayet göndermiştir kitabına.

O halde; hayat hepimize güzel kızlar. Kendinize çok iyi davranın.

2 yorum:

  1. Ne güzel yazı ya.. gerçekten de öyle. Ne zaman canım yansa canımı yakanın agzı burnu yamuldu ahahaha yaa babama bir kez daha aşık oldum ben :D:D

    YanıtlaSil
  2. Gölgesi yeter, gölgesi...

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...