24 Eylül 2014

Beşikteki Çocuğun Bile Başını Kapatacak Bunlar!


Son zamanlarda o kadar büyük bir yoğunluğun içinde kaldım ki; gündemden uzak yaşadım. Böyle daha mutlu oluyor insan. Çünkü değiştiremeyeceğin bir sürü şeye maruz kalıp, yalnızca sinir oluyorsun. Sonra kendi ideolojini savunup, karşıt ideolojileri aptal yerine koyuyorsun. İşin kötü kısmı "Ben sana saygılıyım" diyen insanların aslında sana saygı dışında her şeyi duyduğunun bilincine varman.

Birisi Chp'li arkadaşlarıma solcu olmanın din düşmanlığı olmadığını anlatması gerek! Eğer din düşmanlığı ise, işte bu çok fena. İşte bu berbat. 

Din dedik, insan dedik, siyaset dedik; hiç birini birbirine uydurumadık. Siyasetin olduğu yerlere baktık, kendimizden soğuduk. Şimdilerde yıllardır sorun olarak önümüze sunulmuş ve buna inandırılmış olmanın acısı içindeyiz. Hayır efendim, "türban takmak sorun değildir!" Sorun, her ne kadar bize örümcek kafalı, at gözlüklü dense de; türbanı sorun olarak görenlerdir. Aynen iade ediyoruz yani. Zira türban Allah rızası olarak takılan, kendisini saklayan ve de en önemlisi dışardan bakıldığında "Aaa bu kadın müslüman" denmesine olanak sağlayan bir simge. Simge evet, dini bir simge. Dininin belirtildiği bir işaret. Utanılması gereken, sorunlaştırılması gereken bir şey değil o. Takılan kolye, eldiven, gözlük gibi bir aksesuar da değil türban. Bu yüzden olsa gerek, oraya girerken, buraya girerken çıkarılması gibi aptalca bir düşüncenin esiri olmayacak kadar muhteşem bir simge türban.

Öncelikle lise yıllarıma dönüp, burada kendimi anlatmak istiyorum. En saçma yerlerden bir tanesinde lise okumuş bir insan olarak söylemeliyim ki, gerçekten zordu. Solcuların çokça olduğu,komünist derneklerine üye olunan bir yerde okudum ben. Aniden kapanma kararı aldığımda yaz aylarıydı. Okula başladığımda herkes dalga geçiyorum sandı. Hayır, kapanmıştım. Artık türbanlı olduğum için benimle arasına mesafe koyan arkadaşlarım da oldu, bana çok fazla saygı duyup "Bacımsın" diyenler de. Hepsine gülümsedim. Okul yönetmeliği bir sokak ilerde başımı açmamı-kapamamı söyledi. Sokağın ortasında başımı açarken hissettiklerimi anlatırsam; insanlığınızdan utanırsınız. Ben de utanıyorum. Çünkü o an hiç güzel şeyler hissetmiyorsunuz. Ben müslüman olduğum için başımı kapatıyordum fakat, müslüman gibi yaşayamıyordum. Namaz kılmak imkansızdı zaten. Baş örtmekte öyle.  Başımı bir sokak geride açarken arabaların arasında, ağlamaklı oluyor, sonra tüm hıncımı okuldaki insanlardan alıyordum. "Nefret" duygusu işte o an içime işledi. Olanlara olan nefret. Zorunda olmak, bir şeyleri zorla yapmak.

Üniversite okumadım bu yüzden iki yıl kadar. Sonra üniversite okumamıza engel olmak için böyle yaptıklarının bilincine vardım. Ben türbanımı çıkarmaktan nefret ettiğim için, okumayacaktım. Okumadığım için hep "onlara göre" cahil kalacaktım. Müslüman cahil olamazdı. Hem kendi kitabını okuyacaktı, hemde dünyevi başarılı olacaktı. Eğer olmasaydı, şimdiki gibi Yahudi-Hristiyan veya adını bile bilmediğimiz başka dinlere veya dinsizlere köle olacaktı. Müslüman böyle olmamalıydı. 

Müslüman hala öyle. Kendi ayaklarının üzerine basamayan topluluk parçası. Okuyarak, yaşayarak, yaşatarak ve de en önemlisi kendi dinini öğrenerek düzelecek. Çünkü Kur'an çok güzel, çok muhteşem şeyleri ön görüyor. Onlara ayak uydurmayı bir öğrenebilse Müslüman. Hak yemese, haksızlığa göz yummasa, aynı zamanda hoşgörülü de olsa, kardeşini korusa ve diğer her şeyi yapsa..

Peki ya Müslüman kadın? İşte koruyup kollama, yeni nesilleri yetiştirme onun ellerinde. Müslüman kadın ne kadar çok öğrenirse, ne kadar çok bilirse, o kadar iyi. Ben kapalılığı sorun olarak görenlerin mağduruyum. Şimdi o kadar memnunum ki, 3.üniversitemi okuyorum. Okumalara doyamıyorum. Türbanım kimsenin gözüne batmadı şu güne kadar. Sınıf temsilciliğine aday olduğumda rahatsızlık verdi. "Bir türbanlı mı bizi temsil edecek" dendi. Gülümsedim. Diyenleri de temsil ettim sonra. Haksızlık ettiklerinin farkına varıp, canım ciğerim de oldular. Korkmayın, biz bize yapılanı başkasına yapmayacağız. Okula gelmeniz için bir sokak ilerde başınızı zorla kapattırmayacağız. Sınavlara girerken sizleri ayrı odaya alıp bize soyunun dediğiniz gibi giyinin demeyeceğiz. Hastanaye dedenizi ziyarete gittiğinizde "burası Gata, başörtünüzle giremezsiniz" dediğiniz gibi "Örtünün de girin" demeyeceğiz. Ya da kuzeninizin düğününe, oğlunuzun yemin törenine sokmamazlıkta yapmayacağız. Çünkü bizim dinimizde zorlama yoktur. Çünkü bizim dinimiz hoşgörü dinidir. Çünkü bizim dinimiz, öğrendiğinizde iliklerinize işleyecek kadar muhteşem bir şeydir.

Sözcü gazetesinin korkusunu da anlıyorum şimdilerde. Çünkü türbanlıya yapılanları, türbansıza yapacaklar mı korkusu var. Yaşanılanları herkes çok iyi biliyor. Bildiğinden korkması daha kolaydır. Fakat korkulacak bir şey yok. Kimse kimseyi zorla kapatmaz. Zorla kapatılanlar da belli eder kendini zaten. Asıl onlardan korkun.

15 yorum:

  1. Hırsızlıkları, yolsuzlukları, sıfır sorun derken bütün komşularla düşman olmayı, kabeyi yıkmayı hedef belirlemiş işid'e silah göndermeyi, israil'le özde sevgili sözde düşman olmayı da aklayacak kadar muhteşem bir simge sanırım türban.

    Keşke biraz da akit falan okusanız da değerler karşı tarafın değerleri olunca nasıl kolay aşağılanıyor bir görseniz.

    Nefret ettim falan dedikçe kendinizi iyi mi hissediyorsunuz bilmiyorum ama nefret ettikçe sadece nefret bulacaksınız.

    Efsanevi mağduriyetleriniz bugün diğerlerini mağdur edecek duruma gelmiş olmanızı sağlamış olabilir.

    Ama şunu düşünüyorum ki bu dünyada değişmeyen tek şey zulümün varlığı olacaktır.

    Zulmedenler değişebilir, iktidar sahiplerinin değiştiği gibi. 20 yıl önce herşey nasıl farklıysa 20 yıl sonra da şu an olduğundan farklı olabilir. Acı olan mutlaka birilerinin birilerine zulm edeceği gerçeğidir.

    Siz-biz diye konuştukça zevkten dört köşe olanlara gerçekten gülüyorum. Siz dediğin komşun, akraban, arkadaşın.

    YanıtlaSil
  2. "Hırsızlıkları, yolsuzlukları, sıfır sorun derken bütün komşularla düşman olmayı, kabeyi yıkmayı hedef belirlemiş işid'e silah göndermeyi, israil'le özde sevgili sözde düşman olmayı da aklayacak kadar muhteşem bir simge sanırım türban."

    Böyle bir sonuca nerden vardınız acaba? Koskoca yazıdan bu tip şeyleri nasıl çıkardınız?

    "Nefret ettim olanlardan" diyorum orada ben.

    Ayrıca sıkıntı burada. Asıl kitabı okumayıp, insanların yaptığı, söylediği şeyleri umursayıp "Ama onlar öyle diyorlaarr " demek.

    Bence yazıyı bir kez daha okumalısın kitap kurdu :)

    YanıtlaSil
  3. İnanın tartışmak, çirkinleşmek gibi bir düşüncem yok.

    Ama şu an memnun olduğunuz durumu sağlayan adamların icraatları bunlar ve bir şekilde türbanlı türbansız herkesin tepki vermesi gerektiğini düşünüyorum.

    İkincisi keşke cımbızla alıntı yapmak yerine yorumun bütününe odaklansaydınız.

    Akit gibi kışkırcı unsurları onaylamadığınızı söyleseydiniz, zira onaylıyorsanız akit'in kemalist versiyonu olan sözcü'den de rahatsız olmaya hakkınız olamaz.

    Keşke şu mağdur lafını sonsuza dek rafa kaldırsanız. İsrail'in de bir zamanlar mağdur olduğunu ve bu mağduriyeti anlata anlata filmlerini çeke çeke şu an olduğu "şeye" dönüştüğünü görseniz.

    Çok siyasi, çok politiğiz. Hayatım boyunca bu türbanlı, bu açık, bu kürt, bu izmirli diye bakmadım kimseye. Bunların siyasilerin böl, parçala ve yönet taktiklerinden olduğunu düşünüyorum.

    Keşke bu kadar kolay düşmesek bu tuzaklara. Hepimiz insanız ve hepimiz dünyalıyız.

    Bir yerden duymuştum dünyada sadece iki tür insan vardır diyordu. İyi insanlar ve kötü insanlar. Bence mesele bu kadar basit.

    YanıtlaSil
  4. Kitap kurdu bence ideolojik saplantılara önem vermek yerine gerçeğin ve doğruluğun değerini anlamamız gerek önce. İktidarı dinin bir temsilcisi gibi görmekten vazgeçip sanki onların her dediğinin kuran gibi olduğunu anlamaktan vazgeçseniz iyi olur bence. Burada anlatılan tamamen kişisel bir konu ve her müslümanın kişisel doğruları olduğunu gibi genel olan doğruları da vardır. Bu genel doğrular Kur'anın insanlara bildirdiği ve yapılması emredilen doğrulardır. Ama illa herkes bunu tam tamına yapıyor diyemeyiz fakat özgür bir toplum olduğumuzu söyleyipte sonra senin gibi olmayanlara ayrımcı bir gözle bakmak hangi anlayışa sığıyor çok merak ediyorum... Laik kesimin laiklik elden gidiyor korkuları bu haberler ama anlaşılan o ki şöyle bir düşüncedeler ''biz bunlara bu kadar şey yaptık şimdi aynısını bize yapmasınlar'' korkusuyla yapılıyor bu haberler.Herkesin her düşünceye saygı duyması gerekirken yıllar önce ezilen ve hor görülen insanların bugün bir yerlerde bulunmaları birilerini rahatsız edebilir. Fakat bu ayrımcı zihniyetle hiç bir yere varılmaz. Bizim bir durumuş var ve sizinde bir duruşunuz var. Buna saygı duyuyorum ama korku senaryoları yazarak insanları ayrımcılığa teşvik edenlere prim vermeyin...

    YanıtlaSil
  5. Ahmet Culum mevzuyu çok güzel özetlemiş bence Kitap yurdu. Burada anlatılanlar "iktidar şöyle güzel böyle güzel yaptı" nın aksine, Müslüman hala bulunması gerektiği yerde değil. Hatta bir paragrafında geçiyor yazımın. Müslümanlığı siyasi ideolojilerle bir tutmayın diye durmadan Kur'an okunmalı, Allah öyle emrediyor diyorum. Ayrıca mağdur olduk. Oldum ben. Bir çok şey de yaşadım. Yaşadıklarımdan mutlu da olmadım. Asla affetmeyeceğimi de söyledim beni o duruma düşürenleri. Benim mağduriyetimi İsrail'e bağdaştırmanız, hükümetle birleştirmeniz falan çok komik. Ciddi manada vahim bir durum. Evet kardeşim, öyle bir sıkıntılı duruma düşmüşsünüz, şimdi o mevzular ortadan kalktığı için huzurlusunuz diyemiyorsunuz da; yok bırakın bu işleri diyorsunuz. Harbiden ağzım açık kalıyor bu gibi durumlara.

    Ayrıca yazımın neresinde geçiyor şu izmirli, şu kürt yok şu şöyle falan? Bunu da açıklayın bir.

    Akit gazetesini elime alıp okumuşluğum olmadığı için, hakkında yorum yapmaktan kaçındım. Hangi ideolojiyi temsil ettiğinden bile pek emin değilim zaten. Sözcü gazetesini okuyan arkadaşımın paylaştığı bir fotoğrafı ekledim. Manşet ve görsel komiğime gitti, mevzuya bir de benim açımdan bakın istedim ama anladım ki herkes kendi açısından öteye gidemiyor. Yapacak bir şey yok. Düşüncelerinize saygılıyım fakat son kez söylüyorum; yazımı önyargılarınız olmadan, cümleleri mantıksal çerçevede yani olduğu gibi okursanız memnun olurum. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  6. Kürt Türk muhabbeti yazıda geçtiği için değil "yazıda geçenler ve geçmeyenler dahil hiç kimsenin ne olduğuyla ilgili ön yargı olmaması gerektiğini" anlatmak için söyledim.

    İslam aleminin durumu içinse tek söylenecek şey önümüzdeki bir kaç yüzyıl daha içler acısı durumda kalacak olması.

    Savaşı, petrol oyunlarını geçtim. Cahillik, bilgisizlik, teknoloji düşmanlığı, kadın düşmanlığı, bilim düşmanlığı sürdükçe bir adım bile ileriye gidemeyecekler.

    Şu yazıdan benim düşündüklerimi çıkaracak bir ton insan var ama hiç kimsenin söylemeye cesareti yok. Çünkü alenen taraflı bir platformda -saygı çerçevesinde bile olsa- böyle şeyleri dile getirmek insanı hedef tahtası haline getiriyor.

    İsrail konusunda teşbihte hata olmaz derler bilir misiniz, sadece bir benzetme. Asıl konunun özünü kaçırmayın. Mağdurum diye diye zalim'e evrilmek buradaki sorun.

    Kimseye bırakın bu işleri demesem de bu işlerin gerçekten bırakılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu hırsla "yeni mağdurlar" yaratıyorsunuz. Tarih tekerrürden ibarettir sonuçta hiçbir şey baki değil "yeni mağdurlar" yarının zalimleri olmaya aday.

    Haberi bilmiyorum ama tahmin ediyorum ki çocuklar türban taksın diye yapılan yasa düzenlemesi üzerine böyle bir haber verilmiştir. O yüzden bana o kadar da enteresan gelmiyor bu manşetler.

    Ahmet bey veya siz veya bir başkası kimseyle tartışmak istemiyorum çünkü sizde sadece kendi bakış açınızdan bakıyorsunuz. Her söylediğim kötü, katı algılanıyor.

    Yazdıklarımı bir daha okuyun derim çünkü saygısız üslupsuz tek bir cümle bile bulamayacaksınız.

    İyi niyetle bir şeyler anlatmak istemiştim.

    İyi günler.

    YanıtlaSil
  7. sen önce dilini doğru dürüst kullan,adın ne senin?sonra başka şeyleri savunmaya geçersin,k,tap kurdunu sonuna kadar destekliyorum,Allh sizi ıslah etsin,başı kapalı gönlü kapalılar,takıntılılar....
    hülya demirdağlı

    YanıtlaSil
  8. Hülya hanim, kitapkurdu ile anlaşabildiğimizi sanıyorum. Dilim de gayet doğru dürüst. Adım da sağ üst köşede, yazının altında yazıyor. Okumayı yaparken bu tip ayrıntılara dikkat şart.

    Dilimin kötü olduğu, gönlümün kapalı olan yerleri falan gösterin de hatamı bileyim. Böyle lafı ortaya atıp bırakmayın lütfen. :)

    YanıtlaSil
  9. Kitap kurdu ben kötü br niyet kastettiğini söylemedim zaten konunun doğru anlaşılması açısından bir şeyler yazdım. Ayrıca bu haberde ilk ve ortaokul yönetmeliklerde başı açık ifadesinin kaldırılmasıyla ilgili yani sadece başı açık ifadesi kaldırıldı. Ama gelin görün ki haberde nasıl anlatılmış. Bunun için polemiğe girmeye gerek yok. Girmiyoruz da zaten. Sadece bir şeylerin doğru anlaşılması adına cevap yazdım. ''siz de kendi bakış açınızdan bakıyorsunuz'' demişsiniz. Ben bunda bir sorun göremiyorum sizin kendi bakış açınızla konuyu yanlış anladığınız gibi bizde kendi bakış açımızla bir şeylerin yanlış anlaşıldığını anlatıyoruz. Ben bunda bir sorun göremiyorum.

    YanıtlaSil
  10. Kağıt israfını "gazete" yerine koyup şu kadar cümle kurduğuna kızıyorum Büşra, seninle anlaşamadığımız tek konu da bu sanırım :))

    Şurada 50 yıl daha sabredin, illaki öbür tarafta görüşeceğiz, o zaman anlarız gerçek demokrasiyi, über-laikliği halkların kardeşliğini, bu topraklar için toprağa düşen askerin neden düşüp düşmediğini...

    Neyse geçen gün çok yobazım, gidiyoruz şakirletle falan...

    YanıtlaSil
  11. @Erkan Şen, Saolasın. Teşekkür ettim.

    @Syrano: düşüncelere saygım sonsuz fakat gazete diye sunulan ve ciddi trajı olan bir kağıt parçasından söz ettim azcık. komiğime gitti ne yalan söylim. Yobazlık hikayeni yazsaydın da okuyaydık:)

    YanıtlaSil
  12. Yok annecim yok, duymayacaksın saygı maygı, yok efsanevi mağduriyetmiş, yok bu zaman kadar kimseye Kürt-Türk diye bakmamıştım bu yeni icat oldularmış, aman şeriat geldi gelecekmiş, vay cumhuriyet elden gidiyormuş...

    Saygı duya duya bu halde geldi bu işler. Canına yandığımın herkes birbirine o kadar saygılı, o kadar sevgili ki, gök yüzündeki yüce babamız aşkına, aman kutsal spagetti canavarımız, aman ulu kozmozumuz aşkına , bir saygılı bir sevgili ki herkes birbirine oyyy oyyy kıyamıyorum!!!

    Bu son derece saygılı dünyayı beş dakikalık saygısızlığa davet ediyorum, eminim o zaman herşey daha net olacak.

    Yobazlık hikayem zaten malum, bilmez misin, ben, şerafettin, kemalettin, alaeddin ve sonradan müslüman olma mişelgül bacımız yolda yürüyoruz, ramazan günü cocacola içen bir münafığı görüp eşeğe suya gidinceye kadar dövüyoruz, eşek sudayken irşad ediyoruz, eşek sudan gelirken de Atatürk büstü kırıyoruz, sonra üstümüzü sıkma baş sarıp, altımıza tayt giyiyoruz... Yobazlık işte :)))

    Ha bir de, geçen eltimgillerde bir bağırış çağırış vardı, konu ne bilmiyorum ama kesin Tayyeap yüzündendir, bıyığını kesicem ben onun!!!

    YanıtlaSil
  13. ashdajhdajh anlayamadım ya la yazdıklarını :D

    Neyse yapacak bişi yok, toplum da bizi böyle kabullensin. Allah bizi böyle yaratmış sonuçta.

    YanıtlaSil
  14. Kitap yurdu'na aynen katılıyorum. Çok da güzel özetlemiş. Anlamamakta ısrarcı olunmasını da anlıyorum. "Mağdurum diye diye zalim'e evrilmek buradaki sorun" bu söz de mevcut durumu gayet güzel özetliyor. Ha şunu da söyliyeyim iktidarın bu başörütüsü konusu oyundan ibaret, yani gündem oluyor ve onları konuşuyoruz. Yasağı kaldırdık ibaresi sadece yönetmelikte var, yasa olarak yok. Bir sonraki iktidar rahatlıkla değiştirebilir. Gücü olmasına rağmen kıyafet konusunu yasalaştırmayan, yolsuzluk olunca ortalığı kasıp kavuran iktidar, milletin dini duygularından oy devşirmekten başka birşey yapmıyor.

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...