17 Temmuz 2014

Ivır Zıvır Part 17

İnsanoğlu topraktan yaratıldığından olacak ki, duyguları durmaksızın değişiyor. Ben de insan olduğumdan olacak ki, bu duruma ayak uyduruyorum. Fakat; diğer insanlar gerçekten çok ilginçler. Çok mutlu olduğunuzda veya çok mutsuz olduğunuzda kendilerini rahatsız hissediyorlar. "Neyin var?" sorusuna verilecek "Hiç bir şey." cevabı , bazen gerçekten hiç bir şeydir. Anlamsız mutluluklar içinde bulurum kendimi çoğunlukla. Neye mutlu olduğumu bilmeden, içim içime sığmaz. Bazense tam tersi. Ben bilsem sebebini.. Ah bilsem.

Yarın akşam saat 5 deki (Perşembe) Taksim yürüyüşüne ben de katılacağım. Özgür Gazze diyeceğiz. Annemlerden artık yürüyüş için izin almaz oldum. Akşam yürüyüş var deyip çıkar oldum. Artık bizim evde yaşayan abim de bana katılmak istediğini söyledi. Annem abime dönerek "Senin ne işin var orada? Oralar karışır şimdi" dedi. Bir an ben erkek çocukmuşum da , abim kız kardeşimmiş gibi hissettim. Kahkahalarla güldüm. Abim olaya çok mantıksız bir açıklama getirdi: "Annemin en aptal çocuğu benim heralde".

Geçen yıl, savaşın kıpkırmızı olduğu dönemlerde, mülteci kampına gittim. Annem yine ses çıkarmadı. Ölürsün inşallah oralarda dedi tüm nüktesiyle. Sonra abimin asker ataması Adana'ya düşünce ağlamaya başladı. Abim anneme dönüp "Kızını savaşın içine gönderiyorsun da, beni Adana'ya göndermekten neden kormuyorsun" dedi. Annem de biraz bile düşünmeden "O kendini kurtarır fakat ,sen.." Şimdi bunu okuyan abimi ciddi mal sanır. Aksine, abim namını oturduğumuz ilde yürüten , ayılık makamından, kabadayıya terfi etmiş bir adam. Yolda yürürken, "Abicim sen buyur" diye yol verirler kendisine. Fakat gel gör ki, annem için hala ilk göz ağrısı. Hala yürümeyi bırakın, konuşmayı yeni sökmüş birisi. Annemin bu tripleri olmasa, biz neye gülerdik.

Abim annem için neyse, babam için de o benim. Babama göre hala saçlarını iki taraftan toplayan kızcağızım. Camiinin imamına "Benim kız işte ufak hani, şuralarda görüyorsundur"diyip, parka oynayan çocuklardan biri sanılmama yol açan adam. Ben uzunca bir süre 7 yaşında bir kız çocuğu sanıldım bu sayede. Sonra beni gören imam, ufak çapta bir şok geçirip, senin kız epey ufakmış diye dalga da geçti.

Anneler ve babalar gerçekten ilginç varlıklar. Bir o kadar da iyi ki varlar. İnsan annesi ve babası yanında yokken, olabildiğince uzakken, kendini daha bir yalnız hissediyor. Bunu da geçen yıl yaşadım. Fakat inatla anneme, "ben yurt dışında yaşıcam, gelirken bana Hasanpaşa köftesi yapar mısın" deyip duruyorum. Bunu neden yapıyorum bilmiyorum ama annemin o an ki yüz hali çok iyi geliyo bana. Hiç olmazsa skype den görüşürsün bizimle değil mi diye dudak büzüyo. O zaman daha bir gülüyorum.

Sanırım insan kaç yaşında olursa olsun, sevildiğini, düşünüldüğünü, hissetmek istiyor. En sevdiğim kelime "hissetmek" olsa gerek. Biri benim hakkımda bir şey hissedince, varmayın keyfime. Neyse. Bu çok ıvır zıvır ooldu. Sustum.

3 yorum:

  1. :)
    abinle ilişkinize bittim ya.belki de yakın buldum bilemiyorum.çünkü abimle ben de öyleyiz.sonra gelen daha mı baskın anlamdım ki??
    :)

    YanıtlaSil
  2. abiler candır yaa :)) sonradan gelenler eziliyor sanılır ama aksine daha çok ezerler büyüğü :)

    YanıtlaSil
  3. Büyükler hep tahtta kendimden biliyorum :)))
    Banada beklerim www.kiriksemsiye.blogspot.com
    Sevgiler

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...