5 Mayıs 2014

Buralar hep tarlaydı

Yaklaşık 5 keredir sildiğim yazıların en sonundayım. Aslında her son, yeni bir başlangıç. sona ermeden başlayamıyorsun. başlamadan bitiremiyorsun. bitirmek istediğin milyonlarca cümlenin sonundaki noktanın o aziz sıcaklığı. sonrasında büyük harfle başlamanın verdiği o muhteşem duygu.

oturdum, anlatıyorum. sanki söyleyeceğim çok şey varmış gibi. aslında hiç bi'şeyin içinde yuvarlanıp giderken, bataklık gibi batmaya başladığım şu günlerde, nefes almanın zorluğunu hissettiğimi mi anlatayım. hayır tam tersi, her iş güzel ve yerli yerinde, mutluluktan nefes alamıyorum. her iki durumda da nefes alamıyorken, ne anlamı var?

Eskiden buralar hep tarlaydı misal. Kimsecikler yoktu. İçim de koskocaman bir boşluk vardı. Bu kadar çok seveceğimi bilseydim, bu kadar çok sevmezdim. Bu kadar çok.. Çok'a ne gerek vardı değil mi? Bırakın olduğum yerde debelenip durayım. Bir gün toprağın da beni kabul edeceği zaman gelecek. İşte o zaman ben susacağım, yaşadıklarım konuşacak. Bana yaşatılanlar. 

Hiç kimse hak etmedi. Hak etmezdi. Değer vermenin kocamanlığı arasında, değersizlik. Siz hiç ateş böceği gördünüz mü peki? O ne muhteşemdi öyle. Karanlık ve gece kadar muhteşem. En sevdiğim yerde olamadığım, en sevmediğim yerlerde kaldığım, en sevdiğime dokunamadığım, en sevmediklerime dokunduğum, en sevdiğimi yiyemediğim, en sevmediklerimi yediğim ve en lerin en'sizliğinde ..

Aman be! Ben gerçekten ne düşünmem gerektiğini ve ne söylemem gerektiğini bilmiyorum. Bu kez gerçekten bilmiyorum. Bilmemek ölümüne acı veriyor. Ne kadar okursam okuyayım, ne kadar anlamaya çalışırsam çalışayım, anlamıyorum. Bilmiyorum. Allah biliyo ya, o bize yeter.

2 yorum:

Bi sesin çıksın..