27 Mayıs 2014

Bunu yazmasaydım ölürdüm

Bazen öyle bir devreye giriyor ki insan, bunu yazmazsam ölürüm sanıyorsun. Yemek gibi, içmek gibi bir şey. İçinizde bir yerlerin kırıldığını varsayalım. Şu an buna uygun bir ortamım yok aslında. Arkada Sezen Aksu-Salla (remix) dinliyorum. Bir zamanların en sevdiğim şarkısı fakat bu zamana uygun değil!

Kapadım bir sinirle. Bugün bir sinirle yaptığım bir sürü şeyden yalnızca bir tanesi bu. Gereksiz hareketler erbabı olduğumu söylemiş miydim? Ne kadar kendimle çelişirsem, o kadar çok etrafımda sevdiğim insanları kırıp döküyorum. Sanıyor musunuz ki, bu beni mutlu ediyor? Hayır, aksine, içim daha bir parçalanıyor.

Mutlu olun diye söylüyorum: içim paramparça. Mutsuz insanları görüp, halinize şükredin diye yazıyorum bunları. Mutsuzluk şerbetinden içtim az önce. Özellikle de ulaşmak istediğim ve ulaşamadığım x kişisine borçluyum bunu. Kendimi televizyon programında salya sümük ağlayan, elinde selpağıyla poz vermiş Yılmaz Morgül gibi hissediyorum. Aman ne güzel!

İşin en ilginç yanı nedir bilir misin sayın okuyucu? Ben bilmem. Eminim sen bilirsin. Oturup ağlasam, ağlarken anlatsam, söyleyebileceğim hiç bir şey yok. Çünkü sadece onunla konuşursam düzelecek bu. Abartma, bu kadar büyütme diyecek. Bu abartı değil aslında. Aslında bu..

Tamam, ödeştik bence. Ödeşmeliyiz. Çünkü ;
Acı çekiyorum.
İnanması güç ama öyle.

2 yorum:

  1. umarım en kısa sürede bu acı çekme halin son bulur canım :(

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkür ederim canım. amin inşallahh

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..