9 Ekim 2017

Bunların hepsi senin için..


İnsanın kendini her an özel hissetmesi imkansızdır. Zaten öyle olsa özellik niteliğini kaybeder. Bu yüzden olabildiğince değerli anlar vardır insanın hayatında. O anların değerini genelde yaşarken anlamayız, sonrasında dank eder. Dank ettiği anda tekrar özel hissederiz kendimizi..

Ben dün kendimi çok özel hissettim. O kadar özeldim ki.. Sabah a kişisi ile kahvaltıya gittik. Gittiğimiz yer o kadar doluydu ki, masamız ikiye bölündü ve hemen yanımıza bir aile oturdu. Baba-anne ve iki kızından oluşan çok tatlı bir aileydi. Babalarının olumsuz elektriği direkt bizim masaya da yansıdı. Sadece surat asıyor, ellerini çenesine dayamış etrafa sinirle bakınıyordu. Sanırım dip dibe oturmaktan hoşlanmamıştı. Bunu fark eden 5 yaşlarında olan küçük kız o şirin ses tonuyla "babacığııımm, bizlere nee kadar da güzel bir yer buldun böyle, hepimiz sığabildik bak" dedi. O kadar tatlı bir ses tonuyla söyledi ki, o cümle bana edilse, kalkıp yanaklarını sıkarak öperdim. Baba tepkisiz.. Sonra kız tekrar babasına "babacığım çok güzel kahvaltı tabakları değil mi, içlerinde her şey var" dedi. Baba yine tepkisiz.. Sonra kız babasına yine şu an hatırlayamadığım bir şey daha söyledi fakat baba yine tepkisiz.. Annesine döndü, asık bir suratla ve az önceki ses tonu onun değilmişcesine donuk bir ses tonuyla "yumurtamı soyar mısın" dedi. O da yumurtasını aldı ve soydu..

İşte o an kendimi çok özel hissettiğim andı. Kendi çocukluğumu düşündüm hemen. Babam, tam da ben o yaşlardayken benimle harika iletişimler kurmuştu. Tam o yaşlardayken, bir hafta önce tatile gitmiş, fakat tatilin tadını babam gelemeden alamamıştık. Babamın gelmesini dört gözle beklerken o pembe gömleğiyle kapıda belirmişti. Koşarak boynuna sarılmış "babacığım gömleğin ne kadar güzel, pespembe" demiştim. Aslında çok komiğime de gitmişti. Babalar pembe giymezlerdi sonuçta. Babam benim ses tonuma benzer bir sesle "Senin için giydim güzel kızım" demişti. O an gerçekten babamın istanbul dan çıkarken beni düşünüp o pembe gömleği benim için tercih ettiğini düşünmüştüm. O kadar güzel bir duyguydu ki.. Tekrar o ana döndüm düşününce. Bir çocuk için o kadar ufak bir cümle ne kadar büyük dünyalara yelken açıyordu öyle. Benim için...

Sonra hep babam gittiğimiz yerlere bizim için gittiğini, bizimle keyif aldığını, bizsiz hiç zevkli olmadığını söyledi. Asla bizi ananemlere bırakmadı. Eğleneceksek hep birlikte dedi. Çocuksuz eğlence mi olurmuş, bizim yarımız sizsiniz derdi. Annem de tabi.. Bizi asla bir yerlere bırakıp, aklımızı onlarda bırakmazlardı. 26 yaşına geldiğimde hala annem ve babamla zaman geçirmekten hoşlanan iki kardeş olduk abimle. Hatta artık babam dalga geçerek "artık düşün yakamızdan aa" derdi. Koskoca insanlar oldunuz, biraz da kendi arkadaşlarınızla takılın. ama o kadar huzurluydu ki onların yanı..

Aile yapısının bozulmaya yüz tuttuğu şu günlerde, çocuklarınızla ilgilenin. Kazandığınız paralar, geleceği geleceği diye düşündüğünüz o kapitalizm o çocukların geleceği değil. O çocukların geleceği, onlara kendilerini ne kadar özel hissettirdiğiniz, soru sorduklarında yüzlerine dönüp onlara cevap verdiğiniz, düşüncelerini öğrenmek istediğiniz, yargılamadığınız, dinlediğiniz-anlattığınız, iletişiminizin güçlü olduğu, birlikte bir şeyler paylaştığınız zamanlardır. Eğer çocukken siz onlarla ilgilenmez, işleriniz güçlerinizin peşinde koşarsanız, büyüdüklerinde de onlar sizlerin suratına bakmaz, sevgiyi çok başka yerlerde bulmaya çalışırlar. Lütfen çocuklarınızın elini bırakmayın. Kaç yaşında olursa olsunlar..

10 yorum:

  1. Zavallı kız..içim cız etti okurken :(

    YanıtlaSil
  2. Selam torunum ile olan ilişkim göz önüme geldi. Küçük torunum Deniz iki yaşında benim eve getirdiğimde gözlüğümü takınca çıkartıyor. Çünkü tablete bakıyorum. Şimdi onu ve ağbisini kreşten aldıktan sonra tabletine bakmıyor onlarla oynuyorum.Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ayyy yerim onuu. iyi ki onlarla oyynuyormuşsunuz :)

      Sil
  3. Nasıl etkilendim yazdıklarınızdan anlatamam... çocuklar, yetişkin olduklarında, geçmişe dair içlerinde yaş be yaş büyürken tutundukları mutluluk ya da mutsuzlukları önüne çıkıveriyor. Toplum olarak çok uzun zamandır haftasonunda nereye gidildiği, ne giydiği, adamın-kadının nerde çalıştığı, çocuğunun hangi okullarda okuduğu ile ilgili bilgiler ön plana alınmakta. Oysa herkes, bugün birbirimize ne öğrettik-öğrendik, ne kadar güldük, sevdiğimizin-sevildiğimizin farkına vardık diye düşünse, belki de toplumdan caniler, sapıklar da çıkmayacak, kimbilir... hassas, incelikli insanlardan oluşan bir toplum düşünmek bizim için bu kadar zor mu?? :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle zor değil fakat yapılması imkansız gibi gösterildiğinden biz de onlara inanıyoruz :(

      Sil
  4. Sevgi dolu babaların başı dik yüreği sevgi dolu güzel kızları oluyor. Babacığına sarıl öp kocaman.

    YanıtlaSil
  5. Aynen...o_O

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..