25 Eylül 2017

Günlük - 14


bugünlerde her şeyden bıktığımı fark ettim. bu yüzdendir ki, buraya da uğrayamadım uzunca bir süre. yazmaktan da bıktım çünkü. nasıl bir depresyon halidir, nasıl bir vazgeçiştir bilmiyorum ama umarım en kısa zamanda düzelirim. bunu yazabildiğime göre, düzeliyorumdur, ya da daha kötüye gidiyorumdur. zira bir insan ya iyiyse yazar, ya da kötüyse. ben genelde kötüyken yazıyorum.

son günlerde gelen iş tekliflerini geri çevirmek canımı çok sıkıyor. sanırım olmaması gereken zamanda, olmaması gereken yerlerde.. sizin de böyle hissettiğiniz oluyor mu? mesela şimdi avustralya da okyanus kenarında denize ayak sokmak varken, sonbaharın hüznünü iliklerine kadar hissetmek çok da hoş olmasa gerek. hem de hiç tatil yapamamışken, hiç denize girememişken, ve hiç değişik bir yer görememişken. evet belki bu dünyaya değişik yerler görüp, değişik insanlar tanımak için gönderilmedim ama benim de en kötü huyum bu sanırım. gezmeyi sevmek.. gezmedikçe de üzülmek.. gezmek için hiç bir şey yapmamak. insanın kendinden nefret etmesine yetiyor hayallerini gerçekleştirmemek.

10 yorum:

  1. Bir yazıda kendimi daha fazla nasıl bulabilirdim diye düşünmek..
    Ah be, ah şu hayat!

    YanıtlaSil
  2. Yazını okurken "acaba bunları ben yazmış olabilir miyim?" falan dedim.

    Emin ol herkes kendini bir biçimde düşük modda hissediyor bu aralar. Bir keyifsizlik, ruhsuzluk... Benim de canım hiçbir şey yapmak istemiyor. Akşam üstleri deniz kenarında uzun yürüyüşler iyi geliyor ama umarım geçici bir şeydir bu duygu durumu yoksa bir 2-3 ay daha istemem böyle hissetmek

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. havalardandır demek istiyorum ama hava değişiminden ötesi varmış gibi :(

      Sil
  3. Yorum yazmak için geldim, düşünüyorum. Ne yazmalıyım ya da ne yapmalıyım. Bu tembellik, bıkkınlık bulaşıcı galiba. Bir yağmur yağsa, rüzgar esse. Üstümüzdeki bu ağırlık kalkar mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yorum bile yazamıyorsun değil mi? ah kendimden biliyorum, çoook teşekkür ediyorum bu yüzden

      Sil
  4. Şimdi gitmeyi en çok istediğin yerlerden birini seçip nasıl gidebileceğini düşünüp plan yapmaya başlıyorsun.Bu sene diyeceksin ama bak en balta, bir sene değil. Zamanı, parası, indirimi, şuyu buyu planla. Sonra nasıl gittiğine sen bile inanamayacaksın.

    Ben de senin gibi bir gün oraya bir gün buraya diyordum. Birgünler hiç gelmediği gibi bir baktım ben de gençleşmiyorum. Özellikle bacağımda lif kopup bir buçuk ay evde yatında bu daha kafama dank etti. Derken sadece hayal ettiğim yerlere gerçekten de gidebildiğimi fark ettim. Kırk beş yaşına kadar bekleme bunu anlamak için :) Can mırın kırın ederse "Bana bak ya hazı ayaktayken götürürsün ya da tekerlekli sandalyemi her yere taşımak zorunda kalırsın" diyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynısını söylüyorum fakat bu kez gidemeyen taraf benim maalesef :/ ama en kısa zamanda kendimi toparlayıp gideceğim bir yerlere :)

      Sil

Bi sesin çıksın..