13 Ekim 2011

Mustafa Amca'ya gittik.



Biliyorsunuzdur belki İstanbul dolaylarındaysanız. Taksim'in sağ arka köşelerinde bir mekan. Mekan demeye bin şahit ister aslında. Sokakta oturuyorsunuz. Sokakta ufak tabureler ve masalarla. 

Mekanı kötülemek adına söylemedim. Aslında süper sıcak bir mekan. İnsanları oldukça enteresan mesela. Her tipten insan var. O ufacık masanın etrafına doluşan 7 genç, sıkış tıkış oturarak muhabbet edebiliyorlar. O ufacık masaya koskocaman sohbetlerini sığdırabiliyorlar. Mekanın ufacık tefecikliği oldukça hoşuma gitti ki.. 

Kahvemizi içtik. Mustafa Amca gerçekten yaşlıca bir amca. O da geziniyor arada, servis yapıyor. Mekan oldukça ucuz ve sevimli. Duyduğuma göre domatesli tostu meşhurmuş. Ucuzmuş da. Bir daha ondan yicem. Aç gitmedim, deneyemedim. 

Yan tarafımızdaki masada oturan 5 adamın 4'ü tiyatrocuydu. Hepsini ayrı ayrı dizilerde görmüştüm önceleri. Arkadaşımla elimizdeki telefonlarla twit atmaya uğraşırken, adamlardan bir tanesi en sonunda dayanamayıp "Sohbet etmeye mi geldiniz, yoksa telefondan mı sohbet ediyorsunuz?" dedi. Biz güldük. Fakat yine de telefonları elimizden bırakamadık. Kahvelerimiz gelene kadar internet üzerinden geçti muhabbetimiz.

Güzel bir mekanda, sıcak insanlarla tanışmanın verdiği mutlulukla eve geldim. Fal da baktırdım bu arada. Yanımda bulunan arkadaşım baktı falıma. Aslında fal baktırmaktan nefret ederim. O kadar ısrar etti, o kadar ısrar etti ki... Hani karar verme aşamasındayım falan diyordum ya, onunla hiç konuşmamıştık bu tip konuları. Malumunuz telefon elimizden düşmemişti ki. Neyim varsa bildi diyebilirim. Fazladan "N" ve "L" harfleri geldi. Sanırım bu bir işaret. "Lan!?" diyo birileri. Bir daha da baktırmam fal. Buraya kadarmış.


Not: Fotoğraf internetten alınmış Mustafa Amcanın yerinin fotoğrafıdır. Biz şu kapının önünde oturduk mesela ^^ Komedi :D
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...