27 Mart 2014

Ivır Zıvır Part 8



Üst komşumuzun bir gün bornozu ile kapımızı çalıp "Biraz şampuan verir misiniz?" dediğini bilirim ben. Oldukça ilginç bir olaydı benim için. Daha ilginçlerini yaşayamam sanıyordum ki gecenin 12'sinde bu kez alt komşumuz kapıyı çalıp "Demlenmiş çayınız var mı?" dedi. Sonra yine gece 1 'de çarpraz komşumuz gelip "Taze ekmek var mı?" diye ekledi. Komşularımız olmasa, gülemicez şu lanet olası sitede.

Site hayatını sevmiyorum. Kim nerede ne yapıyor biliyorlar. İnanılmaz bir dedikodu kazanı var. Herkes birbirini tanıyor ve herkes birbirine selam vermek zorunda. Arada çay sohbetleri için toplanıp, akşam yürüyüşlerinde muhabbetin belini kırmak zorunda. Asosyalliğimin zirve olduğu şu günlerde, istemiyorum.

Asosyalliğimi ise, sınavlarıma ve yoğunluğuma bağlıyorum. Her şey mi üst üste gelir arkadaş?!

Sinirli ve stresli olduğunda insan direkt w kişisine sarıyor. asjhdakjhda varlığım nedir abi ya? Neyse efenim. Sonra olmadı, en yakın arkadaşlarıma, olmadı kardeşime, derken şimdi çok uzaklarda olan abime, en son babama sarıyorum. Tabi babaya sarmak yemiyo pek.

Şu seçim lagalugası bitse de hepimiz kurtulsak. Şu paralel devlet muhabbetleri falan da sıktı. Hele paralel devlete bağlı olduğuna inanılan insanların laf sokmaları, yalan haberleri, saçma lafları falan da inanılmaz bunalttı. Bi durun da nefes alalım.

Bugün oturduk, hiç işimiz yokmuş gibi 2023'ü konuştuk. O zaman yaşamak istemediğimin bilincine vardım. Allah milletimize zeval verecek dış mihraplardan korusun, Aminn. Biz böyle güzeliz, falan filan.


25 Mart 2014

Chp'nin Dine Bakışı?

"görünüşte sadece din ve devleti birbirinden ayırmak gibi gözükse de aslında din ve halkı birbirinden ayırmaktır. bunun sayısız delili vardır. kronolojik olarak akla ilk gelenler şöyle sıralanabilir:

1) 1925 yılı, yeni kurulmuş olan chp'nin şapka kanunu çıkarması ve buna karşı gelen alimleri, hocaları astırması.

2) 1937 yılı, chp'nin kurucusu atatürk'ün islam dini için "gökten indiği sanılan kitapların dogmaları" demesi.

3) atatürk'ün teşvikiyle 1932'de ismet inönü'nün ezanı 18 yıl bu şekilde türkçe okutturması.

4) 1940'lı yıllar, camilerin ahır yapılması.

5) günümüze doğru yaklaşırsak 1995 yılı, başörtüsü yasağı ve öğrencilerin mezuniyet törenlerine bile alınmaması.

6) tarih 28 şubat 1997, post modern darbenin imam hatiplerin kapatması ve katsayı adaletsizliğini getirmesi. 2012 yılında kaldırılan bu adaletsizliği chp'nin danıştaya götürerek iptal ettirmek istemesi.

7) 1999 yılı, chp'nin kardeş partisi dsp'nin genel başkanı bülent ecevit'in başörtülü vekil merve kavakçı'yı meclisten kovması.

8) 2008 yılı, dönemin chp genel sekreteri önder sav'ın peygambere hakaret içeren konuşması ve malum genel müdürün kendisine destek çıkması.

9) yıl 2013, chp'li birgül ayman güler'in "islam'da başörtüsü yoktur" hezeyanı.

10) yıl yine 2013, chp kamu'da başörtüsü yasağının devam etmesi için danıştay'a gitmesi.

bu şekilde binlerce delil bulunabilir. ben bu delillerin bir kısmını gülen örgütü kaynaklarından alarak bugünkü kirli ilişkiyi de bir bakıma aydınlatmak istedim.

şunu unutmayın ki din karşıtı güçlerin geleceği yoktur. chp bunca yıl müslümanlara ettiği zulümlerden sonra bütün kadrosuyla hacca gitse yine iktidar olamaz!"

Okuduğunuz bu yorum bir ekşi sözlük yazarından alıntıdır. Adam söylenebilecek her şeyi söylemiş. Şimdi Cemaat-i Müslimin düşünsün.

24 Mart 2014

Durun!

Bazen insanlara "durun bir ya" demek isterdim. Fakat demiyorum. Diyecek laf bulamıyorum.

Siyasetten sıkıldığımı her söylediğimde siyaset beni sıkmaya başlıyor. Öyle yerlerden atlıyor ki boynuma, ne yapacağımı şaşırıyorum. Oturup insanlar bi'şeyler biriktirip, bana sarıyor. 

Mesela eğer örtülüysen sen kesin Akp'cisindir. Akp yanlış bi'şey yaparsa bu senin yüzündendir. Çünkü insanlar partilerini takım tutar gibi, ana-baba sever gibi seviyorlar. Fakat "hayır arkadaş! ben yanlış fikirlerin veya bana uymayan tarafların arkasında olamam" düşüncesinin varlığını bilmiyorlar. Herkesi kendileri gibi görüyorlar çünkü.

Akp yanlısı ve bir zamanlar gençlik kollarında yer almış fakat yer almayı başaramamış bir insan olarak söylemeliyim ki ben din harici hiç bir konunun ardından körü körüne gidemem. Siz giderseniz saygım sonsuzdur. Çünkü ben asla insan denen varlığın hata yapmayacağına inanmadım. İnanmayacağım da sanırım. Bu yüzdendir ki, hataların yapılacağını bildiğim yerlerde bana en yakın olan tarafta olmalıyım..

Geçenlerde başıma geldi misal. Cemaat yanlısı arkadaş dediğim insan, "bak şöyle şöyle oldu, mutlu musun" gibilerden bir cümle etti ki o gün benim için o arkadaşın bittiği gündü. Zira arkadaşlıklar böyle olmamalı. Düşünceleri veya seçimleri için karşınızdaki insanı iğnelememelisiniz. Hem de gelip açıkça! Hadi ama.. 

Arkadaşlarım arasında keskin seçimler, keskin ayrışımlar oluştu. Aslına bakarsan, dostumuz kimmiş en ufak sendelememizde kimler bize tekme atacakmış anlamış olduk. Cemaat arkadaşlarımdan en çok da gördüm bunu. Ateist ve sol tarafta olan arkadaşlarım genellikle fikirlerini söyler, ben de karşılığını verirdim. Sonra güler, oynardık.

E insan soruyor ama, Nedir bu? Nedir sizi bana düşman eden? Akp yanlısı politikam mı, baş örtüm mü, yoksa Hoca Efendi'nin kitaplarını okumak istememem mi? Evet bu bayaa bir sıkıntı olmuştu. Bir kaç kez okumaya çalışıp, anlayamadığım fakat inatla okumam gerektiğine inanılan o kitaplar. Siz de gerekli etkiyi bırakıyordu belki fakat ben o cümlelerin içinde boğuluyordum. Benim anlayabileceğim dilde değildi. Belki de kapasitem yetmiyordu bazılarının söylediği gibi. Hala yetmiyor, o ayrı.

Size Özel Bir Sigortacınız Olsun İster Miydiniz?

Generali Sigorta’nın reklamlarını bir süredir izliyordum. Önce eğlenceli olması dikkatimi çekti, sonra bir arkadaşım aracı için bildiğim iyi bir sigorta var mı diye sorunca aklıma geldi Generali Ali diye:) Reklamları aklımda kalmış demek ki… Üşenmedim gittim sizin için aradım.



Zorunlu Trafik Sigortası veya kasko için Generali’nin 7/24 Özel Sigorta Danışmanlığı hattı 0850 555 55 55’i veya generali.com.tr den 1 dakikada teklif alabiliyorsunuz. Generali Sigorta müşterisi olmasanız dahi bir kez teklif alırsanız size kişisel sigorta danışmanı atıyorlar. Bilgi alan kişi her aradığında, karşısında aynı danışmanı buluyor. Böylece müşteriler sorunlarını her defasında baştan anlatmak zorunda kalmıyor ve telefonda uzun uzun beklemeden işlerini kolayca halledebiliyor. Bildiğiniz size özel bir sigortacınız oluyor:)

Bu arada Generali 1831 yılında İtalya’da kurulmuş ve 150 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteriyormuş. Tüm dünyada 65 milyonu aşkın müşterisi varmış. Bir sigorta şirketi için oldukça güvenilirler yani.



Bugünlerde Zorunlu Trafik Sigortasında %70’e varan indirimleri varmış. Eğer yakın zamanda zorunlu trafik veya kasko sigortası yaptıracaksanız Generali’den teklif almadan yaptırmayın derim. Teklifler kişiye ve arabaya özel yapıldığı için indirimler de kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Bu yüzden teklif alırken yaşınız, arabanızın yakıt türü gibi etmenler de önemli oluyor.

Hemen teklif alıp indirim kazanmak isterseniz, 31 Mart’a kadar generali.com.tr yi ziyaret edin.

1 Dakikada Teklif Almak için Tıklayın.


Bir boomads advertorial içeriğidir.
-->

22 Mart 2014

Bu kayıt yenidir!

Yine uzun süreli yazmadım değil mi blog? O kadar sıkıldım ki siyasi mevzulardan, şimdi buraya ne yazcam alınacak milyonlarca insan var. Zira 70 milyonun takip ettiği bir blogum sonuçta. Oturup buradan gündemi değiştireyim!

Gündemim çok yoğun son günlerde. Sınavlar, işler, güçler derken yapamadığım bir sürü şey var.

Twitter'ın kapatıldığını duyan kuzenim hemen beni arayıp "moralin nasıl" diye sordu ve hemen ekledi "sen de hükümet karşıtı mı oldun?" Ben twitter'ın kapatılmasını nisan 1 şakası olarak algılıyorum. Çok fazla sosyal oluyorduk zaten, amaan neyse boşver diyorum. Sonra paylaşmak istediğim bir sürü şey yaşayıp hepsini kendi özelime saklıyorum. Sanırım daha değerli oluyorlar.

bir de .
neyse ya.
siz yazın, ben okuyorum.

18 Mart 2014

Ivır Zıvır Part 7

Sıradaki yazım tüm sevipte kavuşamayanlara gelsin. Kendimi düğün şantörü gibi hissettim şu an. Hayat parmaklarımın ucundaki org kadar saçma ve gereksiz. Aynı ritmin üzerine attığım 5 tane nota kadar sade ve sakin. Bazen üzerine üzerine gelir ya her şey. Heh işte, hepsi orgun siyah düğmeleri gibi tepelere bir yerlere sıkışmış ve bir gün kullanılmayı bekliyor. ah o notalar.. ne kadar gereksiz ve sade.

Yolda bir tanıdıkla karşılaştım. Arkadaş demek isterdim fakat ismini hatırlayamıyorum şu an. O an da hatırlayamadım. Zaten ismini bildiğimden de pek emin değilim. "Büşracım nasılsın?" dedikten hemen sonra "Normalde isim özürlüyümdür fakat seni unutmadım" ı ekledi o tanıdık. İşin ilginç yanı, O'nu benimle tanıştıran arkadaşın ismini de hatırlayamadım. İsimleri mi umursamıyorum, insanları mı bilemedim. Sen bildin ama, insanları..

Abim, Trabzon'a kesin olarak yerleşti. Evde kalan bazı eşyalarını göndermemi, kırılmamaları için bir ayakkabı kutusuna koymamı istedi. "ayakkabı kutusu" muhabbeti telefonda geçtiğinden beri telefonum kafayı yedi. Sanırım dinlenmeye başladım. Böyle kelimeler kullanmayın anacım.

Hükümet-Cemaat krizi hakkında söyleyecek milyonlarca cümlem varken, hiç birini söylemeyeceğim. Çünkü cemaat insanı o kadar düşüncelerini kapamış ki, o kadar tek taraflı görmeye alışmış ki, ne söylesem tersten anlıyor, beni aforoz ediyor. Aforoz edildiğim bu günlerde bu yaşa gelipte maklube yiyemediğime üzülüyorum. makbule miydi? Neyse neydi işte. Şu dakkadan sonra da yiyemem heralde.

İşin en ilginç yanı Bank Asya'ya zamanında bir sürü başvuru yaptığımda geri dönmeyip, şimdi durmadan arıyor olmaları. Elemanlar da mı çıktı işten de bana kaldınız diye düşünmeden edemiyor insan.

Peki ya Chp'ye oy ver dendi diye ciddi ciddi oy vereceklere ne demeli? Başörtülü olduğum için beni göstererek "işte bu akp köpeklerinin hepsi hırsız" diyen Chp'li adam, benim görünümünde bir sürü ablanın da onun yanında olduğunu bilmiyor. Aslında biliyor da, bilmemezlikten geliyor. ne de olsa onun işine yarıcak. Zaten alışmıştık değil mi biz başımızı açıp, okumaya.

Kendimi cemaat evinden Akp'ye oy vereceğini söyleyip,kovulan arkadaşım gibi hissediyorum. 

Akşam yürüyüşlerime son hız devam ederken, yürüyen şişman teyzelere bunun spor amaçlı olduğunu anlatamıyorum. Hatta yanımdan her geçerken "manyak mıdır nedir?" diyorlar. Değilim aslında. Manyak gibi davranıyorum sadece. Yürüyorum.

Yanımdaki arkadaş yapamadığım şeyi yaptı. Sonra hocam başıma dikilip "Her işi ters yapıyorsun, Laz'sın ya ondan" dedi. Halbuki işi yapan arkadaş Doğu kökenli bir yerdendi. Sonra yine hocam lazlar üzerinden demogaji yapınca "Hocam siz nerelisiniz peki?" dedim, "Ben de Karadenizliyim" dedi. Bunu da niye anlattım bilmiyorum. İnsanları dış görüntülerine, memleketlerine göre yargılamayın falan dicektim heralde. Bilmiyorum.

16 Mart 2014

Ben Susayım, Sen "Anlat İstanbul!"

Size bir masal anlatayım mı? Masalımız İstanbul’da geçsin. Yalnızca bir gecede olanlardan bahsedelim sizlere ve İstanbul gecelerinden neden bu kadar çok korktuğumu anlatsın. Sonra dersinizi çıkarın ve geceleri sokağa çıkmayın bu gözünü sevdiğim İstanbul’da. Hırlısından çok hırsızı var o karanlık gecelerde.
“Anlat İstanbul” filmi 2005 yılında çekilmiş 5 farklı hikayenin birleştirilmiş hali. İstanbul’u hep o Kız Kulesinden ve Boğaz manzarasının güzelliğinden dinlemiştik değil mi? Değil! Bu filmde hiç bi’şey sizin bildiğiniz gibi değil.
5 farklı hikaye demiştik ya hani.. Aslında hepsi birer masalı andırmakta filmde. Çingene klarnetçi rolünde olan Altan Erkekli-Fareli köyün kavalcısı misal. Bir mafya kuryesi ise Kırmızı Şapkalı Kız. Bir fahişenin Sindirella olması olabildiğince acı . Pamuk Prenses ise ülkenin en zengin adamının kızı ve üvey annesi tarafından tutulan katilinden kaçan en güzel kız. Nurgül Yeşilçay’ın Uyuyan Güzel’i canlandırması ve uyanış hali ise muhteşem!
Filmi izlerken ilginç kopukluklar varmış gibi hissetseniz de, bu hissi bir kenara bırakın ve merak etmeyin: o film kendini toplayacak. Muhteşem bağlantıların sonunda muhteşem bir sonuç beklemeyin. Çünkü her masal gibi bu filmde aniden başlayıp, belirsizlik içinde kayboluyor. Bana kalırsa bir klasik olmaya aday olan bu filmde İstanbul’un en iğrenç yönlerini göreceksiniz. Hele ki ben gibi buralardan çekip gitme meraklısıysanız, eğer de bir fırsat çıkarsa karşınıza, bu filmden sonra siz de çekip gidebilirsiniz. Yer yer bunalıma gireceğiniz, dramatikliğin yüce hali olan bu filmi izleyin derim.
Söyleyecek çok bi’şey yok. Masalı dinleyin, İstanbul anlatsın size içindeki tüm iğrençlikleri. Aman diyim, çocuklar yanınızda olmasın. Onlar henüz bu kadar kötülüğe hazır değiller.

Yazımın orjinal hali için: Sinefesto.com

15 Mart 2014

Neden?

Sorgulamaların milyonları aştığı şu günlerde olabildiğimce köşeye sıkışıyorum. Oturup anlat deseler, söyleyecek milyonlarca kelimem varken, kelime arasındaki boşluklarda takılıyorum. Sonra uzunca seyrediyorum etrafı. En çok da karanlığı..

Karanlık kadar derin. 

Derinliklerde boğulsak mı, uçup boşluklarda kaybolsak mı, yoksa oturup ağlasak mı, anlatsak mı bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey varsa.. Hayır yok!

Bilmemenin çaresizliği içinde debelenip dururken işte hep o nefret ettiğimiz soru beynimizi kemiriyor: Neden? 

Her şeyi bir nedeni vardı değil mi?..

Panoramik yazmak neden bu kadar zordu peki? Birbirine geçmiş ikiden fazla fotoğraftan mı bahsediyorduk, yoksa 15 li zincirleme kareden mi?

Hayır mevzu o değildi. Mevzu O'ydu aslında. Aslında olmayan, aslını iteleyen, aslının aslında aslısıyla aslen aslolan. Hadi ordan! Saçmalama be kızım. Senin içindeki o agresif şey varya. Heh işte ben onun taaa..

Neden? Ama neden? Neden ama?

Bu karenin anlamını biliyor musun sen? Peki ya bu çizgilerin? Peki bu her şeyin? Anlamlandıramadığın o her şeyde aklını kemiren tek kelimen var "Neden?" Anlamlandırabilmek neden bu kadar zor peki?

Hadi ama? Neden? 

14 Mart 2014

LINE İLE ÖZGÜRCE KONUŞUN

LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor!

Yoğun iş temposu, şehirleşme ve hızlanan yaşam bizleri dijital dünyada sosyalleşmeye yöneltiyor. Bu alanda bilindik sosyal medya kanallarının yanı sıra ücretsiz mesajlaşma, ücretsiz sesli ve görüntülü arama gibi birçok hizmeti bir arada sunan mobil mesajlaşma platformları da öne çıkıyor. Aile bireylerinden arkadaşlara kadar hayatımızdaki herkesle her an paylaşımda bulunduğumuz bu platformlarda kullanıcıların dikkat ettiği en önemli özelliklerden biri de güvenlik sistemleri. Bu anlamda rakiplerinden ayrılan LINE’da kullanıcı bilgi ve görüşmeleri 3G, 4G ve Wi-Fi dahil tüm ağlarda şifreleniyor. LINE’ın iç denetim yönetimi alanında üç uluslararası sertifikaya (SOC2, SOC3 ve SysTrust) sahip olan ilk mobil mesajlaşma uygulaması olması da güvenlik standartlarına verdikleri önemin bir kanıtı niteliğinde.

Telefon Numaranızı Gizli Tutun

LINE’da kendinize özel bir ID belirleyerek telefon numaranızı kimselere vermeden iletişim kurabilirsiniz. Sizi LINE ID’nizi kullanarak ekleyen kişiler telefon numaranızı göremezler. LINE ID’nizi belirlemek için Diğer/Daha Fazlası > Ayarlar > Profil menüsünü kullanabilirsiniz.

Telefon numaranıza sahip kişilerin LINE arkadaşları listesine otomatik olarak eklenmek istemiyorsanız “Başkalarının Eklemesine İzin Ver” seçeneğini kapatabilirsiniz. Böylece sizi sadece LINE ID’nizi paylaştığınız kişiler ekleyebilir.



Tanımadığınız Kişilerin Sizi Rahatsız Etmesine Engel Olun

Anlık mesajlaşma uygulamaları kullananların korkulu rüyalarından birisi de yanlışlıkla alakasız bir mesajlaşma grubuna eklenmektir. LINE’da tanımadığınız kişilerin bulunduğu bir grup sohbetine davet edildiğinizde grupta bulunan kişiler telefon numaranızı göremiyor.

Tanımadığınız bir kişi size mesaj attığında LINE otomatik olarak  “Ekle”, “Engelle” ve “Şikâyet et” seçeneklerini sunuyor. Eğer size mesaj gönderen kişiyi tanımıyorsanız kolayca engelleyebiliyorsunuz.



Telefonunuz Yanınızda Olmasa Da Mesajlarınızı Koruyun

Yazışmalarınızı meraklı gözlerden korumak için LINE’a şifre koyabiliyorsunuz. Diğer/Daha fazlası > Ayarlar > Gizlilik ayarlarından “Şifre Kilidi”ni kullanarak LINE’ın her açılışta şifre sormasını sağlayabiliyorsunuz.



Ayrıca “Sohbet Odası Ayarları”ndan tüm sohbet geçmişinizi ve sohbetler içerisinde paylaştığınız tüm dosyaları tamamen silebiliyorsunuz.

Bir arkadaşınız LINE’dan size mesaj yazdığında bildirimin ekranda mesaj okunacak şekilde belirip belirmemesi ile ilgili ayarlarınızı da istediğiniz gibi düzenleyebiliyorsunuz. Bildirim ayarlarında yer alan “Önizleme göster” seçeneğini kapattığınızda, yeni bir mesaj geldiğinde ekranda gelen mesaj yerine “Bir mesajınız var!” yazısı görünüyor.



Paylaşımlarınızı Gizleyin

LINE’ı rakiplerinden ayıran bir diğer özelliği de ileti, fotoğraf, video, bağlantı gibi paylaşımların yapılabildiği, sosyal medya yapısına sahip Timeline ve Home özellikleri. LINE’daki Timeline ve Home hareketlerinizi yalnızca arkadaşlarınız görebiliyor. Ancak burada da iletilerinizin kimler tarafından görüntülenebileceğini belirleyebiliyorsunuz.

Timeline’ınızda paylaşmak istediğiniz iletinizi hazırlarken alt menünün en sağında bulunan “Kişiler” sembolüne tıklayarak iletinizin gizlilik ayarlarını yapabilirsiniz.



Nerede, Ne Zaman İsterseniz Güvenle Konuşun, Mesajlaşın!

LINE'ı tüm akıllı telefonlarda (iPhone, Android, Windows Phone, Blackberry, Nokia), tabletlerde ve hatta bilgisayarınızda bile kullanabilirsiniz.

Kullandığınız cihaza uygun LINE indirmek için: http://line.me/tr/download
Bir boomads advertorial içeriğidir. -->

10 Mart 2014

Eyvah Eyvah!



Şimdilerde duraklıyorum. Projelerimi yetiştiremiyor, çevirilerimi yapamıyor, haber oluşturamıyorum. Onu bunu bırakın, basın gösterimlerine bile gidemiyorum. Farkındaysanız eğer, yazamıyorum da.

Ünlü düşünür, çok değerli dostum Franz Kafka dedi ki "Yazamadığına bakılırsa iyi olmalısın. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız." Hak verdim. Zira iyiyim. 

Bir de hala o ask.fm'de ilginç sorular soranlarınız varya, açıkça söylüyorum: benim başım bağlı dostum. Hani vazgeçin diye kurulmuş bir cümle de değil bu. Bu bilog, bu bilog olalı böyle bir cümle duymadı. E duysun bi zahmet. Hayır, cevap vermeyince daha da saçmalıyonuz, ondan yani. Saçmalamanıza hiç gerek yok.

Şimdi birisi gelip projelerimi tamamlasa, çevirmem gereken şeyleri çevirip, haberlerimi yazsa. Sonra utanmayıp yazılarımı da yayınlasa. Sinemaya gitse, film izlese. Özellikle Gazap Üzümlerini izlese. Sonra içindeki karelerde FSC karesini bulsa. Derken bir olayın sosyolojik bakımdan incelemesini de yapsa. Yds sınavıma hazırlansa, hatta utanmasa Ales'e de hazırlansa. Hadi ama, yapsın birileri bunları. Ben yapmayım da kim yaparsa yapsın. 

Hayır bir de bu yazıyı okuyan kendisine bişi katıcak falan sanıyordur. Yok efenim öyle bi'şe. Bu can sıkıntısından ve de işlerimi yapmayım diye yazılmış bişi :)

7 Mart 2014

Sinirlerimi Aldırabilir miyim?!

Bu günlerde inanılmaz sinirli bi yapıya sahibim. Birisi sinirlerimi alsın yoksa durmadan her yere patlamaya devam edeceğim. Çok sevdiğim insanları kırıp, çok sevdiğim yerleri nefretle anacağım. O derece.

Sinire ne iyi gelirdi?

4 Mart 2014

Ivır Zıvır Part 6

Ivır Zıvır yazmayı özlemişim. Başlıyorum o halde!

Oscar ödülleri açıklandı bildiğiniz üzere. Dün sabahladım tam anlamıyla. Aslında sabahlamadım. sabahlamak gibi bir niyetim olmasına karşın, kırmızı halıdan yürüyen insanlar sinirimi bozmuş olmalı ki uyuyakaldım. O elbiselerin ihtişamından değil canım, kırmızı halının uyuzluğundan. Sinefesto'nun dış haber editörü olarak izlemek zorundaydım ödül törenini. Uyuyakaldığım bir kaç saat benim için ne kadar tatlı ise, haberi kaçırma korkusu da o kadar acıydı. Korkuyla fırladım uyuduğum yerden. Saat 5'ti ve tören hala devam ediyordu. Yarısından yakaladığım ve twitlere asılıp, haberini yaptığım sabah ciddi manada stresliydi. Stresten yüzümde sivilce çıktı, o derece.

Bugün Marmaray'ı deneme fırsatı buldum. Bunca zamandır "bineceğim lan, sen mi yeneceksin beni yoksa ben mi seni" düşüncelerine sahip olan biri olarak söylemeliyim ki Marmaray yendi beni. 2 dakika'da geçerim karşıya yalanının gerçekleşmiş haliydi. Çünkü harbiden 2 dakika. He yürünen yol kaygan zemin ama olsun. Her güzelin bir kusuru da olacak ama değil mi? Peki başıma ne geldi? Tam aşağıya indiğimde alarmlar çaldı "Derhal peronları boşaltın" anonsları falan yapıldı. Çığlık, koşturmacalar, karmaşalar derken meğer yanlış anonsmuş. Yine de inat ettim ya, bindim. Normal insanlar o korku ile peronları harbiden terk etti. Rahatça oturmuş olduk böylece. Keşke metrobüslerde de böyle bir anons olsa.

Askerliğini bitiren abim 2 gün içinde Trabzon'a yerleşeceğini, oradan ev bakacağını falan söyledi. Çarşamba günü oraya gidiyor. İnatla "Seni yanıma aldırtcam" diyo. Kendimi Almanya'ya kocasını gönderen kadınlar gibi hissetmiş olsam da "Ben gelmem bi'daha oraya" deyip duruyorum. Zira buralarda bağlandığım kocaman şeyler var. Kimse kusura bakmasın.

Bir de merak ediyorum. Çok özlemekten ölür mü insan? Ölüyor olsaydı.. diye cümleler kurmayın lütfen. Belki de ölenlerden bir kaçı o yüzden ölmüştür de bizim haberimiz yoktur. Zira iç acıtıcı bi'şey bu. 

Bir de Leonardo neden Oscar alamadı? Muhteşem Gatsby'i izlemedi mi bu millet?!

Trabzon'da markete gittim. Gece 11 sularıydı. Orada gece dışarı çıkmaktan korkmuyor insan nedense. Hiç olay olmadığından olabilir, bilmiyorum. Ya da birisi size ters bişi sölese, 2 ses çıkarsanız, elinde silahla 15 kişi etrafınıza toplanır ve kendi içlerinde güvenliği sağlarlar da ondan. Neyse, mevzu bu değil. Markete girdim, alacaklarımı aldım. Kasaya yaklaştım. Tam o sırada kasadaki kızın ayağına kramp girdi. Ama daha önce böyle bir kramp görmemiştim. Bacağını tutarak ağladı, yere düştü. Sağa sola bakındım, kimse yoktu. Hemen dışarı çıktım. Kapının önünde market sahibi olduğunu düşündüğüm bir bayan duruyordu. Öyle bir giyimi vardı ki, sanki bu sabah ki Oscar törenine katılacak. Öyle mağrur, öyle kırmızı halı yürüyüşlü. Bendeki cümlenin saçmalığı muhtemelen kadının saçma tarzından etkilenmişti: "Elemanınız sakatlandı!" Sanki kadın Fatih Terim'de, kasiyer de oyuncusu. Maç esnasında aniden lif atması yaşadı da sakatlandı. Bendeki söyleme tarzı öyle bir hal aldı ki, utanmasam "Yerine yedek oyuncuyu alın hemen!" dicem. Hep beni mi bulursunuz, ben mi sizi?!

2 Mart 2014

Yay Yükseleni Olmak Zor İş Anacım.

Eğer yükseleniniz yay ise ve asıl burcunuz yengeç ise durmaksızın süre gelen bir kararsızlık, karmaşa hali tüm iç dünyanızda kesişir durur. Yoktur böyle bir dünya.

Aşağıda okuyacaklarınız alıntı olmasına karşın Yay yükselenine ait insanların ortak özelliği sanırım. Yay burcundan nefret ettiğimi söylemiş miydim? Çok çekiyorum kendimden, bundan hep bunlar. Alınmasın "yay"lar.

"Siz hayata iyimser gözlükle bakan, asil yaradılışlı, herkesi dost kabul eden,arkadaş canlısı,sıcak kanlı ve samimi birisiniz. Olduğunuz gibi görünmekten hoşlanıyorsunuz ve insanlara çabuk inanıyorsunuz. Mert olup onları incitmekten kaçınıyorsunuz. Haksızlık yapmak sizin için dünyadaki en son iş sayılır. Başka insanlardan da böyle olmalarını beklersiniz. Hareketli, neşeli ve nüktedansınız. Bulunduğunuz ortama çabucak uyarsınız. Espriler yaptığınız gibi beğenmediğiniz şeyleri de alaya alabilirsiniz. Genel olarak sözcüklerinizde acıtmayan ama insanlara dokunduran espriler yer alır. Hıncınızı sözcüklerle almayı istersiniz. Çift karakterli ve değişken yapınız sizi iki çeşit insan yapabilir. Birincisi duygusal ve içine dönük birisidir. Çekingen ve duyarlıdır. İkincisi ise cesur,ateşli,tedbirsiz,gururu söz konusu olursa sözünü esirgemeyen birisidir. Bunlardan birisi yerine göre ortaya çıkabilir. Yükselen yay için özgürlük de çok önemlidir ve bunun kısıtlanması bile onu çılgına çevirebilir.
Yükselen Yay burcu insanı olarak seyahat etmekten, serüvenler yaşamaktan ve gezip görmekten büyük zevk alırsınız. Aslında sizin macera peşinde koşmanıza gerek yoktur zira, macera gelir sizi bulur. Her yolculuğun sonunda anlatmaya değer bir şeyler bulursunuz. Yay Yükselen ile yolculuk yapmak gerçekten zevklidir. Size yaşam pek çok şey verecektir. Öyle olaylar karşınıza çıkacaktır ki bunlardan derin deneyimler elde edeceksiniz. Bu da size hayatın sadece eğlence olmadığını gösterecektir. Yaşadığınız deneyimlerden ders alacak ve aynı yanlışları yapmamaya çalışacaksınız. Sonunda bir gün gelecek olgunlaşacaksınız. Yine de yaşamın her zamanında her zaman yaydan fırlamaya hazır bir ok gibi olacaksınız. Siz pencereleri kapalı bir evde rahat edemezsiniz. Doğa her yönü ile sizi çekecektir.
Maddi ve manevi olarak kısıtlanmak, bağımsızlığın elinizden alınması ve sorumluluk altında kalmaktan çekineceksiniz. Bu nedenle belli bir yere ve kişiye körü körüne bağlanmak sizin için değildir. Bununla beraber sevdiğiniz insan ile beraber olmak ve güzellikleri paylaşmak da size zevk verecektir. İlgi görmek ve sevilmek istersiniz. Sevdiğiniz insan her şeyini sizinle paylaşmalıdır. Bunu bulamazsanız ortamdan ayrılmak daha olumlu gelecektir. Siz ateşli bir sevgilisiniz ve sevince tam seversiniz. Hem sevgili hem de iyi bir dost olursunuz. Sevdiğiniz için her fedakarlığı yaparsınız ve onu kaybetmek istemezsiniz. Bu arada iki ilişkiyi yaşamanız olasıdır. Gizli aşk serüvenleri sizi çok yaralayacaktır. Sevgide aradığınızı bulamazsanız daldan dala konabilirsiniz. Kararsız,aceleci,değişken ve meraklı birisiniz. Bunu aşkta da gösterirsiniz. Sevdiğiniz zaman cömert birisi olursunuz.
Sizi din,felsefe,astroloji ve doğa üstü konular çok çekecektir. sadece öğrenmekle kalmayıp iyi bir öğretici de olursunuz. Altıncı hissiniz de çok güçlüdür ve önceden hissederek olayları kavrayabilirsiniz. Yaşamda tanınan birisi olmak istersiniz ve hayatınızda daima daha genişleyen ve büyüyen uğraşlar yer alacaktır. Yay Yükselen size uzunca bir beden verecektir. Vücudunuz ince ve biçimlidir. Alnınız açık ve burnunuz biçimlidir. Renginiz buğday veya koyu renklidir. Saçlarınız kahve rengi veya kestane renginde olur. Erkeklerin saçları genç yaşlarda şakaklardan açılmaya başlar. Elleriniz ve ayaklarınız biçimlidir. Yay"ların şans dişleri denen ön iki dişleri daha iri ve çıkık olur. Siz de güler yüzlü ve sempatik birisi olmalısınız. "

1 Mart 2014

Oops.

Aslında söylenecek milyonlarca şey varken hepsini kendime saklıyorum. Öyle de kıskanç bir yapım var. Öyle de özlem dolu. Öyle de sizlere anlatamayacağım kadar böyle.

Durun, yazmıyorum bi'şey. Yazamıyorum çünkü. O çok ünlü şairin söylediği kıfayetsiz durumlar içindeyim. Kıyafetsiz miydi? Kifayet miydi? Asalet miydi? Yoksa adalet mi? Neyse neydi. Önemli olan "mutlu olmak"tı. Çünkü "Aşk da böyle olmalı işte. Seni mutlu eden birini sevmelisin." One Tree Hill.