1 Temmuz 2011

Fotoğraf çekmek enteresandır.

Bakarsınız, görürsünüz, sonra çekersiniz. Fotoğraf çekmenin öyle çok özel, çok farklı bir yanları yoktur. Eline ilk kez fotoğraf makinesi almış bi adama çek deseniz bile çeker. Hatta bazen öyle fotoğraflar çıkar ki; yıllardır eğitimini almış bir insandan bile daha iyi..

Yetenek.. Yetenek gerektirmez fotoğraf çekmek. Önemli olan hissettiğini görüp yakalamaktır. Hissettim ve yakaladım olur genelde. Aynı alana 25 kişi gideriz fotoğraf çekmeye. Sonra stüdyoya gidip onları çözümlemeye başlarız. İşte şurasını gördün, burasını görmesen daha iyi olurdu, ışık şöyle olmalı, gökyüzü böyle olmalı derken hep daha iyiye ulaşmaya çalışırız. Fakat asla en iyi fotoğrafı bulamayız. Çünkü mutlaka bir kusur bulunur.

Derken, görerek çekmenin de ötesine geçeriz. Kompozisyon oluşturma. İşte ben bunu çok severim. "İletişimsizlik imkansızdır, iletişime geç!" konulu yarışma için bir kompozisyon oluşturdum. Elleri, gözleri bağladım fakat yine de iletişimden koparmadım insanları. Fotoğraf çekmek isteyince arkadaşlarınız birden ortadan kayboluyor. Malumunuz yayınlanmak var sonuçta. İşte yüzünü kapatıcam, gözünü kapatıcam desem de olmadı. En sonunda kantinden kolundan tuttuğumu yakalayıp çektim fotoğrafımı. Ben hiç tanımadığım insanlarla çalışırken oldukça eğlendim. Güldük, eğlendik. Şu gördüğünüz kareyi yakalayabilmek için ise tam 
1 saat 15 dakika uğraştım. Değdi mi? Evet, değdi.. İşte sanat budur! Alınan keyif ve eğlence. 

23 Haziran 2011

Güzellik Vs Çirkinlik

Evet bu iki kavram birbirinin tam zıttı gibi duruyor değil mi.? Birisi mükemmelliğe tekabül ederken diğeri iğrençlik.. Güzeli herkes severken, çirkini kimse sevmez. Çünkü çirkin iticidir.. Kötüdür..

Güzellik ve çirkinliği etrafınızdaki her şeyle ölçeceğiniz gibi, insan üzerinde de ölçebilirsiniz. Kadına güzel derken erkeğe yakışıklı deriz ya şimdi ikisine de güzel dediğimizi farzederek "insan" figürüne bakalım. İnsanlar için yapılan güzellik yarışmalarına bakalım mesela. "Kainat güzeli" denilen kadın veya adamın gerçekten öyle olduğunu düşünen kaç kişi var acaba? Mesela güzel de neye göre güzel? O kişiyle evlenir misin? Yoksa sadece ona bakarak mı yaşayabilirsin? Yoksa aslında güzel bile değil mi?

Peki ya çirkin? Şu adama bak, ne kadar da çirkin dediğiniz oldu mu hiç? Neden çirkin ? Çirkinliğinizi neye göre ölçüyorsunuz mesela? Çirkin adam veya kadını evinize mi almazsınız çocuğunuz olsa? Ya da çirkini yanınızda mı gezdirmezsiniz? Yoksa çirkinle aynı okula mı gitmezsiniz?

Ya da "Ben güzele güzel demem, güzel benim olmadıkça!" diyenlerden misiniz? Yani anlam yüklemenin varlığından haberdar mısınız? Güzel veya çirkin diye bir şey yoktur sayın izleyici. Sadece yüklediğiniz anlamlar vardır. Kendi duyularınıza uygun olana güzel, olmayana çirkin dersiniz. Kafanızda türettiğiniz o her ne ise, işte o güzeldir. O'ndan uzak olan ise çirkin.. Çıkacağım sonuç; insan bencildir. Her ne kadar bencil değilim deseniz de çirkin ve güzeli seçerken bile bencilliğinizle seçersiniz. 

Aslında güzel anlamlar yüklemek çok da zor değildir. Yaratılan her şeydeki o mükemmeliğin farkına varmak, bir sürü insanın bile çirkin dediğine güzel diyebilmek ne büyük bir erdemdir. Sizin çirkin dediğiniz şeylerin de güzelliğine varıyorum. Çünkü onlar aslolanı görmeme neden oluyor.. :/

17 Haziran 2011

Mahalle Baskısı Dediğin Nedir ki?


Biz ne mahalle baskıları gördük? Gördük mü gerçekten? Okullarda başörtü sorununun ortadan kaldırılması gündeme gelince insanlarda oluşan o meşhur mahalle baskısı korkusundan bahsediyorum. Dün karşılaştığım bir olay üzerine yazmalıyım bu konuyu dedim..

Mahalle baskısı ile açılan bir arkadaştan bahsedeceğim size. Evet, yanlış duymadınız, kızımız kapalıydı fakat dün açıldığını gördüm. Hop ne oluyo bile demedim. Ben kimseye karışma ve sorgulama hakkını kendimde bulmam asla. Yaratan bile karışmıyorsa, benim ne haddime! Kız "Bir değişiklik görmüyor musun?" deyince söyledim başörtü eksiğini. "Millete dayanamadım" dedi sesini titreterek. Öyle kapalılık mı olur, oran açıldı, buran göründü diyenlerden o kadar bıktım ki, açıldım tamamen, dedi.

Kapalılık gerçekten zor iş. Özellikle de etrafınızda hiç kapalı yoksa ve bu işi bilmiyorsanız. Görerek öğrenilir bazı şeyler. Yeni kapandığından öğrenme döneminde olan kızı mahalle o kadar baskı altında tutmuş ki, başlarım böyle kapalılığa demiş kız sonunda. Şimdi ne mi oldu? Askılı, şortlu oldu.

Mahalle baskısı ile açılan bir kızcağız. Bir de internette dolaşan fotoğraflar var. Geçenlerde facebook'ta bir grup gördüm. Babanem yaşında bir kadıncağızın fotoğraflarını paylaşmışlar. Kadın, pazarda meyve seçiyor. Az eğilmiş, eğilince fotoğrafını çekmişler. Açıkta bir yeri yok, ters bir durum da yok. Bunu afiş edip, dalga konusu yapmışlar. Kapalılığa bak demişler..

Aslında burada kadınların tümüne bir hakaret söz konusu. Açıkken kimsenin umrunda değilsin. Sen zaten cehennemliksin modunda herkes. Ama kapalıysan her şeyinle mükemmel olmalısın. Tamam müslüman kadın, örnek olmalıdır. Ama bırakın insanları, görerek, okuyarak öğrensinler. Aşağılayarak öğretemezsiniz. Kızarak ve insan içinde rezil ederekte öğretemezsiniz. Ancak soğutursunuz. Ha pardon, sizin de tam olarak yapmak istediğiniz bu değil mi? Soğutmak, vazgeçirmek. Tebrik ediyorum 1-0 öndesiniz öyleyse!

Müslüman kadın bakılınca müslüman olduğu belli olmalıdır. Örtünmek ise yalnızca Müslümanlıkta yoktur. Hristyanlıkta da vardır. Bir kitaplarında (onların çok kitabı var) saçların örtülmesini, örtülmüyorsa da kazıtılmasını söyler. Şunu da eklemeden edemicem, Türkiye hariç hiç bir ülkede, dünyanın hiç bir yerinde "Müslümanlıkta türban yoktur" diye bir söylem yapılmaz. Yapılamaz çünkü. Dinin gerekleri açıkca bellidir. 

Gelelim kapalı ve açık arasındaki o ince çizgiye. Müslüman kadın böyle mi olmalıdır diye fotoğraflar paylaşıp dururlar. Kapalı kadınların otobüse binerken açılan bacaklarını çekerler, giyindikleri elbiseleri çekerler, garip garip şeyler paylaşırlar. Peki ya açık kadınlar? Açık kadınlar müslüman değil midir? Nice kadınlar vardır ki, iki göğsünün arasını bile rahatlıkla ortaya atarlar Kur'an da açıkca geçmesine rağmen iman tahtası.. Onları kimse uyarmaz. Varsa yoksa kapalı kadının hataları. Yoksa açık olunca hatalar göze batmaz mı? Hepimiz aynı yerde, aynı şartlar altında tartılmayacak mıyız yoksa? Öldükten sonra siz şuraya ayrılın, siz yanmıcaksınız demicek kimse bize. Yaptıklarımızla yüzleşicez. İnsanların arkasından atıp tutanlara, açık kadınları-kapalı kadınları aşağılayanlara, kadın ırkını küçültenlere hakkımı  helal etmiyorum! Bir de sen mükemmel misin ki millete laf söyleyebilme hakkını kendinde görüyorsun!Hadi bakalım..

20 Mart 2011

Yalanı da yalancıyı da yalan söyleyeni de sevmeyin!



Yalan; doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır.. olarak tanımlanıyor tdk'da.. Hayattaki anlamlarına bakmamız gerekirse, çok çok daha büyük anlamları olmalı. Yalan kadar itici ve rahatsız edici bir şey yoktur heralde hayatta.. Yalan herşeyin anasıdır tıpkı içki gibi. Bütün kötülükleri tetikleyen, büyülten ve yürümesini sağlayan şey..


Bir çok yalan söyleyen gördüm. Gözlerimin içine baka baka, 3 kez sorduğum soruya 3ünde de yalan söyleyen insanlar tanıdım. Hem de o göz bebeklerinde en ufak bir değişim olmadan.. Yalanı gözünden tanırım demesin kimse, tanınmıyor.. İnsanoğlu o kadar yalancı ki .. Keşke farkına varabilsek..


Yalan söylüyor.. Hayatı boyunca yalan söylemeye alıştırılıyor belki.. En çok da net ortamında yalan söyleniyor denir. Ben yalan söyleyemeyen bir yapıya sahibim. Bunu söyleyince"tabi öyledir" diye bir tepki alıyorum. Ama harbiden öyleymiş cümleleri de peşinden geliyor. Yalan söylemeye çalıştığım oluyor, fakat anında hissettiriyorum.


Ben çok kişiyle konuşup, çok etkileşim içinde olan bir insanım. Bu yüzden olacak ki, hep doğru söylemeye endekslendim. Çünkü yalanın en önemli ögesi hatırlamaktır. Benim ne kadar unutkan olduğumu bilir tanıyanlar. Yalan söylemek için fazlaca unutkanım. Unutkanlığımın iyi bir yanını buldum sanırım, evet; yalan söyleyemiyorum. Daha doğrusu ihtiyaç duymuyorum. Sonra rezil olmaktansa, başta doğruyu söyleyip doğrularımla bir yerlerde olmayı tercih ediyorum..


Çok aptalca yalanlara da şahit oldum. Çok sinir bozucu, salakça.. Karşısındaki insanı aptal yerine koyan, embesilce yalanlar. Gerçeklerin arkasından sırıttığını farketmeden yalanını sürdüren gereksiz insanlar.. İşte bu yüzden yalanı sevmiyorum. Hz Muhammed (s.a.v.) demiş ki "Şakadan da olsa yalan söylemeyeniz". 


Yalanı sevmiyorum, yalanından ötürü. Çok yalan yabalak bir şey olsa da böyle işte. Doğruyu söyleyin, 40 köyden kovulun, ama doğru olun. Doğrunun her zaman kazanacak bir köyü vardır. 

14 Şubat 2011

Aşktan korkan kaç kişiyiz?

Hep merak etmişimdir. Aşktan neden korkulur? Başlamaktan.. Bitirmekten.. Aşkın kendisinden.. Korkuyorum o halde varım!


Korkudan ziyade umursamadığım bir duygudur aşk. Aslında korkarım da evet. Bilinmezliğin korku koridorlarını bilir misin? Heh işte ondan. Bilmediğin tanımadığın birşeyden korkarsın ya işte aynen öyle. Anlatılanlar ve yaşanılanlar aslında hiç korkuyu çizmez gözünde. Ama korkarsın. Mutsuzluktan korkarsın. Mutlu olursun, kaybetmekten korkarsın. Sonra hepsini böler toplar çarpar aşka eşitlersin. Sonra adına "aşk" dersin. Oldu bittiye getiriyorum ve ekliyorum aşktan korkarak kaçıyorum. Arkama bakmadan!


Aşkın beraberinde getirdiği bağımlılık ve bağlanma duygusu ise ayrı bir hikaye.. Hep birilerini düşünüyor olmak, hayatına yön vermeye çalıştıkça hep bir başkasını düşünerek yol almak.. Of çok sıkıcı. Bırakın 3 ay sonrasını, 3 dakika sonrasını bile tahmin edememek.. Mutsuzlukla birlikte gelen umutsuzluk.. En kötüsü de bağlılık..


Bağımlı olduğun bir madde gibidir aşk. Onsuz yapamazken, onunla da içine kötü şeyler enjekte edersin. En kötü kısmı ise bunu bilerek ve isteyerek yapman.. Sigara gibi yavaş yavaş ölürsün anlamadan.. Yanlışları ve hataları göremez gözün.. Bağlanmak.. Amaçsızca ve sebepsizce bağlanmayla sonlanırsın.. Sonlar ise hep can sıkıcı olur. Sonra bakarsın ki sıkılacak canın kalmamış..


O yüzdendir ki; her zaman söylüyorum, tekrar söyleyeceğim.. Aşk tehlikelidir. Aşk korkunçtur. Aşk filmlerini birleştirdiğimizde psikolojik gerilim filmi elde edebiliriz rahatlıkla.. Korku filmlerine korkacağını bilerek girersin ama aşk filmlerinden ağlayarak çıkarsın. Sonları hep ürkütücü ve mutsuzdur. Zaten son dediğin o kadar belirgindir ki.. Şimdi söylediklerimi böl, çarp, topla ve çıkar.. Kendine bir sonuç bul, istediğin kişiye eşitle!

16 Mart 2010

Aslında ben..

Geçenlerde bi konuşmada bahsi geçince değinmek istedim. "Yengeç burçları çekingen olur ama sen çok konuşkansın" a verilmiş cevaptır. Burçlar da yükselenler de önemlidir. İşte ben :) Burda burcumun ve yükselenimin özelliklerini aynen yapıştırdım. Bak bakalım şimdi tekrar :) %200 tutması anormal mi acaba :S

Sizin en belirgin özellikleriniz arasında duygusallık, merhametli oluş, hassaslık ve sadakat göze çarpar. Adeta gözyaşlarının akmaya hazır bir insansınız. Son derece anaç ve korumaya yönelik davranırsınız. Sevdiğiniz insanların her şeyi ile ilgilenirsiniz. Bazen bu ilginiz karşı tarafı bıktıracak boyutlara çıkabilir. Sizin için sevgi, aile,baba ve anne çok önemlidir. Buna karşın maddi güven içinde bulunmayı da istersiniz. Sizin evinizden,ailenizden ve vatanınızdan uzaklaşmak son derece zordur.
çalışkan ve girişken bir insansınız. Ama biraz telaşlı olduğunuzdan dikkatsiz davranabilirsiniz. Neşeli ve canlı bir durumdayken aniden bir neden olmadan somurtkan ve dargın birisi olabilirsiniz. Bu sırada aklınıza bir şey gelmiş veya birinin önemsiz bir sözüne takmış olabilirsiniz.
Sizi bir insan,fikir veya konu çekebilir ve tuttuğunuz şeyi asla bırakmak istemezsiniz. Eskiye ve kurallara bağlısınız.

Tam bir koleksiyoncu gibisiniz. Biriktirici,toplayıcı ve tutucu. Bereketli olduğunuzdan para darlığı çekmeniz nadir olur. Diğer insanlara özgüvenli birisi olarak görünürsünüz. Ama, aslında çekingen ve içe dönük birisiniz. Bir hata durumunda suçu hemen kendi üzerinize alabilirsiniz. İnsanların beğendiği için değil sanki bir kusurları varmış gibi baktıklarını düşünürler.
Çok kere başka insanların size karşı haksızlık ettiğini kabul edersiniz. Yardım görmemek sizin en büyük şikayetinizdir.
Sevdikleriniz ve yakınlarınızın dert ve sorunları sizi derinden üzer. Bu konularda aşırı merhametli oluşunuz istismar edilebilir.

Sezgileriniz son derece güçlüdür. Sizden ne beklendiğini bilirsiniz. Hayal kurmakta ve hülyalara dalmakta tereddüt etmezsiniz. Hayallerini gerçekmiş gibi kabul edersiniz. Sizin için ilişkide romantizm önemlidir. Yalnız kalmaktan korktuğunuz için yanınızda birinin bulunması çok önemlidir. Bulunduğunuz ortama çabuk ve kolay uyum sağlayabilirsiniz.

 Siz hayata iyimser gözlükle bakan, asil yaradılışlı, herkesi dost kabul eden,arkadaş canlısı,sıcak kanlı ve samimi birisiniz. Olduğunuz gibi görünmekten hoşlanıyorsunuz ve insanlara çabuk inanıyorsunuz. Mert olup onları incitmekten kaçınıyorsunuz. Haksızlık yapmak sizin için dünyadaki en son iş sayılır. Başka insanlardan da böyle olmalarını beklersiniz. Hareketli, neşeli ve nüktedansınız. Bulunduğunuz ortama çabucak uyarsınız. Espriler yaptığınız gibi beğenmediğiniz şeyleri de alaya alabilirsiniz. Genel olarak sözcüklerinizde acıtmayan ama insanlara dokunduran espriler yer alır. Hıncınızı sözcüklerle almayı istersiniz.

Çift karakterli ve değişken yapınız sizi iki çeşit insan yapabilir. Birincisi duygusal ve içine dönük birisidir. Çekingen ve duyarlıdır. İkincisi ise cesur,ateşli,tedbirsiz,gururu söz konusu olursa sözünü esirgemeyen birisidir. Bunlardan birisi yerine göre ortaya çıkabilir. Yükselen yay için özgürlük de çok önemlidir ve bunun kısıtlanması bile onu çılgına çevirebilir. Yükselen Yay burcu insanı olarak seyahat etmekten, serüvenler yaşamaktan ve gezip görmekten büyük zevk alırsınız. Aslında sizin macera peşinde koşmanıza gerek yoktur zira, macera gelir sizi bulur. Her yolculuğun sonunda anlatmaya değer bir şeyler bulursunuz. Yay Yükselen ile yolculuk yapmak gerçekten zevklidir. Size yaşam pek çok şey verecektir. Öyle olaylar karşınıza çıkacaktır ki bunlardan derin deneyimler elde edeceksiniz. Bu da size hayatın sadece eğlence olmadığını gösterecektir. Yaşadığınız deneyimlerden ders alacak ve aynı yanlışları yapmamaya çalışacaksınız. Sonunda bir gün gelecek olgunlaşacaksınız. Yine de yaşamın her zamanında her zaman yaydan fırlamaya hazır bir ok gibi olacaksınız.

Siz pencereleri kapalı bir evde rahat edemezsiniz. Doğa her yönü ile sizi çekecektir. Maddi ve manevi olarak kısıtlanmak, bağımsızlığın elinizden alınması ve sorumluluk altında kalmaktan çekineceksiniz. Bu nedenle belli bir yere ve kişiye körü körüne bağlanmak sizin için değildir. Bununla beraber sevdiğiniz insan ile beraber olmak ve güzellikleri paylaşmak da size zevk verecektir. İlgi görmek ve sevilmek istersiniz. Sevdiğiniz insan her şeyini sizinle paylaşmalıdır. Bunu bulamazsanız ortamdan ayrılmak daha olumlu gelecektir. Siz ateşli bir sevgilisiniz ve sevince tam seversiniz. Hem sevgili hem de iyi bir dost olursunuz. Sevdiğiniz için her fedakarlığı yaparsınız ve onu kaybetmek istemezsiniz. Bu arada iki ilişkiyi yaşamanız olasıdır. Gizli aşk serüvenleri sizi çok yaralayacaktır. Sevgide aradığınızı bulamazsanız daldan dala konabilirsiniz. Kararsız,aceleci,değişken ve meraklı birisiniz. Bunu aşkta da gösterirsiniz. Sevdiğiniz zaman cömert birisi olursunuz.

Sizi din,felsefe,astroloji ve doğa üstü konular çok çekecektir. sadece öğrenmekle kalmayıp iyi bir öğretici de olursunuz. Altıncı hissiniz de çok güçlüdür ve önceden hissederek olayları kavrayabilirsiniz. Yaşamda tanınan birisi olmak istersiniz ve hayatınızda daima daha genişleyen ve büyüyen uğraşlar yer alacaktır. Yay Yükselen size uzunca bir beden verecektir. Vücudunuz ince ve biçimlidir. Alnınız açık ve burnunuz biçimlidir. . Saçlarınız kahve rengi veya kestane renginde olur. Yay'ların şans dişleri denen ön iki dişleri daha iri  olur. Siz de güler yüzlü ve sempatik birisi olmalısınız

1 Mart 2010

Bir kadın bi erkeği neden sever?

Hani seni seviyorum un yanındaki soru işaretinden bahsetmiştim ya.. İşte o soru işareti neden konur. "Seni seviyorum?" derken hani aslında sende seviyosun dimi demektir ya.. İnsan koşulsuz kurmaz ya o cümleyi. Karşılıksız kurulur mu o cümle. Durduk yere,pat diye.. Bişeyler hissetmişsindir ki karşı taraftan, o yüzden kurmuşsundur.. Mesela nefret ettiğini düşündüğün bi arkadaşın olsa.. Elinde olsa bi kaşık suda boğucaksın adamı.. Gidip seni seviyorum! der misin? Aslında belki de sevilcek adamdır.. Ama karşılığı yoksa kurmazsın cümleni..

Ben platonik aşka inanmıyorum. Platonik sevilmez.. Seni seviyorum? dediğinde karşı taraf "bende" demezse, o ilişki yürümez zaten.. Zaten sen de üçüncü kez dersin, bi daha da demezsin karşılığını alamayınca. Fazla naz aşık usandırır mevzu.. Evet fazla naz cidden aşık usandırır.. Ben fazla naza gelemem mesela..

Naz beni acaip zorlar.. Zorlanmaya da gelemem.. Zorlanmakta yorar.. Yorulmayı ise hiç sevmem. Oturur dinlenirim. Tabi ne anlamda dinlendiğim meçhul..

Bir kadın bir erkeği;
-Görünüşü için sever
-Hayallerinin prensine benzediği için sever
-Komikliğini sever
-Zekasını sever
-Konuşmasını sever
-Ses tonunu sever
-Yolda yürümesini sever
-Parası için sever
-Göz rengini sever
-Arkadaşlarıyla muhabbetini sever
-Sosyal ortamını sever
-Sporla uğraşmasını sever
-Fazla bilgili olmasını sever.

Bir kadın bi erkeği neden sever" soruma aldığım cevaplar bunlar.. Siz ne düşünüyosunuz peki?