9 Şubat 2017

İstanbul'dan Çekip Gitmek


Hepimizin aklında vardır bu düşünce değil mi? İstanbul'dan çekip gitsek. Bir dağ evine yerleşsek. Şöyle kimsenin olmadığı, sessizliğin hakim olduğu. Kafamızın rahat olduğu... En önemlisi, bahçemizin olduğu.. Kendimiz yetiştirip, kendimizin yediği.. Tavuklarımızın olduğu, türlü türlü ağaçlarımızın olduğu o muhteşem bahçemizde kurduğumuz hamakta ılık rüzgarda yaşadığımızı falan hep hayal ederiz değil mi?

Benim tanıdığım herkes hayal eder. Metropol şehirlerin yegane hayalidir bu. Kafamız şişmiştir, rahat olmak istemişizdir. Son günlerde herkesin ağzında bu ülkeyi terk edip gitme sevdası.. Gidenlerin de yok efendim bu geldiğimiz ülke Türkiye'den çok iyi, orada öyle bakın burada böyle söylemleri ile tetiklenen bir Amerika ruyası..

Ben Gidiyorum!

Evet sayın okuyucu. Amerika olmasa da İngiltere'ye gitme gibi bir durumumuz var. Bunu daha aileme söylemeden buraya yazma sebebim ise, aslen gitme istememem. Ve tabi bu isteksizliğimi anlama sürecim..

Bir akşam a kişisine arkadaşı İngiltere'de yaşama fikrini, yüksek ihtimalle gideceğini  söyledi. A kişisi "bize de uyar, biz de geliriz değil mi" deyip bana döndü. Anında atladım "tabii ki" diye. Gözümün boyatıldığı o Türkiye hariç Avrupa ve Amerika ülkeleri cennet düşüncesi olabilir bu. Sonra ayrıntıları konuştuk. Her şey ile tamamdık. Biz de gideceğiz deyip kapattık konuyu. Hatta yıl sonu diye kesinleştirir gibi olduk.

Gelelim böyle bir ihtimalin düşüncesine.. Evet, düşüncesi bile bilinç altımı öyle bir korkutmuş ki; tüm gece rüyamda İngiltere'deydim, konuşamıyordum, yaşayamıyordum. Gidecek olan arkadaş o bahçeli evlerden bahsetti, kalınacak yerleri ballandırdı da durdu. Bense tüm gece rüyamda hastanelerde perişan oldum. A kişisine dönüp "Nooolur beni Türk hekimlerine emanet et" dedim de zorla uçak bileti bulmaya çalıştık. Sabah uyanır uyanmaz İngiltere'de yaşayan arkadaşıma sağlık işlerinin nasıl halledildiğini sordum. O da "sen sen ol, hastaneye yolun düşmesin. Buradaki kimse gitmiyor zaten, herkes işini kendi aldıkları ilaçlarla hallediyor" dedi.. 

İzini bilmediğim, toprağını bilmediğim, insanlarını tanımadığım, kültürümün yabancı olduğu, kültürümü ve beni tanımayan bir memlekete gitme fikri tüm tüylerimi diken diken etti. Ertesi gün üniversiteden arkadaşlarımla buluştuk. Beşiktaş'ta buluşacaktık ve otobüsten indiğim an kokusunu sevdim İstanbul'un. Hava harikaydı. Değişik bir koku vardı İstanbul'da. Beşiktaş'a tek başıma geldiğim 18,5 yaşımdaki halim geldi aklıma. Hani şu otobus duraklarına yürümüş, insanların aceleciliğine anlam verememiştim. Sonra hani şu uzun süre beklenilen ışıklardaki heyecanım geldi aklıma.. Yeşil yansa da gitseydim gideceğim yere.. 

Arkadaşlarımın yanına giderken binlerce hatıra geldi aklıma. Sonra arkadaşlarımla oturdum. Bir daha oturamayacağım fikri sardı dört bir yanımı.. Böyle istediğimiz an görüşemeyecektik. Hemen ailem geldi aklıma.. Haftada bir gün bilemediniz iki gün gördüğüm ailemi, yılda bir kez görecektim belki..

Peki ya İstanbul? Yaşadığım onca hatıra, onca insan, onca güzellik? Her gün değişen sokakları, sokaklarda yaşanan kavgaları, tartışmaları, iyi insanları, kötü insanları, sevgilileri, nefretleri ile bunca zıtlığı içinde yaşatan ve inatla gülümsemeye devam eden İstanbul'a aşık değil miydim gerçekten? 

Ben o gün anladım İstanbul'a, geçmişime ve burada yaşayacağım geleceğime aşık olduğumu.. İşte ben o zaman anladım altın da olsa kafese girmek istemediğimi. Burası özgürlük şehri. Burada ne katı kurallar var, ne inanılmaz bir düzen.. Biz burada yaşamaya alışmışız, başka yerde depresyona gireriz...

Hele o puslu havaya hiç girmedim bile. Tek tip hava bize göre değil, biz dört mevsim insanıyız ha?Yok anacım yok. Ben burada gayet iyiyim. Bir yerlere gitmeye de hiç mecalim yok. 

19 yorum:

  1. Ben de aklımdan geçiriyorum sakin kıyı beldesine kaçış hayallerini. Zaten İzmir liyim, yazdan yaza gidip nefeslendiğim öyle bir baba ana ocağı yadigarım var. Ama İstanbul sevdalısıyım ben de. Bu şehrin hem maneviyatımı besleyen hem de banaruh ikizliği yapan taraflarını seviyoeum. İngiltere ye de uzun yıllar önce gittim. İyi bir işim vardı dil öğreneceğim dedim her şeyi bıraktım babysitter olarak gittim. Yalnız kalmaya ihtiyacım vardı babamı da kaybedince iş miş gözüm görmedi. Zamanımın çoğunu Londra'yı gezerek geçirdim, turladım durdum. Ciğerlerim su topladı fena hasta oldum o sebeb oldu umduğumdan önce döndüm. Her şer de bir hayr hasta olmasm kalırdım belki çünkü tek başına ve özgürdüm. Vatanımızda, memleketimizde, İstanbul da bir tane. Burada yaşanmaz diyenler taş üstüne taş ya da bir fikir ya da içten bir dua etseler daha iyi olur. Gitmeyin kalın ama gezmeye gidin çünkü vizyon ve renklilik adına çok şey katıyor. Uzun oldu ama samimi satırlara ben de sohbet ediyormuşuz gibi açıldım. Allah yolumuzu açık etsin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle aynı düşünüyorum. yabancı memleketler evet çok güzeller fakat ancak 2 haftalığına.. gezeyim, göreyim, biraz kültürleneyim yeter. gerisi beni aşar ve boğar :(

      Sil
  2. İngiltere ilginç bir ülke gidip biraz yaşamak lazım tabi sonra Türkiyeye dönmek kaydıyla ...Biz bu topraklardan uzak duramayız dursak bile bir yanımız hep eksik kalır bu topraklar bizim dnalarımızda vatan oldu belki de ondan...
    Hakkında hayırlısı güzellik :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 5 yıldan fazla kalmama gibi bi planımız var zaten. bence o bile fazla :)

      Sil
  3. Bir kadının yeri kocasının yanıdır, nokta, a kişisi ne derse o olur Hoca'M...:D

    YanıtlaSil
  4. Kalabalık şehirler zor ... :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bunu en iyi sen bilirsin 6 ay isveçte yaşayan biri olarak

      Sil
  5. İstanbul derin izler bırakıyor, kendine alıştırıyor, efendim :)
    Gitme düşüncesi bile korkutuyor insanı çoğu zaman :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. işte tam da duygularım bunlar maalesef :(

      Sil
  6. Emekli olup İstanbul' dan gidenlerdenim.. Ege' de bir yer dedim ve önce Urla, sonra Bergama-Ayaskent köyü ve şu anda kısa bir süre için İzmir-Bornova.

    Öncelikli olarak küçük yerlerin bana çok iyi geldiğini belirtmeliyim, zira İstanbul' da tüm gezme-tozma, kültür-sanat, yeme-içme vs işlemleri tamamlamış, doymuş ve artık yaşamının bu noktasında sakinliğin içinde olma tercihini kullanan biriyim. Ama yurt dışı çok farklı, gidenlerden duyduğum genelde ikinci hatta üçüncü vatandaş muamelesi görmeleri, espri anlayışının farklılığı vs gibi sevimsiz şeylerin yanında, -iyi para kazanılıyorsa- insanca yaşamdan dem vuruluyordu.
    Gençseniz -ki öyle algılıyorum- bunu bir denemeniz için mahsur yok, kimbilir belki hayatınızda olabilecek başka güzel şeylerin önünü açacak bir durumdur bu.

    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. umarım öyle olur. biz de bir deneyip gelelim bakalım modundayız. Allah tan hayırlısı ne diyelim

      Sil
  7. İstanbul'dan gitmeli. Orayı arkeologlara, sanat tarihçilerine, çeşmi bülbül sanatçılarına, cam ustalarına, hat sanatçılarına, mimarlara, tarihçilere filan bırakmalı tek.

    Gitmeli; ama Mandıra Filozofu'na komşu gitmeli :))))))

    YanıtlaSil
  8. Açıkçası gitmeyi düşünecek kadar bir yaşantım olmadı..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle benim de öyle. yani öyleymiş :)

      Sil
  9. ya baksana neden ingiltere? çok pahalı ingiltere. işiniz hazır mı orda yoksa kolay değil ki valla. ama evler sokaklar doğru cennet gibi. bir de aklınızda olsun avustralya kanada yeni zelanda var gitmek yerleşmek çok kolay ve zengin refah ülkeler. ilk beşiktaşa gittiğin gün otobüs durakları ay ne güzel oralaaar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. maalesef iş olarak orada ayarlanmış. mecburi ingiltere. pahalı olmayan kısımlarında takılma gibi bi planımız var. yoksa londra ateş pahasıymış :(

      Sil
  10. İstanbul bence harika bir şehir. Ara da yazlarda tatile gelip, sonrada oradan hayranlıkla ayrıldığım yer. Bence İstanbul da yaşamak bir ayrıcalık. Siz boş verin yabancı memleket şehirlerini; dilini, dinini bildiğiniz insanlar ile kaplı... Denizi, ormanı ile insanı kendine hayran bırakan bir şehirde yaşamak varken...

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..