29 Kasım 2015

Selam!

Merhaba sayın okuyucu.

Ne zamandır yoktum. Tatil, gezme, eğlenme derken ancak fırsat bulabildim. Kapadokya'ya gittik geçenlerde. Kapadokya hakkında yazı yazmak isterdim fakat gerçekten yazacak bir şey bulamadım. Zira eğlenceliydi fakat yanımızdaki arkadaşlar sayesinde. Kalabalık gidilince zevk alınacak bir yer. Diğer türlü taş toprak. Sonsuzluğu hissettiriyor ve sonsuza bakarak mutsuz oluyorsunuz. Mevzu bu.

Neyse efenim, geleceğimiz bir sürü konu daha var. Aldığım bilgiye göre yakınlarda A kişisi de burada bir yazı yazacakmış. İlginç değil mi?

Bence öyle. O halde merhaba dostlar' Ben döndüm.

17 Kasım 2015

Atatürk olmasaydı hepimizin ismi Dimitri olurdu,Yorgo olurdu

Geçtiğimiz günlerde bir milletvekili “Atatürk olmasaydı gene olurduk ama isimlerimiz Dimitri olurdu, Yorgo olurdu.” dedi.
Konu tartışılırken bir arkadaşım gözyaşları içerisinde benim fakirhaneyi ziyaret etti. Aklına takılan bir şey varmış ve onu çok üzüyormuş. “Söyle sevgili arkadaşım, nedir senin sorunun?” dedim. Arkadaşlarımın sorunlarıyla ilgilenmeye bayılırım.
“Benim ismim, biliyorsun, Dimitri.” dedi. “Atatürk olmasaydı herkesin ismi Dimitri, Yorgo olacaktı ama Atatürk vardı ve buna rağmen benim ismim neden Dimitri? Ben neden faydalanamadım?” dedi ve gözyaşlarına boğuldu.
Ona bir çay getirdim ve teskin etmeye uğraştım. “Bak” dedim, “herkes Türk olamaz, bu bize doğuştan verilmiş bir hediye, sen Türk değilsin ve buna üzülmeni anlayabiliyorum, senin yerinde olsam ben de üzülürdüm, insan içine çıkmazdım, talihime saydırırdım, belki hayatıma son vermek isterdim. Ama Türk değilsin diye hepten koyverme. Hayata 1-0 yenik başlamışsın, daha çok çalış, ne bileyim çok iyi bir curling oyuncusu ol, hayatına bir anlam kat. Benim herhangi bir başarıya ihtiyacım yok, Türk doğmuşum zaten, anlatabiliyor muyum ama senin çılgınlar gibi çalışman lazım.”
Birbirine yapışmış ıslak kirpiklerinin altından utanç dolu bir bakış attı. Devam ettim. “İnan ki seni anlıyorum. Denize dökülmüşsünüz mesela, bu bir travmadır. Denize dökülmek ne abi ya? Ahahaha. Özür dilerim, sinirlerim bozuldu. Ama Tanrı aşkına, denize dökülmek ne abi? Nasıl başardınız bunu? Ahahaha. Ay devam edemeyeceğim.”
Gülme krizini atlatmak için elimi yüzümü yıkayıp döndüğümde Dimitri’yi salondaki Türk bayrağını koklayıp yüzüne sürerken buldum. Beni görünce aniden bayrağı elinden bıraktı. Fena yakalanmıştı. Yanına gidip omzundan tuttum.
“Gizli gizli Türk bayrağını öpmen kesinlikle ayıplanacak bir şey değil.” dedim. “Muhtemelen kendi kendine Onuncu Yıl Marşı’nı da mırıldanıyorsundur. İnan ki imkân olsa ben de senin Türk olmanı isterdim. Ama bu mümkün değil, anlıyor musun? Mendel kanunları diye bir şey var. Kanuna karşı gelinmez.”
Çayları tazeledim. İçim bir tuhaf olmuştu. Dimitri’yi hâlâ teselli edememiştim. “Bak” dedim, çayımdan bir yudum alarak, “O olmasaydı benim de ismim bugün Dimitri olacaktı. Sen Dimitri, ben Dimitri, herkes Dimitri, müthiş bir kaos, düşünsene. Allah korumuş. Ayrıca ben annemden yine doğardım ama babam kimdi bilemezdim. Kaştan gözden az çok tahmin ederdim ama kesin şudur diyemezdim. Çünkü Soyadı Kanunu diye bir şey olmazdı. Elli tane Mehmet var, hangisi babam nereden bileceğim?”
Bir nebze sakinleşmişti. Kalktı ve gitmeye koyuldu. Türk bayrağını katlayıp Dimitri’nin cebine sıkıştırdım. İtiraz edecek oldu ama üsteledim. “Genç adamsın, yanında dursun.” dedim. Ellerime sarıldı, öptürmedim. Hıçkıra hıçkıra gitti. Dimitri, ismini kesinlikle yazmamamı rica etmişti. Ama ismini yazmadan çok anlamsız olacağı için yazdım. İsmi Dimitri. Üsküdar’da oturuyor, gözlüklü, saçları önden hafif dökülmüş, görseniz hemen tanırsınız.

Tarihimizi biliyor muyuz?

Vezir Tonyukuk olmasaydı bugün ismimiz Luo-Jin, Yang-Hai, Feng-Sushi idi.
Alaaddin Keykubat olmasaydı bugün ismimiz Refik Jebbour, Aatif Chachehou, Salma Hayek idi.
Barbaros Hayrettin Paşa olmasaydı yüzmeye Yunan adalarına gitmek zorunda kalırdık.
Cengiz Han olmasaydı ne iyi olurdu.
Baltacı Hasan Paşa olmasaydı Köprülüzade Damat Numan Paşa vardı, o da düzgün bir insandı.

Aslan Yürekli Richard olmasaydı bugün ismimiz Tony, Scott, Michael idi. Adam Haçlı seferlerini eline yüzüne bulaştırdı.
Demiş Beyinsiz Adam. Yani anlayacağınız bu yazı tamamen Beyinsiz Adam'dan alıntıdır.

13 Kasım 2015

Kıskanmak.


Arkadaş hep beni mi bulur bu konu? Kıskanç insanım, evet! Ama öyle birilerinin bir şeylerini değil ha, yanlış anlama. Benim olanı kıskanırım.Aslında benim olanı paylaşmayı kıskanırım. Aslında benim olanı paylaşmaktan nefret ederim.

Örnek babam. Annemden bile kıskanırım yeri geldiğinde. Yan yana oturmalarına bile dayanamam. Ya da babam gelinini benden çok sevecek diye ödüm kopar. Ya da başka bir kız çocuğunu. Annem erkek kardeşime hamile kaldığında oluştu bu korku. Çok dua ettim kız kardeşim olmasın da sevgimiz bölünmesin diye. İkisinin sevgisi ayrı bıdıbıdısını yaptığınızı duyar gibiyim. Hayır efendim! Pişman değilim. Şimdi olsa yine aynı duaları eder ve asla kız kardeşim olsun istemezdim. Ne kızkardeşi?

Bak yine sinirlendim. Sonra A kişisini kıskanırım. Neden kıskandığımı bilmeden kıskanırım bazen. Bu biraz fazla sevgiden ileri geliyor. Fazla sevmeyi de sevmiyorum aslında. Ne o öyle? Ondan başka bir hayat yokmuş gibi tüm hayatını ona göre endeksliyorsun. Ne derse o. Ne olursa öyle.

Neyse diyeceğim o ki, kıskanç yapı çok kötü. Kendinize zarar verdiğiniz yetmiyormuş gibi, karşınızdakine de zarar veriyorsunuz istemeden. Kendimden biliyorum. Halbuki kıskançlığıma engel olmayı çok istiyorum fakat olmuyor. Bir paylaşımsızlık, bir hazımsızlık bu. Tıpkı babamın sevgisi azalacak, bölünecek korkusu gibi. Bölünmeyin!

Bugün liseden arkadaşımla karşılaştık. 3 yıllık ilişkisinin erkeğin aşırı kıskançlığı dolayısıyla bitirmiş. Bana iki örnek verdi, ben erkeği haklı buldum. Çünkü kıskançlar kıskançların halinden anlar. Kıskanmanın ne kadar iğrenç bir duygu olduğunu bildiğimden asla kıskanılmak istemem. Karşımdaki insanları o iğrenç duyguya itmek istemem. İşte ben o iğrenç duyguyu çok iyi anlıyorum ve bu yüzden kıskançlıkla biten ilişkilerde hep kıskanan tarafında yer alıyorum. Çünkü onlar haklı. Çünkü onlar gerçekten çok seviyor. Çünkü seven insan kıskanır tezi çok doğru. Yoldaki adamı neden kıskanayım ki? Ya da yoldaki kadını? Seni kıskanıyor işte. Çünkü sen özelsin, sen başkasın, sen farklısın. Sen herkesin olmadığı bir yerlerdesin ki, seni kıskanıyor. Sevineceğine, ayrılıyorsun bir de adamdan.

Hadi şimdi sevdiklerinize yanlarınızdayken çok sıkı sarılın. Çünkü onlar çok özeller. Diğer insanlar gibi sokak kümesinde değil, evinizin taa içinde, kalbinizin taa derinlerinde, damarlarınızın alyuvarlarındalar.

11 Kasım 2015

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!



Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.

Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.

Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!

Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.



Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.

Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.

Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!

Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.

Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!



Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.

Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!

Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.

Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız.





KAYNAK: www.uplifers.com




Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Kasım 2015

Çekiliş Sonucunda Kazanan Ben Oldum!

Merhaba arkadaşlar. Geçenlerde asla olmaz diyerek katıldığım çekilişin kazananı ben oldum. http://yagmurunmodasi.blogspot.com.tr/ 'un yapmış olduğu çekilişte fotoğraftaki elbiseyi kazandım. Dün elbise elime ulaştı. S  giymeme rağmen M yazdım çünkü yurt dışından gelen ürünlerde bazen sıkıntı yaşayabiliyordum. Biraz da salaş olmasını istedim. Fakat son zamanlardaki kilo kaybımı fazla dikkate almamışım ki elbise bana çokça büyük oldu. Ben de çok sevdiğim bir arkadaşıma hediye edeceğim çünkü kumaşı ve modeliyle gerçekten muhteşem bir elbise.

Yağmura bu ince hareketi için çok teşekkür ediyorum ve yakın bir zamanda bende çekiliş yapmak istediğimi ekliyorum. Yapınca haberiniz olur, bekleyiniz:)

(fotoğraf web sitesinden alıntıdır)

5 Kasım 2015

Hanımınızın Size Söylemeyip Anlamanızı Beklediği 7 Şey

Aşağıdaki yazı tümüyle Suffagah.com adresinden alıntıdır. Eşinizin istediği bu kadardır:

1. Her Şeyden Önce Sevgi İstiyordur

Kadın eşine artık daha az saygı gösteriyorsa kocada artık daha az sevgi gösterir.
Ve koca eşine daha az sevgi gösteriyorsa, eşi de ona daha az saygı gösterir.
Ve bu yıkıcı döngü devam eder.
Bu döngü tamamlanmadan önce durdurun. Eşinize sevgi gösterin.
Eşiniz bunu istiyor. Onu kusurlarına ve acayipliklerine rağmen sevin.
Ve inşallah, o da sizi kusurlarınıza ve acayipliklerinize rağmen sayacaktır.
Müslüman hanımınızın size söyleyeceği 7 şey-sevgi

2. Sıkılmıştır

Her gün aynı şey.
Haftalar geliyor, haftalar geçiyor.
Sadece sıkılmamış fakat yorulmuştur da.
Sizinle ilgilenmenin dışında evin ve çocuklarında bakımını üstlenmesi gerekiyor.
Her gün bunları yapacağımı hayal ettiğimde bile kaçıp bir yere saklanasım geliyor. Sıradan müslüman bir ev hanımının nasıl hissettiğini anlıyorum.
Ve çalışan kadınları da unutmayalım. Birçok müslüman kadın evi idare etmenin ötesinde ayrıca tam zamanlı bir işte de çalışmak zorundadırlar.
Dolayısıyla kardeşler, Allah rızası için eşlerimizin kendilerini özel hissetmelerini sağlayalım. Onu rahatlatın.
Onu bazen gezdirin. Sürpriz bir yemek… En sevdiği tatlıdan alın.
O monotonluğu kırmak için arada sırada ne olursa olsun, bir şeyler yapın.
Müslüman hanımınızın size söyleyeceği 7 şey-ilgi

3. Övülmek İstiyordur

Takdir. Bunu herkes ister. Hiç kimse gösterdiği sıkı bir çalışmanın boşa gittiğini veya daha kötüsüyle; sanki zaten yapması gerekiyormuş gibi algılanmasını istemez.
Eşiniz sizin kirli elbiselerinizi yıkamak zorunda değildir. Yemeklerinizi pişirme mecburiyetinde de değil. Ama yapıyor. Ve bunları öncelik sırasında en ön sıralara koyuyor:
-Çocuklarla ilgileniyor
-Çalışıyor veya okuyor
-Daha iyi bir Müslüman hanım olmak için gayret ediyor
Eşinizin sizi ve aileyi ayakta tutmak için gösterdiği çabayı takdir edin müteşekkir olun. Basit şekliyle“teşekkür ederim” demekle başlangıç yapılabilir.
Müslüman hanımınızın size söyleyeceği 7 şey-övgü

4. Aşırı Derecede Kıskançtır

Birçok kadının, erkeğin çok eşli olmasını istememesinin bir nedeni var. Eşinize başka kadınlar hakkında konuştuğunuzda çok dikkatli olmalısınız. Eşinizi kesinlikle başka bir kadınla kıyaslamayın! Onu bir film yıldızıyla kıyaslamayın. Onu annenizle kıyaslamayın. Hele kesinlikle onu eski veya diğer eşinizle kıyaslamayın.
Tüm hayatınızın merkezinde olduğunu bilmek ve buna inanmak ister. Ona öyle hissettirin.
Rasulallah’ın (s.a.v) eşleri bile birbirlerini kıskanmışlardır. Aişe (r.anha) vefat etmesine rağmen Hatice’yi (r.anha) kıskanmıştır. Aynı kıskançlığı eşinizden bekleyin ve buna saygı duyun.
Müslüman hanımınızın size söyleyeceği 7 şey-kıskançlık
[reklam1]

5. Kendisinin Daha İyi Bir Müslüman Olmasına Yardım Etmenizi İstiyordur

Ailede erkeğin liderlik vasfını üslenmesinin ne kadar önemli olduğunu anlat anlat bitiremem.
Ve müslüman erkekler arasında son zamanlarda böyle bir problem var.
Sadece iyi bir lider olmayı becerememekle kalmıyorlar fakat aynı zamanda eşleri veya anneler, ve hatta başka yabancı kadınlar tarafından yönetiliyorlar.
Eşiniz sizin iyi bir lider olmanızı ister. Ve ona daha iyi bir müslüman olmayı göstermekten daha iyi bir liderlik olabilir mi?
Fakat ona nasıl daha iyi olabileceğini gösteremezsiniz eğer her şeyden önce siz olamıyorsanız. Dolayısıyla ilk önce kendi imanınızı güçlendirmelisiniz. İlk önce kendinizi geliştirmeli ve daha sonra bunu ona en güzel ve saygılı bir şekilde geçirmelisiniz.
Müslüman hanımınızın size söyleyeceği 7 şey-daha iyi bir müslüman

6. Dırdır Etmeyi Sevmez. Fakat Onu Bazen Gerçekten Zorluyorsundur

Kadınların dırdır etmeyi sevdikleri gibi bir şehir efsanesi var. Bu tamamiyle yanlış.
Evet erkek olsun kadın olsun bazı insanları hiçbir şekilde memnun edemezsiniz. Ne yaparsanız yapın onlar her şey de bir kusur bulacaktırlar. Gelin şu hadisi hep beraber hatırlayalım:
Ibn-i Abbas’tan (r.anh) rivayet edilir: Rasulallah (s.a.v) buyurdu ki: “Bana cehennem gösterildi ve oranın da ehlinin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm.” Ashab “Neden ya Rasulallah?” diye sorduğunda buyurdu ki: “Onlar kocalarına karşı ve onlara iyi davranılmasına karşı nankördürler. Siz onlara tüm hayatınız boyunca iyi davransanız bile daha sonra sizden hoş olmayan bir şey gördükleri zaman; ‘Ömrüm boyunca senden hiçbir hayır görmedim!’ derler.” (Buhari, 1052)
Yani evet hanım kardeşler, kocanızın sizin için yaptıklarını kötülerken iki defa düşünün.
Ama çoğu zaman kardeşim, sen de onun (hanımının) dilini tutmasını zorlaştırıyorsun.
Belki de sen sürekli onda bir kusur buluyorsun ve artık o da sende kusurlar aramaya ve bulmaya başladı?
Belki de (yeteri kadar) çalışmıyorsun da o çalışmak zorunda kalıyor?
Belki de öyle çok süper bir adam değilsin?
Dolayısıyla kendinizi geliştirmeye ve ona sizi eleştimesi için daha az sebepler vermeye gayret edin.
dırdır-çok-konuşan-kadın

7. Her Şeyden Öte O Sizinle İstikrarlı ve Mutlu Bir İlişki İstiyor

Kadınlar öyle eğlence olsun diye evlenmezler.
Evlenirler çünkü mutlu bir aile hayatı istiyorlardır ve bunu onlara vereceğinize inanırlar.
Dini farzlarının dışında bir Müslüman kadının hayatındaki en önemli şeydir bu. Mutlu ve istikrarlı bir aileye sahip olmak.
Mutlu eden nokta ise, bunu onlara vermeniz çok kolay.
1. Ahmak gibi davranmayı bırakın. Ona iyi bir eş olun. Nazik olun. Ona sevginizi gösterin.
2. Onu boşamakla veya ikinci bir kadınla evlenmekle tehdit etmeyin. Evet bunu yapmaya hakkınız var. Fakat bunu bir tehdit olarak kullanmak uygun değildir ve evliliğinize büyük zarar verir.
3. Allah’a güvenin, şeytanın tuzaklarına düşmeyin ve ona sabırlı olun. Evlilikleri mahvetmekten daha zevkli bir şey yoktur şeytan için.
Müslüman hanımınızın size söyleyeceği 7 şey-mutlu evlilik
O kadar da zor değilmiş, öyle değil mi?
Mekteb-i Suffa ekibi tarafından Suffagah.com için çevrilmiştir.
Yazı linki:  Buyrun

3 Kasım 2015

Aşk Bu


İşte aşkın başlangıcı bu, devamı ise aşağıdaki klibin 2:20. saniyesinde başlıyor. Hayat gerçekten çok klip.


1 Kasım 2015

Seçimler Hakkında Yazmalıyım!

Malumunuz bugün seçim günüydü. Sözde "demokrasi" işledi bugün. Demokrasi işledikten hemen sonra insanları aşağılama propogandaları da başladı.

Şu an ki sonuçlara göre yine AKP iktidar gibi gözüküyor tek başına. Akp'ye oy vermeyen seçmenlerin bir çoğu , Akp'ye oy verenleri "gerizekalı, koyun, aptallar, cahiller" olarak sıfatlandırıyorlar. Oy oranı %48 gibi gözüküyor ki bu da Türkiye'de yaşayan büyük bir çoğunluğu aptal ilan etmek oluyor. Neden? Sırf onlar gibi düşünmüyorlar diye..

İnsanların kendilerine göre sebepleri olur ve buna nazaran oy kullanırlar. İnsanlar Akp'ye oy atıyorlarsa mutlaka bu konuda bir sebepleri vardır. O kişileri aşağılamak, aptal yerine koymak kimsenin hakkı değildir. Bunca milleti aptal ilan etmekte. Sonuçta bu toprakların üzerinde hep birlikte yaşlanıyoruz.

Kişisel olarak oy kullanma taraftarı değilim. Çünkü demokrasi denilen şeyin varlığına inanmıyorum. Eskiden inanıyordum belki ama artık inanmıyorum. Aslında eskisini düşünüyorum da, "Atam olsa bu günleri görse " diyen insanlar dolayısıyla.. Demokratik bir ülke olduğu iddia edilen ve Cumhuriyetin ilan edilmesinden tam 25 yıl sonra çoklu partili sisteme geçen bir dönemden bahsediyoruz. Atatürk sağlığı boyunca her nedense Cumhuriyeti ilan etmesine rağmen çoklu partili seçim sistemini gerçekleştirmemiş. İlginç değil mi? Ancak 1946 yılında çoklu partili seçime geçilmiş. Aralarda seçimler de olmuş mu acaba?

Her neyse, günümüzün de bundan pek bir farkı yok aslında. Ya Akp'li olucan, Ya Chp'li. Şimdilerde yarışa Hdp'de katıldı sanki. Arada fasülye olarak takılan Mhp'de var. Kimler ne kadar oy almış önemli değil fakat ülke olarak belli alanlara dağılmış durumdayız. İnsanların şimdilerde korkusu Akp bizi kapatacak korkusu. Merak etmeyin Akp sizleri kapatmayacak. Kapatmak isterse de en çok ben ve benim gibi üniversiteye girerken başını açmak zorunda olanlar karşı çıkacak. Ki madem din merkezli bir partiden bahsediyoruz, zaten dinde zorlama yoktur. Fakat bizim zorla başımızı açtığımız günleri unutmamız da mümkün değildir. Sen kenara geç, şu odada başını aç dedikleri günleri de unutmayız, hatta iki sokak ötede açın diyenleri de.. İşte onlar sayesinde sizlerin haklarınızı koruruz. Kimse sizlerin başını zorla kapatamaz. Kapattırmayız.

Seçim sonuçları yavaş yavaş açıklanırken, insanların ilk korkusunun bu olması gerçekten saçma değil mi? Bana da öyle geldi. Bir de "dağdaki çobanla benim oyum bir mi" mantığını kabul edenler çıktı bu sonuçları görünce. Fakat chp iktidara yaklaşsaydı, işte o zaman baş tacı olurdu o aşağıladığınız çoban. Ulan sen kimsin ki çobanı aşağılıyorsun? Çobanın köpeği ol be! Sokaktaki adamı, köylüyü, çobanı aşağılama hakkını sana kim verdi? Atatürk sağlığında "köylü milletin efendisidir" demedi mi? Sen kimsin de köylüyü hor görüyorsun. İşte Akp neden bu kadar fazla oy alıyor biliyor musun? Halka inebildiği için? Halkın içinden insanları teşkilatına alıp, çobanı köylüyü bağrına bastığından. (Tabi olumsuz koşullarda aksi de olabiliyor)

Aferin, sizler böyle insanları gerizekalı görmeye, aşağılamaya devam edin. Sizin gibi olmayan insanlardan öcü gibi korkun. Çünkü onlar sizler gibi düşünmüyorlar. Çünkü onlar farklı seçimler yapıyorlar. Ya da durun, silkelenin. Biz neler yapabiliriz i düşünün. Çoğunluğun ihtiyacı olan sözüm ona demokrasi de o çobana da ihtiyacınız olduğunun farkına varın. Çünkü o çoban sizin koyunlarınızı güdüyor, o çöpçü kapınızdaki çöpleri alıyor, o işçi emeğiyle asla alamayacağı şeyleri üretiyor ve sizin bu yüksek egolarınız yüzünden hala ekmek parası yüzünden madenlerde insanlar ölüyor. Halkımızın refahı ve mutluluğu için birbirimizi aşağılamak, seçimler dolayısıyla etiketlemek değil; saygıya ihtiyacımız var.

Bu yazdıklarımın hepsini tekrar tekrar okuyayım da, yaptığım hatalarımı düzeltmeye çalışayım. Çünkü insan bu dünyaya hata yapıp, düzeltmek için gönderildi. Haydi hepimiz için hayırlı olsun. En başta söylediğim gibi, burada yaşıyoruz, burada yaşlanıyoruz.