14 Ekim 2015

Ivır Zıvır Part 47

Uzun zamandır konuşmadığım bir arkadaşımla konuştum az önce. Konuşmamız bir saat kadar sürdü fakat gel gör ki, benim için 1 dakikaya eş değerdi. Eski arkadaşlar gerçekten çok başkalar. Hiç kimseye benzemezler ve sizleri herkesten iyi tanırlar. Hatta öyle ki anne-babanızdan çok. O yüzdendir ki, onlarla konuşmak bir hayli iyi gelir. Çünkü anneler gibi yaptırımları yoktur.

Un kurabiyesi diye bir şey keşfetmiş bundan yıllar önce bir pastahane. Kim keşfetmişse, iyi ki keşfetmiş. Zira hayatta asla hayır diyemeyeceğim ender şeylerden bir tanesi. Yemelere doyamıyorum. Bu konuda çocukluğuma inmem gerekirse, o zaman da yemelere doyamıyordum. Demek ki 7-70 mevzusu gerçek.

İzleyecek film bulamamaktan eski dizilere sardım. 7 numara, Avrupa Yakası, İşler Güçler, Kardeş Payı bitirdikten sonra Ayrılsakta Beraberiz'e başladım. Düşünün halimi.

Hayır efenim, depresyonda değilim. Ağlıyorsam bir sebebi var.

Geçen gün benzin istasyonundayken gözüme bu mekan takıldı. Dedim içeri girmeliyim. Son 3 yıldır kendi kendimle oturup, kendi kendimle yemek yemeye başlamışken hep kendi kendimle oturmaya karar verdiğimde bir çekince oluyor. Henüz alışmadım sanırım kendi kendimle oturmaya. Alışmak gerçekten zor zanaat. Geçtim, oturdum. Dışarda aniden belirivermiş ve insanları yakasından yakalamış, yaka paça dağıtan bir soğuk, hafif çiseleyen yağmur vardı. Sağa sola koşuşturan insanları seyredebileceğim kocaman bir camın kenarına oturdum. Aslında öğle yemeğinde annemde mantı yemiştim. Olabildiğimce toktum fakat çay içmeliydim orada. Çay istedim. Fincanda ve açık. Yanına iki de poğaça getirmelerini söyledim. Otlu ve patatesli. Mikrodalga fırında ısıttıkları poğaçayı ve çayı servis ettiler. Camın kenarına oturdum. Mekanda çalan müzikler Alternatif Rock'tı. Ama bu müzik türünün ilk ortaya ciddi anlamda çıktığı, ciddi anlamda kaliteli olan parçalar çalıyordu. Ses ne yüksek, ne de çok alçaktı. Allah'ım muhteşem bir ambianstı. Afiyetle yedim, afiyetle içtim çayımı. Sonra biraz daha izledim sokağı. Dışarı çıkarken tabağımı ve bardağımı servis aldığım kadına getirdim. Kadın inanılmaz şaşırdı. İşte ben bunu genelde yaparım. Çünkü evimde de asla yediğim masayı ortada bırakmam. Sokakta neden yapayım ki? Mutfağa girip bulaşıkları da yıkayacak değilim elbet fakat yediğim tabağı, masadakileri ve helede tepsi varsa tepsiyi geri getirmeyi severim. Deneyin, siz de seveceksiniz. Bu paylaştığım fotoğraf ise,mekanda çektiğim fotoğraf. Neyse ki tek başımaydım o muhteşem mekanda. O güzelliği kimseyle paylaşmak zorunda kalmadım.
Fotoğraf iphone ile değil, Sony Xperia Z3 ile çekilmiştir. Deep'e dip not. :)

2 yorum:

  1. :) tek başına bütün mekanın güzelliğini yaşamak. Hep yaptığım şey, kalabalık ortamlardan ziyade sade ve gürültü olmayan ama müziğinde yalnızlığa dost olduğu yerleri severim. Güzeldi.

    YanıtlaSil
  2. Alternatif rock ne güzel bir müzik türü ama değil mi :)
    Yalnız başına başına boş bir mekan da oturmak da çok güzeldir :)
    Takipteyim ^^

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..