21 Mayıs 2013

Evde Filmi (Dans la Masion)



Dün basın gösteriminde izlediğim ve Cuma günü gösterime girecek olan,Yazan ve Yöneten François Ozon'a ait  Evde filmi, olabildiğince akıcı bir senaryoya sahip.Özellikle insanoğlunun "merak" duygusu üzerine çokça gidilmiş ve izlerken sıkılmanızı engellemiş.

Yatalak babası ile yaşayan genç ergen bir parkta karşı evde olanları düşünerek kompozisyon yazmaya başlar. Aslında çekingen ve sınıfın en arka sırasında oturmayı tercih eden genç, yazdıkları ile öğretmeninin dikkatini çeker. Bir şekilde izlediği evin içine girmeyi başaran gencin aslında aile saadetini yakalamaya çalıştığını fark ediyorsunuz.

Film teknik açıdan Fransız gibi kokuyor. Gencin kafasında oluşan karakterlerin lezbiyen veya gey tarzında çarpık ilişkilerinin olması, arkadaşının annesine aşık olması ve hatta aşk yaşamaları olabildiğince rahatsız edici. Kimisine göre cür'etkar olan fakat bence olabildiğince gereksiz ve rahatsız edici sahneler de mevcut. 

Genç eve girdikten sonra ailenin hareketlerini izleyerek olanları yazar, öğretmeni ve eşi ise bunları okuyarak; insanların aslında birbirlerinin evlerinde nelerin döndüğünü ne kadar merak ettiğini ve gözetleme duygusunun ne kadar da can alıcı olduğunu gözler önüne serer.

Filmin sonunun ise aynı radikallikle bitmemesi sizleri hayal kırıklığına uğratabilecektir. Yer yer tansiyonunuzun yükseleceği ve ciddi manada "arkası yarın" cümlesinin arkasını merak edeceğiniz bir film. Fakat ailecek gidip, mutlu ayrılabileceğiniz türden de değil. İyi seyirler..

10 Mayıs 2013

Enteresan şeyler.

Biraz ufaklığımdan bahsedeyim size. Sanırım 12 yaşında falandım. Annemin 2 arkadaşı çocuklarıyla bize gelmişlerdi. Kuzenler falan curcunayız. Oturduk. tüm gün Monopoly oynadık. Balkonda oynadığımız için rüzgara paraları kaptırdık. Üst sokaktaki amcalara laf çarptık falan. Haşarılığın dibinde olduğumuz o gün, annemin arkadaşının yeni tanıştığımız oğlu tikiliğiyle falan hepimizi ezdi. Çok fena havalı bir tipti. Taa ki annesi eve gideceklerini söylediği ana kadar. Benden 3 yaş büyük olan çocuğa annesi dönerek "Çişini yaptın mı oğlum? Bak yolda yine çişin gelmesin" dedi. Biz kuzenlerle birbirimize bakıp öyle kahkahalar savurduk ki etrafa. O çocuk ismini vermek istemediğim bir futbolcu şu an. Peşinde bi'sürü kız olanlardan hani. Geçen gün yine aynı ortama girdik. O konuştukça aklıma hep o olay geldi. İçimden bi' ses; "havan kime olum?" deyip sustu.

Geçenlerde bi'yerde görevliyim. Bir hatunla muhabbete daldık. Birbirimizi çok sevdik muhabbet esnasında. Aniden durdu ve yaşımı sordu. Nereli olduğumu da sorduktan hemen sonra "Heh bizde abime tam da senin gibi bir kız bakıyorduk. Sizi mutlaka tanıştırmalıyım. Burada bekle" dedi. Neye uğradığımı şaşırdım. Bakıyoduk derken? Sanki kavun karpuz seçiyor :S Hee, ben hemen oradan kaçtım. Program bitmeden arkama bakmadan uzaklaştım. 

Bugünlerde zulüm gören ne varsa ve bunun için bir eylem yapılıyorsa; orada kendimi buluyorum. Çok aktivist oldum ben. İşin en güzel kısmı ise, iç huzuru bulmuş olmam. Sanırım benim işim bu!

İş dedim de aklıma geldi..




2 Mayıs 2013

.

Kısa yazıyorum, az konuşuyorum, çok düşünüyorum, çok dalıyorum. Farkında mısın ki? Bırak her şeyi bir kenara yalnızca "sev beni" desen.. Çok ağır be. 

"Yağmasın yağmur yüzüne
Değmesin rüzgar tenine..
El değmesin eline..
Benden başka.."