13 Haziran 2013

Çapulcu, çapulsuz herkes okusun!

Günlerdir elimde tuttuğum bir fotoğraf karesiyle izliyorum, televizyonlardaki Gezi Parkı eylemcilerinin ‘masumiyetini’ anlatan haberlerini.

Esprili çocuklarmış!
Çevre duyarlılığıymış!
Yaşam tarzına müdahaleymiş!
Erdoğan diktatörmüş! AK Parti demokrasi konusunda samimi değilmiş!
Elimde 25 yaşında bakmaya kıyamayacağınız kadar masum, gencecik bir anne ve altı aylık bebeğinin fotoğrafıyla izliyorum olan biteni.

‘Efsane’ demiştik ‘Provoke amaçlı uydurma haber’ demiştik ‘Özür dileriz’ diyeninden...
Gezi’si de batsın Topçu Kışlası da, böyle bir gözü dönmüşlüğü artık savunmamız mümkün değil diyeninden Gezi Parkı masumiyetini yitirmiştir diyenine...

O gencecik anne ve altı aylık bebeğiyle savcılığa suç duyurusunda bulundukları günün akşamında buluştum.
Genç anne ‘biliyor musunuz bebeğime bile acımadılar’ diyor utanç içerisinde yüzüme bakmadan.
Gözlerini bir yere sabitledi hiç ama hiç yüzüme bakmadan, kısık bir sesle, sanki çok gizli bir şey anlatıyormuş tedirginliğinde anlatmaya başladı.

“Ağaçlar kesilmesin Taksim’e AVM yapılmasın diyerek bir grup duyarlı insanların Gezi Parkı’nda eylem yaptıklarını biliyordum. Arkadaşlarımla birlikte Cumartesi günü Adalar’a gitmeyi planlamıştık. Gittik. Ve Adalar’da olduğumuz için gün içerisindeki gelişmelerden haberim olmadı. Telefonumda şarjım bitmek üzereydi, eşimi aradım ve geleceğim saati söyledim kendisine. Tam tahmin ettiğim gibi vapurdayken şarjım bitmiş. İskelenin oradan bir telefonla eşimi arayıp geldiğimi haber verdim o da yolda olduğunu söyleyip iskelenin karşısına geçmemi söyledi.
O esnada Kabataş’taki kalabalığı fark ettim. Gezi Parkı eylemcilerine destek eylemi olduğunu düşündüm.

Elimde bebek arabası yolun karşısına geçtim.Ve beklemeye başladım.
Bir anda ‘Bakın Tayyip’in ...... burada gelin onu...’ diyen sesler duydum ve arkama baktığımda 25-30 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim kadınların bana karşı öfkeli bakışlarını görünce benden bahsettiklerini anladım.
Ne olduğunu anlayamadığım bir anda üzerleri çıplak, elleri deri eldivenli, başlarında tuhaf bantlı 70-100 kadar adamın ortasında kaldım.
Bir kadın “Ne geldiyse bu ülkenin başına bunların başörtüsü üzerinden geldi vurun şuna” deyince, bir adam arkamdan tekme tokat vurmaya başladı.
Sonra bağırmaya başladılar. Devrim yaptıklarını, ihtilal yaptıklarını, ülkeyi bize teslim etmeyeceklerini, Erdoğan’ı asacaklarını, Erdoğan’ı da hepimizi de tek tek .....
Bir taraftan “Bu üllkenin gerçek sahibi biziz anladınız mı ulan” diye bağırıyorlar, bir taraftan tekmeliyorlardı.
‘Kutsal başörtüymüş, görün bakalım kutsalı size neler yapacağız’ diyerek aklınızın bile almayacağı şekilde küfrettiler, vurdular, vurdular... ‘Asacağız Erdoğan’ı anladın mı’ diye bağırdılar.
Hangi birini söyleyeyim nasıl anlatayım yaptıkları küfürleri. Bir amcaydı sanırım müdahale etmeye çalıştı onu da öldüresiye dövdüler kızıyla birlikte.
Sonra uzaklaştılar. İnönü stadına doğru uzaklaştılar. O sırada tamamen kendimi kaybettim. Ondan sonra ne olduğunu hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde üzerim idrar kokuyordu. Yerimden kalktım bebeğimi bulmaya çalıştım.

Artık haber dinleyemiyor
Bu genç gelin İstanbul Bahçelievler ilçe Belediye Başkanının gelini Z.D.
Hiç oraya buraya olayı çekmeye çalışmayın. Bu vahşeti yapanlar, o genç anneye bir siyasetçinin gelini olduğu için yapmadılar.
Olay yargıya intikal etti.

Valiliğin emniyetin elinde mobese kayıtları mevcut. Her saat başı yıkanma ihtiyacı hissediyor. Dışarıya çıkamıyor. Altı aylık bebeği sütten kesildi. Televizyonlara bakamıyor. Gezi Parkı eylemleri deyince panik atak geçiriyor. Yaşanan vahşet sadece bu olsa birkaç marjinal ortalığı provoke ediyor der geçeriz.

Ama öyle değil.

Bugün Gazetesi’nden Zeynep Ceylan’ın başörtülü ablasına metroda ‘Ben senin gibi böceklerle savaşmaktan geliyorum’ diyerek tekme tokat saldırıp küfredildi.

Bu olayda yargıya intikal etti.

Eski AK Parti Güngören ilçe başkanı Abdullah Başçı yine Gezi Parkı eylemlerine destek veren gruplar tarafından aynı sebep ve öfkeyle boğazından bıçaklandı.

Bu olay da yargıya intikal etti.

Ve yargıya intikal etmeyen ‘Tayyip’i asacağız bu ülkeyi size bırakmayacağız’ diyerek dövülen, küfredilen onlarca başörtülü kadın. Şimdi kalkıp bir kez daha Gezi Parkı eylemleri masum, burada başörtülü, başörtüsüz, dinlisi dinsizi her görüşten, inançtan insanlar buraya toplanıyor bizim bir tek amacımız özgürlüklerimiz desenize.

Gezi’deki gençleri arkasına alan gözü dönmüşlere rağmen sustuk. Çünkü o gözü dönmüşlerin, ülkeyi kaosa sürüklemek adına o gençlerden birkaçını dahi hiç acımadan öldürebileceğini gördük ve ÜLKEDE BİR İNFİAL OLMASIN DİYEREK SUSTUK.

Susmak, konuşamamak ne zormuş Rabbim diyerek sustuk hem de...

Nihayet...

Salı günü Başbakan Erdoğan AK Parti grup toplantısında ‘Çok önemli bir yakınımın gelinini yerlerde sürüklediler’ deyince yeniden ağlamaya başladım. Geçen hafta Abdülkadir Selvi’yle telefonda konuşmuştuk. Sarsıla sarsıla ağladığımı hatırlıyorum. 

Darbe hezeyanlarına tutulmuş çapulcular, sizi bırakın CNN’i İnterneyşınılı gelse kurtaramaz.
Menderes’i ASTINIZ, Özal’ı ZEHİRLEDİNİZ ama Erdoğan’ı YEDİRMEYECEK bu halk size...

(ELİF ÇAKIR) Devamı ve ayrıntılar için : Buyrun

Bu yazıyı okuyunca benim kanım dondu sayın izleyici. Duyarlı (!) dediğimiz insanlardan hiç bir tepki görmedim. Hatta haberi aşağıladılar. Saçma buldular. Ve hatta gereksiz buldular. Anlam veremedim..

Baş örtüsü dolayısıyla bi'sürü yazım oldu blogumda. Ne kadar ötekileştirildiğimizi, nelerle uğraştığımı falan hep anlattım. Kimsenin elinden içki şişesi alınıp yere vurulup kırılmadı ama ben her iş görüşmemde; "Büşra hanım tam istediğimiz gibisiniz fakat başörtüsü olmaz. Onu çıkarırsanız bilmem kaç lira maaşa alabiliriz sizi" dediler. Beni parayla satın almak istediler. Benim kimliğimi.. Evet kimse bana saldırmadı belki ama hayır, saldırdılar..

Nişantaşında Reyhanlı patlaması sonrası Suriye konsolosluğu önündeki eylem dolayısıyla tanıştığım çarşaflı arkadaşa ne demeli? "O kadar huzursuzum ki burada, az önce bana ninja bile dediler" dedi. Neler gördük biz, neler duyduk. Yanımda Nişantaşı'nda yürürken "Bunların burada ne işleri var?" dendi. Umursamadım. Çarşaf benim için çok başka bir yerdeydi çünkü. Hele de benden 4 yaş küçük bir genç kızın çarşafıyla kendini örtmesi çok daha başkaydı. Fakat kızcağız ağlamaklı ve koşar adımlarla otobuse atladı. Bir "Allah'a emanet ol" diyerek..

Biz hep birbirimizi Allah'a emanet ettik. Gezi parkı olaylarında birbirimize dualar, yasinler ve hatta gece namazları teşviki gönderdik. Direnişçi destekçisi arkadaşım dalga geçer bir dille "Dua ile çözersiniz zaten bu işleri siz ancak" dedi. Dua da nesiymiş? Ne alakası varmış.. Biz her işimizi dua ile önce Allah'a iletiriz oysa ki. Çünkü biliriz ki "Ol" demeden olmaz.

Gezi parkı eylemlerinin veya direnişlerinin artık çok başka boyutlarda, insanları ikilemeye sürdüğünün farkına varamıyor musunuz? Elin Amerika'lısı, senin Gezi Parkı'ndaki ağaç için yürüyüş yapıyorsa hiç mi düşünmüyorsun bunun altındaki bit yeniğini. Neyin direnişi bu? 

Hee bir de Gezi parkında başörtülü tipler var. Antikapitalist müslümanlarmış. Bunu söylerken bir de ellerinde iphone'ları var. Utanmadan! Kapitalizm neymiş önce bir oturup araştırıp, sonra başına anti'sini koysunlar. Zaten müslüman insan kapitalizmden uzak durmalı evet, fakat ellerinde iphone'larla, başında o saçlarını ve kulaklarını gösterdiğin marka kokan şalla, elinde Lois çantanla falan sen kapitalizmin annesi gibi duruyorsun zaten. Hatta mis gibi kapitalist kokuyorsun. Ve antikapitalistim diyerek hiç samimi olmuyorsun, kusura bakma.

Sonra bir de oraya yemeye içmeye gidenler var. Yani Gezi parkına. Bildiğin "yemek bedava, içki bedava, sigara bile bedava" muhabbetlerini duydu bu kulaklar. "Akşam takılmaya gidiyoruz işte, karı kız falan." da duyduk. Fotoğraf çekmeye gitmeye çekindim sayın izleyici. Olur da oralarda görünürüm. Oradaki insanlara destek verdiğim falan sanılır diye. Hayır, destek vermiyorum! Direnişçi değilim ben. Çünkü olay orada ağaç değil. 

Direkt yer vererek söylüyorum: Nurtepe'de arkadaşın kardeşine de saldırdılar "Tayyip'in köpeği" diyerek. Bizim başörtümüzü siz siyasete alet ettikçe, başörtümüzle bizleri fişledikçe; biz uzak kalacağız. Çünkü bizim derdimiz siyaset değil. Allah rızası. Dedik ya biz birbirimizi Allah'a emanet ediyoruz. Biz Allah rızası için bir yerlerde bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ve tek şey istiyoruz: Saygı.

Artık dağıtın üzerimizdeki o kara bulutları. Bunu sizler yapın. Çapulcular, çapulsuzlar.. Her kimseniz ver her ne iseniz.. Biz bu topraklarda yıllarca birlikte yaşadık. Kardeş kardeşle kavga eder, sonra aynı odayı; aynı mutfağı, aynı tuvaleti paylaşmak zorunda olduğundan olsa gerek; tekrar barışır. Biz de bu topraklarda her şeyimizi paylaşıyoruz. Paylaşacağız da. Bırakın her şey kavga-gürültü-karmaşa ile olmasın da sevgi-saygı-hoşgörü ile olsun.  

18 yorum:

  1. Fitne zamanı oturanın ayakta olandan hayırlı kabul edildiği hadis-i şerif üzere hareket ediyoruz biz ama bazılarınca "koyun" diye adlandırılıyoruz.Hayır! Biz koyun değiliz. Allahu teala "İmhal ederim (geciktiririm) ihmal etmem " buyuruyor. Amenna,zamanını bekliyoruz. Bizim ilk gençliğimizde dedikleri gibi; zalimler için yaşasın c...

    YanıtlaSil
  2. Canım ya...

    O kadar samimi yamzışsın ki seni yine senin yaşadıklarını yaşamış olanlar candan hissederek anlar..Diğerleri neden bilmem anlamak için bakmaz/okumaz...Diyecek o kadar söz var ki insanın boğazına düğümleniyor...Rabbim en güzel adalet sağlayandr biz O'na sığındık ...

    Sevgiler..

    Daha güzel günlere inşaallah...

    YanıtlaSil
  3. sevgili Büşra Bayram,
    bu olayın yaşanmış olma ihtimali ilk duyduğumdan beri, bir gezi direnişi destekçisi olarak benim de kanımı donduruyor, inanın.
    ve inanın ki, biz de inançsız değiliz, biz de kendimizi ve birbirimizi allaha emanet ediyoruz, bizler de allaha sığınıyoruz.
    öfkeli bir halde bu olayı gezi direnişçilerinin tamamına atfetmek doğru değildir. ve bizi sadece daha fazla ötekileştirmeye götürür...
    pek çok kesimden insan çok acı yaşadı bu topraklarda, başını örten de aşağılandı, açık giyinen de...
    hepimiz yaşadık bu küçük düşürülmeleri maalesef...
    gezi parkına yemeğe içmeye eğlenmeye arkadaşa edinmeye gelenlerin olması mümkündür. bu durum, bu hareketin tamamının yanlış olduğunu göstermez.
    inanın biz de tüm insanların hak ettiği gibi saygı istiyoruz. önemsenmek, dinlenmek, çoğunluğun içinde değiliz diye değersizleştirilmemek, "bunlar çapulcu, bunlar alkolik, bunlar marjinal, bunlar şöyle yaparlar" diye önyargılı yaklaşılmamak ve ötekileştirilmemek...


    YanıtlaSil
  4. Sevgili ezgi, yorumun için öncelikle teşekkür ediyorum. :)
    Şu an orada olan herkesin o kesime destek verdiğine inanıyorum. Çünkü söylediğimiz gibi, artık orada amaç ağaç ı aştı. Çok başkalaştı. Orada yapılan bir araştırmayı söyleyim. "En iyi lider kimdir?" sorusuna %50'ye yakın Atatürk deniyorken %35 kadar falan Apo denmiştir. Yapılan görüşmeler sonucu bi sürü araştırmalar yapıldı. Şu an orada karmaşıklık çıkarmaya çalışan bi sürü insan var. Ve diyoruz ki, hayde eve dönelim :))

    @Pabuç, ben daha neler yaşadım neler.. Bugün özellikle :)) Anlatırım bir ara.

    @Adsız, çok doğrusun, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  5. Allah belalarını versin vuranların !
    müslüman bir ülkede yaşadıklarını unutup, başörtüye düşman olanlardan nefret ediyorum. Sanki kurtuluş savaşı zamanındaki ninelerimiz , annelerimiz avrupa sosyetesine üyeydi ! sanki kendilerinin bu ülkeye çok faydaları oldu da o gitsin bu gitsin diyorlar ! reziller..

    YanıtlaSil
  6. Elıne saglık canım harıka bı yazı olmus her kelımesıne katılıyorum
    Allah sonumuz hayr eylesın

    YanıtlaSil
  7. Henüz olayların başında bir zat-ı muhterem zaten olayların iç yüzünü açıklamıştı.

    ''Olay Gezi Parkı olayı değil.Hala anlamadınız mı ? '' demişti.

    Eee ne diyelim Allah herkese hakettiğini versin...

    YanıtlaSil
  8. şu sıkıntı bi bitse artık ve hiç kimse bi daa üzülmese bu konuda.

    bi de şu park park olarak kalabilse.
    her türlü düşünce direniş vb.den bağımsız olarak, o minik park, bir nefes alanı olarak kalsa, ağaçlar kesilmese o park başka bişiye dönüşmese ya.
    :)

    YanıtlaSil
  9. Yaşanan süreçden yine en çok etkilenen en çok zarar gören yine başörtülüler oldu ne kadar acı dimi!
    Her olay nasıl oluyorsa birşekilde başörtüsüne bağlanıyor.
    Biz milletçe bence demokrasiyi kavrayamamışızki hala bu basit tartışmalar için kendimizi paralıyoruz.
    Olay gezi parkı değil arkadaş anlasana diyen Mehmet Ali alborayı biz çok önceden anlamıştık aslında ama orda gerçekten ağaç ve özgürlük için direnen bir kesim vardı.Artık mevzu ağacı aştı ama orda durmanın anlamı başka amaçlara hizmet etmektir.

    YanıtlaSil
  10. Açıkçası ben bu olayın doğruluğuna inanmıyorum. Köşeye sıkışan hükümetin taraf toplamak için uydurmuş olduğu bir olay. Eğer gerçek ise de cidden üzülürüm. Çünkü her şeyden önemlisi bir insanı bir bebeği linç girişimi var ki bunun hiç bir haklı tarafı yok. ama bu olayı da bütün hakkını arayanlara mal etmek de yanlış

    YanıtlaSil
  11. Bu haberin yalan olduğu söylendi. Hatta anne çıkıp konuşmuş. Öyle birşey yok diye. İzlemedim, amcamın yalancısıyım:)

    YanıtlaSil
  12. ne güzel dimi klavye başından bunları yazmak. Bende ekleyeyim bari bir yorum Hucurat 6- Ey iman sahipleri! Özü sözü bozuk birisi size bir haber getirdiğinde, hemen araştırıp inceleyin/delil arayın! Yoksa bilgisizlikle bir topluluğu suçlar da yapmış olduğunuza pişmanlık duyar hale gelirsiniz.

    YanıtlaSil
  13. Karapaks, yazımı okuduğuna emin misin?

    Akif, yazımı okuyup bilinçli olarak bu yorumu yazdığına emin misin?

    Lily, haber yalan değil. Aksine çok gerçek. Üzeirne bi kaç haber de yazdım yazının devamında fark ettiyseniz.

    YanıtlaSil
  14. Allah c.c senden ebeden ve daimen razi olsun. Ellerin ve yüregin dert görmesin. Yani bunca sey oluyor her gün din imandan bahseden bloggerler biranda sus pus oldular. Asil bugünlerde yazmalilardi. Cok dogru ve yerinde olan bu yazin icin cok tesekkür ederim.
    Duayla...

    YanıtlaSil
  15. Çok vahşi bişey bu anlattıkların, türbanlı olsun olmasın hangi canlıya yapılırsa yapılsın bu insanlık değil. Yalnız Erdoğan gittiği her yerde papağan gibi tekrarlamasına rağmen ben daha bir tane bile görüntüye ulaşamadım.Olayın geçtiği yerde mobese var ama görüntü yok, ayrıca polise intikal eden herhangi bir DNA da yokmuş. Bugün bir köşe yazısında aynını okudum hatta. Gerçi kameraların yakın çekim gösterdiği cinayete bile bişey yapmayan devlet, kameranın çekmediğine ne yapabilir, orası da ayrı bir konu. Kısacası kendi adıma söylüyorum, böyle bişey yapılmışsa yapanlar cezasını bulsun. Koca stattan tek bir kişiyi soyuna sopuna kadar tespit eden bir polis gücü bunu da halleder eminim. Ama böyle bişey yok ve uyduruluyorsa bunu uyduranların da Allah cezasını versin. Çünkü herkesin herşeyi dediği bir ortamda, müftüye bile kara çılındığı bir ülkede artık sadece söylenene inanmak saflık oluyor biraz.

    YanıtlaSil
  16. Vay be ne vahşiymişiz. Kendimizden iğrendim. Bakın ne diyeceğim bence;
    Japonya ya atılan nükler bombalarda,
    Bosna katliamında,
    Dünya savaşlarında,
    Moğol istilasında,
    Afrika daki yoksullukta,
    ... Velhasıl tüm insanlık suçlarında bu vahşilerin parmağı var.
    Kendimden kaçasım var be.

    Not: Bu arada mahkeme falan herhangi bi gelişme olmadı yoksa olayın aslı farklıydı da hükümet megafonu medyanız mı çarpıtıp evde tutulanları kandırdı. Gerçi sizin hükümetin yalanı bile mübarektir. Bazılarına göre.

    YanıtlaSil
  17. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  18. Belden üstü çıplak,
    elleri eldivenli
    alınlarında bantlar olan
    50 -100 erkek!
    (50 mi, 100 mü arada bayağı fark var)
    ellerinde deri kırbaçlar da olsaymış


    Bunlar özel bir Tarikat filan mensubu mu? bir fantezi yaşamak için sokağa mı çıkmışlar?

    hala kimse kanıtlayamadı bu komik iddiayı akpl'lilerden iyi senaryo yazarı çıkar.
    Sen akıllı cin gibi bir kızsın buna inandığını sanmıyorum neyse...:))

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..