17 Nisan 2013

Sosyal Medya Aldatmacası


Sosyal medyayı tanımlamamız gerekirse;  kişinin kendi ürettiği mesajı yayınladığı ve paylaştığı her türlü platformun genel adıdır. Kişiler kendileri ürettiğinden olacak ki yollarından sapmakta, olmadıkları gibi olmakta ısrarcıdırlar. Durun anlatıyorum:

Olmadığı kişi gibi görünme:  Sosyal medya da insanlar olduklarından uzun, olduklarından zayıflar.. Herkes ilişki koçu. Hepsi çok güzel. Hepsi inanılmaz iyi. Sanırsın ki hiç tuvalete gitmiyorlar. Hepsi birer kahraman. Yardımsever, iyilik timsalleri. Ya da çok fazla müslüman. Kendisiyle alakası olmayan programlarda boy gösterme amaçlı koşuşturmalar. Herkes sosyal medyada fazlaca duyarlı. Yolda düşen bir adamı görse, dönüp elinden tutup kaldırmaz; fakat adamın teki yanlış mı yapmış, onu yerden yere vurmayı kendine bir vatandaşlık görevi edinir. Ya da birine yardım etmez asla (anne-babası dahil) fakat yardım kuruluşlarının twitlerini RT etmekten asla geri kalmaz. Sanırsın yardım kuruluşunun genel başkanı.

Aniden Galeyana gelme: Gün geçmesin ki sosyal medyada bir olay daha patlak vermesin. Ve sonra o olayı anlamadan bilmeden, sırf moda diye altını üstüne getiren bi sürü klavye kahramanı ile karşılaşmayalım. 

Fotoğraf aldatmacası: Bunca yıldır fotoğraf çekiyorum, ben anlam veremedim abi şu fotojenik çıkma olayına. Misal, hatuna bakıyorsun -ki genelde hatunlarda oluyor bu: bakmaktan vazgeçiyorsun. Paylaştığı fotoğraflara bakıyorsun ki, kendisiyle uzaktan yakından ilişkisi yok. Çok masumane. Çok tatlı. Çokça güzel. Ve işin en kötü kısmı ise photoshop kullanıldığının o kadar da belli olması: şekil 1a benim blogun duvar fotosu.

Laf sokmalar: Bir cümle yazıyorsun, yazıyorsun ama yazdıktan sonra "acaba kim alınacak" diye beklemeye başlıyorsun bir noktadan sonra. En çok da kendimden biliyorum. Çok fazla insanla içli dışlı olmasamda, tanışıklığı olan bir insanım. Çok da konuşurum zaten. Konuşmalardan etkilenip bir cümle atarım ortaya. Olmadık yerlerden olmadık alınmalar çıkar karşıma. Abi senin ne alakan var o olayla diye açıklamaktan göbeğim çatlar. Sonra anladım ki normalde insanlarımız eski sevgililerine laf sokmak, sinir oldukları birine laf atmak için falan kullanır oldu sosyal medyayı. Hatta hangisi alınacak diye düşünür oldular da, genele atıp; özele gönderme konusunda tümdengelim hakkında ihtisas yaptılar. Veyahut görmüş geçirmiş insanlara sosyal ortamda laf çarpmayı amaç edindiler. 

Sosyal medyayı iyi yönde kullananlar da var elbet. Durun ben kötü yanlarını sayıyorum daha. Yalan söyleyen milyonlarca insanlardan sadece bi'tanesiyim sonuçta. Başka cümleleri alıp "tırnak" içinde kullanmayan insanlar gördüm. Benim cümlelerimi başka yerlerde de gördüm. Sevindim ne yalan söyliyim. Sonuçta benim o cümleler, ben biliyorum, ohh canıma değsin.

Ne demiştik? Sosyal medyada kimse kendisi değil. Evliler bekar, bekarlar evli, evsizler dul, dullar çocuklu, çocuksuzlar evsiz gibi bi sürü paradoksa sürükleyebiliriz konuyu. Olduğu gibi görünmekten korkan insanlar başka kimliklerin arkasında gizleniyorlar. Değişik isimler alıp, farklı kişilikler yaratabiliyorlar. (bu lafımı sosyal medya uzmanı olanlar, yani olayı uzmanlaştırarak yapanlar alınmasın lütfen.) Bak her yazdığımdan gocunur oldum. Belki de bu yüzden korkuyorlar. Onlarada hak vermek lazım. Fakat madem öyle bir derdin var, neden kendine ait bir adresin, millete laf sokmak için ikinci bir adresin var. Hadi twitter'ı anlarım.Zira benim için orası hala el değmemiş, pardon kro görmemiş bir yer. Gelselerde tutunamayanlar romanına uygun bir biçimde çekilip gidiyorlar. Fakat facebook'ta birden fazla hesabın neden var arkadaşım? Neyin peşindesin? Hele ki nette tanıştığı insanları ayrı adreslere, normal arkadaşlarını ayrı adreslere ekleyen insanlar bilirim ben. Neyin kafasıdır çözemezsiniz , ben şahsen çözemedim.

Yahu hazır sosyal medya demişken şu cümleyi etmeden bitremicem konuyu. "Allah'ım sen bizi aynı hesabı kullanan sevgililerle imtihan etme". O nedir abi ya? Bu aldatmanın anası ve hatta babası. Şimdi atıyorum: "Ahmet Ayşe Yılmaz" (bunlar işte çift olan şahısların ortak adresi) sana yazıyor dese Facebook'ta ben bi saat düşünüyorum. Acaba yazan Ahmet mi yoksa Ayşe mi? Ayşe'yse neden yazmış, neden böyle konuşuyor. Ya da fotoğrafıma yorumu atan hangisi? Geçen laf sokmuşlar bir fotoğrafımızın altına, ikisiyle de yüz yüze geldim böyle çiftli adresi olan arkadaşların; ikisi de inkar etti. İkisi de yazmamış. Al bir de buradan yak!

Sosyal medya kullanıyorsanız ayağınızı denk alacaksınız. Haşır neşir olmadan, kendinizi kaybetmeden, düzgün, seviyeli konuşacaksınız. Hee bu arada twitter da falan yazılanlar yüzünden hapis cezası falan çok saçma geldi bana. Eğer ortada bir insanın ayıbı varsa, örtelim. Örtemiyorsakta ayıplayalım. Millet birbirini öldürüyor, ilk önce onların cezasını verelim. Sonra düşünceleri ceza ile değil, konuşarak değiştirelim.

Kendinize iyi bakın millet. Sosyal medya hakkında ne zaman yazsam başım yanıyor. Şimdi bu yazıdan bi'sürü alınan, bi sürü gücenen olacaktır mutlaka. Bezdım da bezdım!

6 yorum:

  1. eline sağlık.anlarlarmıki

    YanıtlaSil
  2. Sonuna kadar katiliyorum size. Zaten alinanda gücenende demekki kendilerinde varki anlattiklarindan o yüzden yediremiyorlarki demekki gücenip aliniyor ve laf sokuyorlar. Bu kadar güzel bir yaziya kim ne diyebilirki.

    YanıtlaSil
  3. Güzel yazmışsın. Bize diyecek bişey bırakmamışsın:)

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..