7 Ocak 2013

Kıskanmıyorsan yoksun!



Mevzu budur. Tıpkı düşünüyorum o halde varım gibi. Kıskanmıyorsanız eğer, yoksunuzdur. Olmamalısınızdır. Zira seven inanır, seven kıskanır..

Kıskançlık; bazı ileri görüşlü, medeniyet düşkünü diye tabir edebileceğimiz ve batının yalnızca kötü yönlerini alan insanlar için son derece gereksiz bi'şeydir. Evet ama biz batılılar gibi domuz eti yemiyoruz ki! Yemiyoruz değil mi?! Zira yapılan araştırmalara göre, domuz eti yemenin faydalarından bi'tanesi de domuzlaşmakmış. Ve kainatta kıskanmayan tek canlı da domuzmuş. Olay bu kadar sert.!

Kıskançlığımın aşırılığından da dem vuracağım birazdan. Hiç ile çok arasında bulunan o muazzam çizgi de asla olamadım ben. Keşke olabilsem. Aşırılıkları sevmez oysa benim dinim. İnancım. Kendime bir çeki-düzen vermeliyim.

Çok kıskanan insan nasıl mı olur? Benim gibi bunaltıcı derecede çok kıskanç olur. Hee, sevdiğini kıskanır insan. Sevmediğini, tabiri caizse, yoldan geçen herhangi birini neden kıskansın ki? Bence kıskançlık tamamıyla paylaşımsızlıktır. Sevdiğini başkasıyla paylaşamazsın ki bu da egoizme bağlanabilir. Her fırsatta insanın fıtrat gereği egoist olduğunu söylediğimi de biliyorsunuzdur zaten. Zira öyleyiz. Egolarımızın tavan yaptığı o muazzam durumda ise kıskançlık karşımıza çıkan muhteşem engel.!

Çünkü kıskançlık yalnız gelmiyor. Kuşku ile düşüyor insanın beyni ile kalbi arasında varsayılan o bağların içine, sonra içine de etmeden bırakmıyor. Hep düşünceli hallerde ve hep o asla ağzımıza sığmayacak olan fakat her abartmada kullandığımız 32 dişin sıkılmasına sebep oluyor. Dişlerinizi sinirden sıkıyorsunuz evet.! Kıskançlık siniri,stresi de yanınıza getiriyor. Sonrasında karşınızdaki insancıklara da kötü davranmaya başlıyorsunuz. Ne zaman ki yoruluyorsunuz bu durumdan; işte o zaman ne sevgi kalıyor, ne güç; terk edip gidiyorsunuz.

Kıskançlığın anatomisini okumadınız sayın izleyici. Kıskançlığın insanı ne kadar saçmalatabileceğini okudunuz. Zira seven insan kıskanır. Sevdiğinin başkasıyla tokalaşmasını bile kaldıramaz, o derece. Bırakın tokalaşmayı, bazen öyle bir duruma gelir ki bu sevgi çılgınlığı ; yolda yanından geçenlerden kıskanırsınız. Evet, hastalık derecesi bu. Ve tabi belli bir noktadan sonra "Acaba ne düşünüyor?" un hemen ardından "Acaba başkasını mı düşünüyor?" dersiniz. Zira aldatmakta alınmayan bir hediye gibidir. Düşünmek yeter.

Eğer kıskançlığınızın tavan yapmasını istemiyorsanız, karşınızdaki insanların üzerine fazla düşmeyiniz. Fazla düşünmeyiniz. Çok fazla kendinizden ödün vermeyiniz. Çok fazla bağlanmayınız, bağlatmayınız. Her hali düşünüp, ona göre adımlarınızı atınız. Vazgeçemeyeceğiniz kişi ise karşınızdaki, alınız karşınıza; insan gibi konuşunuz. Kendi kendinizi yiyip, bitirmeyiniz. Tüm nedenlerinizi anlatıp, sonuçlarınıza varınız. Ve en son da diyiniz ki; kelliğin ilacı var mıdır? Ve hiç kıskanmayan insan yoktur.

5 yorum:

  1. Canım benim yaaa, yani yorum yazayım diye kendimi zorluyorum ama, bu konu hiç bana göre değil:)
    3 çocuktan sonra gözüm kimseyi görmediği gibi, eşimin gözününde kimi gördüğüyle ilgilenemeyecek kadar dolu bir hayatım var:):):)
    Bu konu gençleri daha çok ilgilendiriyor, benden geçmiş beee:)
    Canım sana iyi kıskanmalar. Ben hele uşaklarımı büyüteyim, sonra kaldığım yerden devam edeceğim:)

    YanıtlaSil
  2. Kıskançlık stabil değil aslında. Bazen içten gelen bir durum, bazen güvensizliken kaynaklanıyor. Ya zamanla geçiyor yada tırmanıp kötü bir duruma yol açabiliyor. Ama dozunda kullandıkça iyidir...

    YanıtlaSil
  3. can yakıyor güven kırıyor araya mesafeleri sokuyor birden uzaklaştırıyor, kızdırıyor, üzüyor, en cokta yıpratıyor..olmaz olsun kıskançlık.. insan sevdiğini sakınır saklar.. kıskanmak artık daha cok güven eksikliği galiba..

    YanıtlaSil
  4. Bu konuda herkesin bir acısı vardır diye düşünmüştüm oysa yazarken. Ben kadar acınası durumda olan yok mu şimdi buralarda :) :D Ben her sevdiğimi kıskanacak kadar manyağım misal :/

    YanıtlaSil

Bi sesin çıksın..